12.04.2021, Pazartesi
4 °C / 17 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAZARLAR
  4. /
  5. Sedat KURT
  6. /
  7. Editörün dikkatine! Kral çıplak!

Editörün dikkatine! Kral çıplak!

A- A+

Denizlihaber.com’daki köşemde Orhan, Şeniz, Tolga üçlemesi yapmıştım, 2019 seçimlerinden hemen sonra. Keza Orhan Karaca’nın yeni yüz ısrarı Merkezefnedi’ye Tolga Varlıker’i kazandırmış, Tolga’nın ısrarı ise Şeniz Doğan’ın Merkezefendi’den belediye başkan adayı olmasını sağlamıştı.

Bu üçlemeyle maksadım belliydi…

Kent merkezinde oturan on binlerce CHP’li seçmenin yıllardır özlemini duyduğu seçim zaferinin önemli mimarlarını, başarının bir domino etkisi gibi nasıl peşi sıra adımlarla ortaya konduğunu anlatmak gerekirdi…

Peki ya sonra?

Aradan tam iki yıl geçti.

Öyleyse bir muhasebe yapmanın tam zamanı değil mi?

Gerçekten çok tuhaf şeyler oldu…

Mesela siyasi ömrü boyunca bir seçim zaferi yaşamamış bazı CHP’liler, benim de içinde olduğum seçim yönetim sistemini beğenmeyerek, masaları devirip SKM’den ayrılmışlardı…

Kalanlar ve o sistemin içinde yer alanlar haklı çıktı!
2019’da Merkezefendi kazanıldı!...

Ortağı İYİ Parti ve pek tabii ki partisi ne olursa olsun Şeniz Doğan rüzgarını hissederek CHP’ye oy veren AK Partili, MHP’li ve HDP’li seçmenlerin de büyük desteğiyle Merkezfendi’de ‘kibir’ mağlup edildi…

Keza kibir diyorum, kent siyasetini takip edenler AK Partili Muhammet Subaşıoğlu’nun belediyecilik icraatlarından değil, anlamsız kibirinden seçimi kaybettiğini iyi bilir…

Aslında ‘kibir’ benim değil daha çok siyaset camiasının bir yakıştırması Subaşıoğlu’na…

Bana göre iyi işler yapan Subaşıoğlu’nun en büyük sorunu ‘iletişim’di

Partilileriyle, medyayla, müteahhitlerle, mimarlarla, mühendislerle, esnafla, hatta etnik tercihlerinden dolayı seçmeniyle dahi iletişimi berbattı…

Faturasını da seçim mağlubiyetiyle ödedi…

Aslında siyasi rakiplerinin ekmeğine, o farkında mı bilmiyorum ama, sanki bile isteye yağ sürdü…

Gelgelelim koltuğun yeni sahibi Şeniz Doğan’a;

Şeniz Doğan benim için başkanlık koltuğuna oturduktan sonra özellikle yol arkadaşlarına yaptıkları konusunda tam bir hayal kırıklığı.

Seçim akşamı binlerce seçmenin önünde elini tutarak “Bundan sonra onun yolu benim yolumdur” dediği Tolga Varlıker’i, yani yerel seçimler boyunca bir an bile yanından ayrılmayan, gece gündüz onunla birlikte koşturan seçimdeki en yakın partnerini, partisinin Merkezfendi seçimlerinde yalnız bıraktı.

Hatta bugün başkanlık koltuğunda olan Ali Osman Horzum için delegeleri arayıp destek istedi.

Gördük ki Varlıker’in yolu, aslında Doğan’ın yolu hiç olmamış…

Ama beni en çok üzen tavrı ise, yerel medyanın kaderini değiştirebilecek güce sahipken AK Partililerin ortaya koyduğu sistemi sürdürmeyi tercih etmesi oldu..

Keza Denizli medyası 2004’ten bu yana her gün artan etkisiyle bir otokontrol girdabının içinde.

