12.04.2021, Pazartesi
4 °C / 17 °C Denizli Hava Durumu

Mor hikaye/lavanta

Zeki Akakça / D20HABER - 27 Mart 2021 Cumartesi - 09:00 Mor hikaye/lavanta

Lavanta sadece bir çiçek değildir. Kimilerinin duygusuna tercüman, kimilerinin gönlüne fermandır. O; mor rengiyle dünyayı boyayan, seyredeni sarıp sarmalayan, gizemli havasıyla alıp başka diyarlara uçurandır...

A- A+

Çok uzaklardan uçup gelen kelebeklerin konduğu, rengine anlamlar yükleyen sevgililerin durağı, kokusundan sarhoş olanların başka dünyalara uçup gittiği mekanlardır lavanta bahçeleri.

Lavanta; Akdeniz ikliminin baskın olduğu coğrafyalarda varlığı bilinen, birçok türü olan süs bitkisidir. Bunun yanında bu özel bitki kozmetik ve ilaç sanayinin de hammaddesidir. Özelikle yağı çok değerlidir. Eski çağlardan bu yana tıp alanında da kullanıldığı bilinmektedir. Günümüz de ise en çok Fransa’da yetiştirilmekte ve işlenmektedir. Fransa dışında üretilenler de mamul ya da yarı mamul olarak bu ülkedeki işletmelerce satın alınmaktadır. Bu nadide bitki ile ilgili teknik konulara daha fazla dalmadan ülkemize, sonra da ilimize gelerek bu özel çiçeğin macerasından başlıklar paylaşacağım.

Lavantanın türlerinden ya da alt türlerini bazıları bizim coğrafyamızda doğal olarak bulunmaktadır. Özellikle Antalya, Muğla, Aydın ve İzmir kırsalında farklı isimlerle bunlar bilinmektedir. Karabaş otu olarak bilinen bitki ise bunun en bilinenidir.

Lavantanın bizim bölgemizdeki macerası yakın zamanda Isparta ili, Keçiborlu ilçesi, Kuyucak köyünde başlayan Mor Hikaye’dir. Bu macera farklı rivayetler ile anlatılır. En çok bilineni ise, yıllar önce Fransa’ dan gelen bir gurbetçinin Lavantayı bahçesinde yetiştirmeye başlaması ile başlar. Sonraki yıllarda başkaları da bunu diker ve küçük bahçelerde denemeler yapılır. Bölgede gül yetiştiriciliği de yapıldığı için işlemesi denenir. Özellikle yağ çıkarma ya da satma çabaları görülür. Ancak miktarın az olması nedeniyle pazar bulmak kolay olmaz ve kenara itilir.
Tam olay kapanmak üzere iken bir proje ile konu tekrar gündeme getirilir. Kırsal turizm, kırsal kalkınma ve tıbbi aromatik bitkilerin ilgi görmeye başlaması lavantaya yeni bir ışık olur.
Bu kez sadece yağı, kokusu değil görselliği lokomotif görevini üstlenir. Fotoğraf çekimleri, klip çekimleri, gelin-damat çekimleri geziler ve saire derken kooperatif ve şahıs işletmeleri ve destekler ile “MOR HİKAYE” ülke gündemine oturur ve çok geniş alanda ekilip dikilmeye başlar.

Kuyucak köyü ise tam anlamıyla bir turizm beldesi olur. Her bahçe bir işletme, hemen hemen her ev lavantacı veya lavanta ürünü satar olmuştur. Bu güzellik yaşanırken, hızla yozlaşma ve bozulma da yaşanmaya başlamıştır. Birçok insana, aileye umut ve gelir kapısı olan lavanta, farklı illerde ilçelerde de dikilip hizmete sunulmaya, yağı ve yan ürünleri üretilmeye başlamıştır. Bu süreçte Denizli’de de deneme üretimi çoktan başlamıştır. Bu işin öncüsü kekik konusunda da ilk olan girişimci Mehmet Aksoy’dur. Çevresinde de küçük bahçelerde deneme üretimleri yapılmaya başlanmıştır. Ancak kekik burada baskın olduğu için lavanta pek fazla ilgi görmemiştir.

Bu sırada sessiz ama inançla bir çoban ateşi Acıpayam Alacain mevkisinde yanmaya başlamıştır. Gündoğar Ailesi, buradaki tarlalarında taşı, toprağı inceleyip değerlendirip tütün yerine lavanta dikimini gerçekleştirmiştir. Onlar için şimdi bekleyip görme, bu işi yapanların bilgileri ve deneyimlerinden yararlanma hatta onları yorumlayarak uygulama zamanıdır.

Onlara gülüp geçenler olmuştur elbette. Sonu bilinmeyen bu yolda kaybolup gitmekte vardı, yüzüp kıyıya ulaşmakta… İnanmak, çalışmak ve öğrenmek her şeyin önüne geçmiş, Gündoğar Ailesi başarıya ulaşmıştır. Zor olmuştur, pahalıya mal olmuştur belki ama inanç, azim ve çalışmanın sonucu onlara mutluluk getirmiştir. Onlar şimdi bölgenin örnek üreticisi, çalışınca başarının geleceğinin kanıtı ve mor hikayenin yaratıcıları olmuşlardır. Yaz aylarında ziyaretçiler ile dolup taşan bahçe salgın nedeniyle gereği kadar konuk ağırlamasa da bu kez lavantadan elde edilen ürünler maliyet karşılama da önemli rol oynayarak onları utandırmamıştır.

Lavantalar yaz aylarında mor renkli çiçekleri ve limon küfü dallarıyla izleyenleri mest ederken kışın da karlar altında uykuya çekilip dallarına kan-can olacak suyu ve izleyenleri başka dünyalara götürecek kokularını biriktirmekteler.

Şimdi Alacain’deki ormanlık alanın yakınında bulunan bu bahçe kış uykusunun güzel zamanlarındadır. 1420 rakımlı bölgeye gereğince altyapı hizmetleri de verilirse hem turistik hem de ticari olarak Acıpayam ve Denizli’ye katma değeri artarak sürecektir.

Kullanılabilir bir bağlantı yolu ile Pamukkale-Denizli-Antalya ya da Antalya’dan Pamukkale, Afrodisias güzergahına gidecek turların buraya uğraması da sağlanabilecektir.
Ne denebilir ki daha fazla, işte orada bir nazar boncuğu duruyor. Gidip görmek, keyif alıp anlatmak gerek.

Bu değer bizim, bu emek bizim insanımızın. Emek verenlerin emeğine, destek verenlerin yüreğine sağlık. Yolunuz Acıpayam’a düşerse, ilçe merkezinden 10 km daha yaylaya doğru çıkıp yaz-kış demeden bu güzelliğe siz de tanık olun. Mor Hikaye’yi yerinde yaşamaktan pişman olmazsınız!