07.07.2022, Perşembe
22 °C / 38 °C Denizli Hava Durumu

Savaş ve buğday

A- A+

Anadolu...
Binlerce yıldır nice milletlerin devlet kurmak için çırpındığı, verimli topraklar ile sulak alanların fazlalığıyla insana ihtiyacı olan her şeyi yetiştirme olanağı tanıyan,
Kadim Anadolu.

Buğday mesela.
Bir zamanlar bu topraklarda bolca yetişirdi.
İlkokul çağımı hatırladığımda bize söylenen Türkiye’nin kendine yetecek kadar buğday üretebilen bir ülke olduğuydu.
Verilere bakıldığında, 2002 yılında Türkiye’de 9 milyon 300 bin hektar alandan 19 milyon 500 bin ton buğday elde edilmiş.
1 milyon 116 bin ton da ithal edilmiş.

Sonra yıllar geçmiş.
2020 yılına gelindiğinde 6 milyon 922 bin 236 hektara düşmüş buğday üretim alanı.
2002’ye kıyasla tam 2 milyon 577 bin 764 hektar alanlık kayıp var.
Gözünüzde canlaması için yaklaşık 3 kıbrıs adası büyüklüğünde bir alana denk geliyor.
20 milyon 500 bin ton buğday üretilirken,9.8 milyon ton da ithal edilmiş.
Ve bu ithal buğdaya 2.3 milyar dolar ödenmiş.

TMO, 2021 yılında buğday ekim alanının ne kadar olduğu bilgisini paylaşmamış tablosunda.
TÜİK’e göre 17.7 milyon ton buğday üretmişiz.
Ancak sektör temsilcilerine göre gerçek rakam 15 milyon ton civarında dolaşıyor.
Peki ya ithalat?
2021’de 6 milyon 466 bin 870 ton buğday satın almışız.
En çok Rusya ve Ukrayna’dan...
Rus çiftçisine 1.8 milyar dolar ödemişiz örneğin.
Şimdi bu iki ülke savaşın eşiğinde.
Sakın ha bize ne demeyin.
Eğer bu iki ülke savaşır da ithalatta sorun yaşarsak, 2022 yılında ciddi bir buğday krizi yaşayabiliriz.
Bu durum başta ekmek olmak üzere gıda fiyatlarını yükseltebilir.
Krizin boyutlarına göre, iktidar cenahından yıllardır CHP’ye yönelik yükselen, “ekmeği karneyle sattılar” eleştirileri 2022’de gerçek bile olabilir.
Abartma diyenleriniz olacaktır.
Bu sebeple atalarımızın şu sözünü hatırlatmak isterim.
Emeksiz yemek olmaz.

Tarım alanlarını kaybedersek,
Üretmek yerine ithal edersek,
Çiftçiyi toprağa küstürürsek,
Başka ülkelere bağımlı hale gelirsek,
Anadolu çiftçisinin alın terine sahip çıkmazsak,
Geride ne emek kalır ne de yemek...


Kaynak: TMO, TÜİK