28.11.2022, Pazartesi
6 °C / 13 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAZARLAR
  4. /
  5. Sedat KURT
  6. /
  7. Erdoğan’ı kurtarmak!

Erdoğan’ı kurtarmak!

A- A+

Ben bu kez “Haksızlık mı ediyoruz?” diye düşündüm.

1990’dan 2022 şubatına kadar küçük bir araştırma yapıp, onu grafik haline getirerek size anlatmaya karar verdim.

Rakamlar şu an Türkiye’yi ekonomik batağa sürüklediği iddia edilen -ki şahsım da bu yönde beyanlarda bulunmuştur- Erdoğan’ı kurtarmak için yeterli idi.

(Önemli uyarı :Tabloda göreceğiniz rakamlar her yılın sonunda ABD dolarının kaç lira yaptığını göstermektedir. Ayrıca grafikte eğri, bizzat şahsım tarafından yukarı yönlü gösterilmek için 2005’teki Türk Lirası’ndan 6 sıfır atma kanunu hiçe sayılmıştır)



Türkiye tarihinin en kötü süreci ne diye sorsanız 90’lı yılları ve 2000’lerin başını gösteririm.

Aydınlara, gazetecilere ve hatta emniyet müdürlerine kadar uzanan suikastler, siyasi cinayetler, yobazların zemin arayan ve nabız yoklayan hareketleri, askerlerin muhtıraları, gövde gösterileri, yanı başımızda Körfez krizinin yaktığı Ortadoğu’nun yarattığı global ekonomik olumsuzluklar, kabus gibiydi.

Suç örgütleri, devlet, siyaset işbirliği tavan yapmıştı. Bir trafik kazasında Buldanlı Hasan Gökçe’nin kamyonu Türkiye’nin aslında karanlık yüzünü ortaya döküvermiş, ülkede saygın kurum ve kavramlara olan güven azalmıştı.

Üstüne yetmemiş gibi Marmara Depremi yaşadık. Onbinlerce can alan deprem ülke sanayisinin kalbinde büyük hasar açtı!..

Bölücü başı Apo’nun yakalanması bile ülkenin içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmasına yetmedi.

Canlı yayında şehir merkezinde Hizbullah operasyonları oluyor, operasyonlarda ele geçirilen bilgiler çok kısa bir zamanda 200’e yakın kişinin yobaz terör örgütü tarafından domuz bağı gibi akıl almaz işkence yöntemleriyle öldürüldüğünü ortaya çıkarıyordu.

Şimdi oturup sayın desem o tarihlerdeki olayları, bin tane berbat olay sıralarsınız benim örneklerimin dışında.

Ulusal ve uluslararası krizlerin dik alasının, komploların ve kumpasların babasının, kaosun en kallavisinin, umutsuzluğun, güvensizliğin nirvanasının yaşandığı yıllardı.

90’lı yıllara Yıldırım Akbulut ile başladı Türkiye, ardından Mesut Yılmaz, ondan sonra Demirel, meşhur 5 Nisan kararlarının mimarı Çiller, sonra tekrar Yılmaz, sonra Erbakan, ardından tekrar Yılmaz
ve 99 başından 2002 Ekim sonuna kadar Ecevit oturdu başbakanlık koltuğuna.

Siyasetçilerin biri getirilip biri götürülüyordu millet tarafından. Ahali dönüp dönüp tekrar deniyor, olmadı başa sarıyordu.

Kimse kusura bakmasın ama Ecevit’in ‘ispiyoncu ve mızıkçı çocukları’ hatırlatan tavrıyla MGK toplantısında olup bitenleri hemen çıkışta gazetecilere şikayet edermiş gibi anlatmasıdır bence 90’ların tuzu biberi.

Onun “Devlet krizi” dediği olay hükümet krizine dönmüş, aklı selim siyasi liderimiz Devlet Bahçeli derhal erken genel seçimi işaret etmişti!.

