16.07.2020, Perşembe
20 °C / 34 °C Denizli Hava Durumu

Darı hikayesi

Zeki Akakça / D20HABER - 20 Haziran 2020 Cumartesi - 09:28 Darı hikayesi

Yaşadığım coğrafyadan geleneksel bir üretim yöntemini paylaşacağım bu kez. “Darı”nın hikayesini okuyacaksınız. Ama abu sokaklarda ve sahillerde seyyar satıcıların, haşlanmış ya da közlenmişini sattığı (ama GDO lu olduğunu aldırmadığımız) bizimde alıp iştahla yediğimiz darı değil. Hem insana hem hayvanlara ekmek, aş olan darı...

A- A+

Bir şarkının nakaratına takılır
tekrar tekrar mırıldanırsınız ya hani
Ya da bir türkünün sözleri sizi alırgötürür ya;
İşte öylesi bir andan yola çıkıp geliyorum …

Güneş yenice doğmuş, karşıdaki Bozdağ’ın gediğinden ilk ışıklarıyla evin balkonunu ısıtmaya çalışıyordu. Şimdilerde sabah evlerin önüne kadar gelen ekmekçiden sıcak ekmeğimi almak için tepedeki evimden yokuş aşağı babam ve kardeşimin evinin olduğu yere doğru indim.
Sabahın bu saatinde taraladan geldiğ kesin olan kardeşimle karşılaştım bahçede. Ayağında çizme çamur içinde üst-baş da öyle yorgun ve bitkin görünüyordu.
Hayırdır nereden geliyorsun?
“Bu yıl silajlık darı ekeceğim tarlayı sulamaktan geliyorum”…
Bu kısa diyalog beni alıp onlarca yıl önceye götürmeye yetti.

Zamana verilen adlardan biridir “Darı ekim zamanı”. Üç sözcükten oluşan bu tanımın ardında o kadar çok ayrıntı saklıdır ki şaşırırsınız.
Fotoğrafalarda gördüğümüz, bakkaldan veya fırından satın aldığımız “mısır ekmekleri”ni anımsarsınız. Kimimiz ona çörek ya da bazlama deriz. Aslında gerçek darı ekmeği kırsalda yapılan ve ticari olmayanlardır. Biz “Mısır” sözcüğü pek kullanılmaz benim yaşadığım coğrafya da biz ona kısaca “DARI”deriz…

Darı ekimi; tarlanın sulanması, tava gelmesi, öküzlerin çifte koşumu ile başlayan, kara saban, teneci, (darı tanelerini aılan diziye tek tek atan kişi) bakraç, dinlenme, ağaç gölgesinde yenen yemek ve gün bitiminde eve dönüş hazırlığı, öküzlerim boyunduruğuna ters takılmış saban, övendire*, onun ters ucundaki mıdıl ( mıdıl öküzlerin hızlı yürümesi için dürtmeye yarayan sopa) sonuçta eve ulaşma ile biten süreçtir.
Darı hikayesi böyle başlar ama bitmez. Ekim biter , sürgü yapılır, evlek kırılır**.
İlk sulama çok önemlidir. Evleklerin iyi kürünmesi, kesin yerlerinin iyi belirlenip ayaarlanması gerekir.
İlk yapılan sulamanın adı “Toprak Suyu”dur. Sonrasında ürün olgunlaşıp eve gidinceye kadar sulama devam eder (3 veya 5 kez) Aradaki çapa ve aralama işlerini saymıyorum.
Darı’nın toplanma zamanına “darı kırımı” denir. Ürün imece ya da ev hakı tarafından biçilir.
Belli aralıklarla “yığın” yapılır. Sonra yığınların önüne oturularak koçanlar ile saplar ayrılır (Koçan’a bizim yöremizde gölebek, veya göbelek denir). Saplardan ayrılan koçanlar ayrı olarak kağnı veya eşek-katır ile eve taşınır.
Taşınan saplar kurutularak ahırların üst katına (yörede iki katlı bu yapıya dam veya ayazlık denir) depolanır. (saplar kışlık hayvan yiyeceğidir) Gölebek / Koçanlar ayrıca taşınırlar.



Darı ekimi, sulanması, kırmı ve taşınması tamamlanmış, ancak en önemli yere yeni gelinmiştir. Bundan sonrası biraz daha özel ve ritüelimsi bir havada geçer.
Kırımı yapılıp ayrılan darı gölebekleri evlerin önünde yığın olarak bekler. Zaman zaman ortası açılarak çürümemesi için havalandırılır.
Sırada “darı soyması” vardır. Bu işler genelde “imece” usulü ile yapılır. Konu-komşu sırayla birbirine yardım eder. Sırası gelen soyum işi için önceden hazırlık yapar. Zira darı soyumu gece yapılır. Yığının etrafına insanlar dizlir. Ortaya kolay yanmayacak bir kap içine (tenek-bakır leğen veya benzeri içine ) uzun yarılmış çıralar uçları yukarı gelecek şekilde yakılarak dikilir. Bu sayede çevre aydınlatılmış olur.
O güne özel bazı küçük hazırlıklar yapılır, ikramlıklar hazırlanır. Darı soyma sırasında “gıcır darı bulma” yarışı da yapılır. (En fazla renkli darı bulma) Duruma göre ev sahibi en fazla bulana hediye verir.
Bu çalışma sırasında çoluk-çocuk kadın-erkek herkes çalışır. Soyulan darılar çuvallara konularak kurutulacak yer olan evlerin hayatına ya da ayazlıkların boş yerlerine ve toprak damlı evlerin dam başlarına dökülür. Bu işlem ile darıların güneşte iyice kuruması sağlanır. İyi kurumazlarsa “darı dövme” sırasında zorluk çıkar taneler koçanlardan/kozalaklardan ayılmaz ve iş uzar.
İyi kurutulup güneşlemeyen darının unu tatsız ve acı olur.