Otokontrol diyorum, çünkü habercilik deneyimi açısından, yani haber derleme, gözlemleme, yazma dahil Türkiye’de TOP10’a girecek kapasitede olan Denizli’de yerel medyanın reklam bütçesi pek çok ile göre inanılmaz düşük.

Kentin medya konusundaki duyarsızlığı, medyayı içine düştüğü ekonomik güçlükler nedeniyle belediyelerin ve odaların kucağına itti.

Yerelde de ulusalda da iktidar olan AK Parti’nin maddi desteğe dayalı medya iletişim sistemi, zamanla yerel medyayı sorgulamayan, eleştirmeyen, yanlışı işaret etmeyen bir yapıya büründürdü.

Tam bu noktada daha özgür, kamuoyunun çıkarlarını yayın politikasının orjinine oturtmuş, kentin tüm dinamiklerini yapıcı eleştirileriyle sürekli zinde ve kontrol altında tutabilecek bir Denizli Medyası için Merkezefendi Belediyesi’nin bir muhalif başkan tarafından yönetilecek olması 25 yılımı verdiğim mesleğim açısından tam bir şanstı.

Oysa ki Şeniz Başkan, AK Partililer yerel medya kuruluşlarıyla nasıl çalışıyorsa, aynını tercih etti.

İyi-kötü, nitelikli-niteliksiz, doğru-yanlış ayrımı yapmaksızın çalışabildiği tüm yerel medya kuruluşlarıyla tıpkı AK Partililer gibi aylık anlaşmalar yaptı.

“Editörün dikkatine!” geleneğinin CHP’li uygulayıcısı oldu. (*)

Yani seçim zaferiyle birlikte meslektaşlarım adına yeşeren umutlarım, kısa sürede bulut oldu.

“5 belediyeyle anlaşsam, 3 odadan destek alsam, yanına da 1 reklam koysam” diyerek aylık sabit ücret hesabı yapan ve bu nedenle mitoz bölünme sendromu içine girerek onlarca haber sitesi ile sürekli bölünüp parçalanarak güçsüzleşen meslektaşlarıma yönelik bağımsızlık hayalimin gerçekleştirebilecek tek güç, şu an Merkezefendi Belediyesi.

Çünkü, büyüklüğü ve ekonomik yapısıyla Merkezefendi Belediyesi tarafından eşit değil adil destek projeleriyle Denizli medyasının güçlenmesi konusunda atılacak her türlü adım, bu kentin her bir bireyi için atılacak en önemli hizmettir bana göre.

Çünkü bağımsız bir yerel medya, akmayan suyun, yapılmayan yolun hesabını bu kentte yaşayan her bir birey adına sorumlusuna sorabilir de ondan!..

Çünkü bağımsız bir yerel medya, artan işsizliğin, derinleşen yoksulluğun, yolsuzluğun, hukuksuzluğun, adaletsizliğin hesabını, bu kentte yaşayan her bir birey adına sorumlusuna sorabilir de ondan!..

Çünkü bağımsız bir yerel medya, üç maymunu oynamaz, bu kentte yaşayan her bir birey için göz olur, kulak olur, dil olur da ondan!..

Çünkü bağımsız bir yerel medya, kral çıplaksa, “Kral çıplak” diyebilir de ondan!..

Şimdi bağımsız bir medya kim tarafından neden istenmez?
Bunu da siz düşünün isterim…

(*)Diğer şehirleri ya da ulusal medyayı bilmem ama Denizli medyasının literatürüne, AK Parti ile birlikte yeni bir terim girdi.

Belediyeler, anlaşmalarla desteklediği medya kuruluşlarına icraatlarını basın bültenleriyle duyururlar. Bunlardan bazıları belediye başkanları için önemlidir. Manşete çakılmalı, ana haber bültenlerinin mümkünse ilk sırasına konulmalıdır!

Bu nedenle o kurumların basın birimleri, bu hassasiyeti aktarmak adına maillerine şöyle bir ifade ekledi:

EDİTÖRÜN DİKKATİNE!

Yazarın Diğer Yazıları