Öldük biz – D20Haber
24.07.2024, Çarşamba
25 °C / 39 °C Denizli Hava Durumu

Öldük biz

A- A+

Tam bir yıl önce yine böyle kuzen bostanından ot toplamış, kışa mola vermiş bir şubat pazarında güneşle teşrik-i mesai eksiğimizi tamamlamış ve bol oksijen marifetiyle erkenden devrilip mis gibi bir uykuya revan olmuştuk.

Rüyamızdan Richter amcanın bizi omuzlarımızdan tutup önce 7,7 kuvveti le 65 saniye boyunca daha “ne oluyor” diyemeden üstüne 7,6 kuvvetiyle 45 saniye daha sallamasıyla uyandık; yani bir kısmımız uyandık, yüz binlercemiz uyanamadık.
Saat 04:17
Memleketimin sağ alt köşesi, ciğerimin köşesi 04:16’da vardı 04:17’de yok!
YOK!
Mini mini binlerce bebem YOK!
Hastam, ninem, dedem, anam, babam, kardeşim, arkadaşım YOK!
Evladım, eşim, ailem YOK!
Bir ben varım benden geriye ne kaldıysa…
Dünyanın başına yıkılması insanın, deyim değilmiş, gerçekmiş.
Bir saniye insan ömrünün alt üst olmasına yetiyormuş.
VAR ile YOK arası bir saniyelik bir yolmuş.
Bir vardık, bir yok olduk.

Ey halkım unutma bizi!
Ey devletim unutma bizi!
Ey vekilim, ey bakanım, ey en bakanım, ey bakamayanım UNUTTUN BİZİ!
Bağırdık gelmediniz!
Çağırdık, ağladık, parçalandık, görmediniz!
Koltuk korkunuz, hizmet cesaretinize galebe geldi, düşüne düşüne öldürdünüz bizi.
Bekleye bekleye, hesap ede ede ölmemizi seyrettiniz.
Cenazelerimizin kelle hesabını bile kırptınız biz yüzbinlerceydik, ellibinde dilinizi mühürlediniz.
365 gündür ezile ezile, ıslana ıslana, dona, dona ölmeye devam ettik biz, ediyoruz hala daha.
Önce çadırlarda zatürreeden öldük!
Sonra konteynerlerde bazen donduk bazen kısa devreden yandık!
Olmayan hastanelerde olmayan bacaklarımızla öldük!
Bir senede dünya yeniden kurulurdu enkazını zor kaldırdınız.
Daha kırkımız çıkmadan peşkeşe davetiye çıkardınız.
Öldük biz hatırlıyor musunuz?
Hatırlamıyorsunuz hafızanız yalnız tek yönlü, kendinize çalışır.
Öldük biz ve sadece boşalttığımız yer sizi ilgilendirir.

Neden yıkıldı bu bina tepemize sormazsınız, sorguya kapalıdır çünkü ucu size dokunur.
Yılan sizi ısırana kadar ağlayamazsınız.
Öldük biz, yüzbinlerce öldük, evlerimize gömüldük.
Biz kara yasımızı çamurlara dikerken, siz suçun karasını aklamaya koyuldunuz.
Öldük biz, ölmeye devam ediyoruz, soğukta, sıcakta, yağmurda, çamurda, hastalıkta.
Siz koltuğun derdiyle yoğruldunuz, körsünüz, sağırsınız.
Çocuğunun rızkını çalan baba gibi, kardeşinden çalan abiye göz yuman ana gibisiniz.
Bir de üstüne bu kadar eziyet çeken vatandaşının sırtını sıvazlamak dururken gözüne parmak sallıyorsunuz oy derdiyle.
Koca Mehmet Ragıp Paşa ne güzel söylemiş gazelinde tam yeri gelmişken;
"Şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler!”
UNUTMA BİZİ!
Biz yediveren üzümüyüz ve hafızamız kuvvetli, tehdite de karnımız tok çünkü öldük biz!

SESLENİŞ
…………………………….
Bir gün mezarlarımızda güller açacak
ey halkım, unutma bizi...

Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında
yankılanacak ey halkım,
unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi.,
hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi,
unutma bizi,
unutma bizi...

Uğur Mumcu

Yazarın Diğer Yazıları
Dünya kimin
22 Temmuz 2024 Pazartesi
Alçaklığın ihtişamı
8 Temmuz 2024 Pazartesi
Parmak ucunda
1 Temmuz 2024 Pazartesi
Tatilde sıkılmak
24 Haziran 2024 Pazartesi
Bayram kime geldi?
17 Haziran 2024 Pazartesi
Rant kuyusu
11 Haziran 2024 Salı
Mutluluğun resmi
3 Haziran 2024 Pazartesi
Hayırlı ülke
27 Mayıs 2024 Pazartesi
Asker oldum piyade
20 Mayıs 2024 Pazartesi
Etimoloji
13 Mayıs 2024 Pazartesi