Tam anlamıyla berbat geçen 90’lar ve 2000’lerin başında Türkiye küçüldükçe küçülüyor, her geçen gün geriye gidiyordu. Aksi gibi Ortadoğu’ya uzak ne kadar ülke varsa bildiğin şahlanıyordu!.. Hal böyle olunca yaşanılan yoksulluk ve ızdırap katlanarak hissediliyordu.

Vatandaş bastı tokadı hepsine. ANAP, DYP, DSP ve RP’nin bir bakıma tarihe gömüldüğü 3 Kasım seçimlerinden Erdoğan tek parti iktidarı olarak çıkmış ve Türkiye’yi yıllarca tek başına yöneteceği sürecin ilk adımını atmıştı.

1990’nın sonunda bugünkü para birimimize uyarlandığında 1 dolar 0,003 lira yapıyordu.
10 yılda tam 225 kat arttı!..
675 bin lira oldu bir dolar.
2001’de havada uçan Anayasa kitapçığı 4 Nisan kararlarını aratmadı.
Dolar o yılın sonunda 1 milyon 446 bin lirayı aşmıştı

2001 sonuna kadar 1 dolar, 1 milyon 500 bin liraya dayandı.
Değer kaybı 2002’de de sürdü.

AK Parti göreve geldiğinde dolar 1 milyon 700 bin lirayı zorluyordu.
Paramız değer kazanınca 2003’te 1 milyon 400 bin liraya geriledi dolar
2004’te 1 milyon 340 bin liraya düştü
2005’te 6 sıfır attık paramızdan.
1 milyon 340 bin oldu 1 lira 34 kuruş.
Dolar yerinde saydı.
2012 sonuna kadar artışını sürdürse de 2 lirayı görmedi.

Çırakken ve kalfayken ekonomide iyi iş çıkaran devlet başkanımız ne zaman ustalaştı,
biz o zaman 90’ları hatırlar olduk.

2015’in sonunda 3’e, 2017’nin sonunda 4’e merdiven dayadı. 2020’ye 7,35’le kapadı. 2021’de 17’yi gördü.

Şimdi sıtmaya razı olduk..
13,40’a şükredeceğiz ama dışa bağımlı ülkemde paramız değer kaybettikçe tüketim mallarına zam üstüne zam biniyor, enflasyon uçtukça uçuyor.

“Şükür… Tek haneli rakamları gördük Elhamdulillah” döneminden 2 haneleri yarıladık.

Kimine göre vatandaş git gide fakirleşiyor, hatta fasfakirleşiyor, hatta fapfakirleşiyordu!

Ama bence tam da bu noktada empati yapmak gerekmez miydi?

Keza grafik 1990’dan bu yana her ne kadar doların sürekli yükseldiğini gösterse de, rakamlar başka bir şey diyor.

Dolar, 1990’dan 3 Kasım seçimlerine kadar, 12 yılda 545 kat artmış!.
3 Kasım’dan günümüze kadar geçen 19 yılda 9 kat bile artmamış!.

Dolayısıyla Erdoğan hala başarılı sayılır. Yani ağlamak-inlemek, yandık, bittik, kül olduk demek, bak kendimi de dahil edip söylüyorum;

Hakikaten büyük nankörlük. Bu böyle biline!..

Yazarın Diğer Yazıları
Türk adaleti
27 Nisan 2022 Çarşamba
Al sana fırsat!
24 Mart 2022 Perşembe
11. Tümen ve 9 yıl!..
18 Mart 2022 Cuma
Hiç mi gün yüzü görmedik?
9 Mart 2022 Çarşamba
Kılıçdaroğlu’na mektup
23 Şubat 2022 Çarşamba
Gülümse
16 Şubat 2022 Çarşamba
Tehdit, hakaret, küfür!
26 Ocak 2022 Çarşamba
Çekilin tarih yazcam!..
29 Aralık 2021 Çarşamba