Tamamlanan “darı soyumu” ve kurutma sonrası havalar bozmadan, güz yağmuru yağmadan ve çiy düşmeden “darı dövme” işinin tamamlanması gerekir. Darıların koçandan ayrılması için kol gücü ile yapılan işe “darı dövme” denir.
Bu iş önemli ve ustalık ister.Deneyimlerden yararlanılır. Tüm emeklerin ve masrafların finali olan bu çalışma sırasında, yöresel tatlı veya elde bulunan ürünlerden ikram edilmesi gelenektir. Bunlar erik, elma, armut, dut kurusu yahut bunların pestili olabilir. Üzüm bağı olup pekmez yapanlar pekmez şerbeti de ikram ederler. Ayrıca “gölle”*** gibi bazı yiyeceklerden yapanlarda olur.
Bunlar ürünü az olup sıradan yöre insanının yaptığı işlerdir. Ürünü fazla (dolayısıyla toprağı çok olanlar) olanlarda durum biraz daha tefarruatlı olur. Onlarda ilave olarak yemek ikramı da olur.Yemekte o güne özel önceden ayrılan tavuk ya da horoz kesilerek daha çok insana yetsin diye bol sulu yemek yapılır, yanına bulgur ve ayran konularak ikram edilir.



Darı dövme işinde de bazı detaylar vardır.
Darı dövme işinde dayak denilen insan boyunu aşmayacak uzunlukta sopalar kullanılır. Bunlar meşe ya da kavak (genç çınar) şahlarından özel kesilip düzenlenmiş sopalardır. Biraz ağır olmaları istenir. Zira kol gücü ile darı koçanlarına vurduğunda taneleri kolay ayıklayabilmelidir.
Darı dövme için yörenin genç erkekleri tek tek çağrılır. Sayı en fazla 10 kişi kadar insandan olur. Sayıya bağlı olarak 2 ekip de yapılabilir.
Darı dövme işi 2 katlı Hanay eylerin 2. katının hayatında, yahut toprak damlı evlerin “dam başları”nda yapılır. Darı dövenler aynı anda nara atarak sopaları darı yığına vururlar.
-Hoop , hah, güm.. gibi naralar uyaklı naralar köy içlerinde herkes tarafından duyulur ve falancanın darı dövmesi var diyerek sohbet konusu olur.
Hanay evlerde üst katta dövülen darıların taneleri ve parçalanmış koçanları/kozalakları bu evlerin tahta zemininde bulunan kapak yerinden alt kata akıtılır. Alt katta kadınlar, yaşlılar ve çocuklar gelen taneler ile kozalakları ayırırlar. Kozalakta kalan taneler kozalakların bir birine sürtülmesiyle ayıklanır. Bu işe ise “evseleme” denir.
Darı dövme gecenin ilerleyen saatlerinde biter ve yeme çme sohbet sonrası herkes evlerine çekilir.
Ertesi gün darının savrulup güneşletilerek ambarlara konulmasına geçilir.
Burada bir miktar tohumluk olarak ayrılır. Eleme ve savrulma sırasında küçük ve iyi olmayan taneler ayrılıp hayvan yemi olarak değerlendirilir. Geriye kalan kısım ise un olmak üzere değirmenlik olarak ayrılır.



Sadece tane olarak gördüğümüz, yahut bakkallarda, açık pazar yerlerinde ununu aldığımız ekmek yapıp yemeklerde kullandığımız darının hikayesi böyle başlar ve sonlanır.
Günümüzde gelecek artık bu geleneksel işçilik yok olmuştur.
Traktör ve modern aletlere bırakılmıştır her şey.
Yerli tohum bulmak ise mümkün değil şimdilerde yasak çünkü.
Tohumlar genetiği değiştirilmiş ve daha çok yemlik olarak tüketiliyor artık.
Kaybettiğimiz bir gelenek veya zor işçiliğin oluşturduğu geleneksel değerler değil “KÜLTÜR” dür aslında.
Geleneksel tatları arıyor ve içinizde bir yerlerde bir arzu harekete geçiyorsa işiniz zor yolunuz uzun demektir. Umar ve dilerim ki eski tadları bir yerlerde bulursunuz …

*Övendire : Bir ucu metalden yassı olan ve sabandaki çamuru silmek için diğer ucunda çivi olan ve hayvanları dürtmek için kullanılan sopa
**evlek kırma: ekim yapılan tarlada sulama için dizi çekme
***gölle: buğday, mısır, nohut, bakla ve benzeri tahıllardan yapılan yiyecek
Darı’ya mısır dediğimiz zamandayız ama ben “darı” demek taraftarıyım.