08.10.2026, Perşembe
15 °C / 26 °C Denizli Hava Durumu

Suyun hafızası

A- A+
Zeki Akakça / D20HABER
Yayınlanma: 18 Mart 2026 Çarşamba - 10:46Güncelleme: 18 Mart 2026 Çarşamba - 10:46
Suyun hafızası

Toprak olup yaşamı yeşerttim / Işık olup karanlığı geçtim / Rüzgar olup dağlar aştım, / Su olup zamandan geçtim…

Coğrafyamı tanıyıp bilmeden, kültürümü arayıp bulmadan, köklerimi tanıyıp dünümü öğrenmeden yarınımı nasıl kurarım?

       

Yaşadığım coğrafyanın fiziksel değerlerini bilip öğrenmeden; akarsularımızı, göllerimizi, ovalarımızı, dağlarımızı, bağlarımızı tanımadan, ağıtlarımızı, havalarımızı, geleneklerimiz ve göreneklerimizi bilmeden dünü yarına nasıl bağlarım ki?

Toplumun kurumayan tek kaynağı kültürü değil midir? O kültür ki yüzlerce, belki de binlerce yıllar gerilerden süzülüp bu güne gelmiyor mu?

Kültürü oluşturan coğrafyanın kendisi değil mi? Coğrafyanın bir parçasını da su oluşturmuyor mu?
O yüzden değil midir tüm inançlarda suyun kutsal kabul edilmesi.

Yaşadığımız coğrafyaya geldiğimiz de ise; Denizli il sınırları içerisinde onlarca antik kent bulunmakta, bir o kadar da farklı antik yerleşimlerin izine rastlanmaktadır. Kuşkusuz bunların hepsi suya bağlıdır. Zira suyun olmadığı bir yaşam yoktur.

 

Bu sebeple suyun izine, suyun hafızasına ve suya bağlı kurulan medeniyetlerin geride bıraktıklarını bilmek korumak ve geleceğe taşımaz bu gün yaşayanların sorumluluğudur.

Bu bakış açısıyla konu ele alındığında; Denizli’yi her yönden çevreleyen irili ufaklı akarsulardan, su kaynaklarından, göl ve göletlerden söz etmek gerekir.

Denizli coğrafyasına bakınca; çok uzaklara gitmeden il merkezi sayılacak noktadan geçen ve Büyük Menderes’in kollarından “Çürüksu” ilk akla gelenlerdendir. “Ege’nin Efesi “Honaz Dağı ve çevresinden ana kaynağını alan su, doğudan gelen ince kolları da toplayıp Pamukkale Ovası’nı ikiye bölerek geçer.

Çürüksu Vadisi’nin başında denilecek noktada Colessai Antik Kenti, biraz daha aşağılarda Hierapolis ile Leodikeia antik kentleri bunmaktadır.

Ovanın daha alt kotlarında kuzey doğu yönünden gelen Büyük Menderes’in ana kolu bulunur. Bu kol üzerinde uzak ve yakın zamanda kurulu onlarca medeniyetin izleri bulunmaktadır. Uşak tarafından gelen Banaz Çayı üzerindekiler ile Afyonkarahisar/Dinar tarafından gelen ana kol üzerindeki medeniyetler çok değerlidir.

Dinar- Suçıkan bölgesinin üst kotundaki sulak alandan başlayıp, Dinar merkezini geçip, Işıklı bölgesindeki Eumenia Antik Kenti , Çal tarafındaki Lounda, Güney bölgesindeki Sala ve en alttaki Tripolis ile adını buraya yazamadığım diğerler antik yerleşimler ilk akla gelenlerdir. (bu bölümde 3 ayrı baraj ve HES’ler bulunmaktadır. Adıgüzeller, Adıgüzeller-2 ve Cindere barajları ile Bekilli alt bölgesindeki Karasu kaynağı nın altında ve daha yukarısındaki 2 ayrı hidro elektrik santrali.
Uşak/Banaz Çayı üzerindeki Pepuza da önemlidir (bir bölümünün Bekilli ilçesi sınırlarında olduğu söylenir). ayrıca yine bu akarsu yakınındaki Çal tarafındaki Dionysos ile Bekilli tarafında bulunan Motella antik yerleşimlerinden söz edilir.

Haberin DevamıReklam




Büyük Menderes’in hayat verdiği bu bölgedeki höyükler ve neolitik yerleşimler ile yakın tarih yerleşimlerinden daha söz etmeden sayının ne kadar arttığı görülmektedir.
Bu kadarı ile sınırlandırmak zorunda kaldığımız akarsuyun Denizli il sınırlarındaki yolculuğuna yakından bakılırsa çok ilginç ve değerli bilgilere ulaşılacaktır. İşte bu akarsu Denizli il sınırlarını Sarayköy Ovası’nda bırakıp, Nazilli-Aydın yönünde akıp Ege Denizi’ne ulaşmaktadır.

Denizli’nin bir diğer akarsuyu Dalaman Çayı’dır. Denizli bölgesinden doğan ve Muğla bölgesine geçen suyun iki ana kolu Denizli ilinin güneyinde bulunur. Bu kolların biri “Hüsniye Çayı” diğeri “Gireniz Çayı” olarak bilinir. Gireniz Çayı Çameli ilçesi Yaylacık Dağı’nın doğu yönündeki kaynaklardan çıkıp Burdur sınırına girer (Yapraklı Barajı) ve yoluna devam ederek, Acıpayam Ovası’nın doğusundan bir yay çizerek ve bazı kaynak sularını da alarak Gireniz vadisine girip yoluna Suçatı yönünde devam eder.
Yine Çameli-Gürsu tarafından çıkan sular ise; küçük derecik ve çaylar olarak toplanıp Hüsniye Çayı adı ile Taşcılar, Elmalı, Sarıkavak üzerinden akıp Gireniz Çayı ile Suçatı bölgesinde buluşup Dalaman Çayı’nı oluşturur. Sonrasında ise bir müddet yine Denizli il sınırından akarak Dalaman’a doğru yoluna devam eder.

Denizli’ni bir başka ve belki de en küçük akarsuyu Akçay’dır. Denizli’nin Güney sınırından batı yönüne doğru akan bu su; kaynağını Muğla – Denizli sınırını da çizen Sandıras Dağı’nın kuzeye akan derelerinden ve Eskere Ovası’ndaki su kaynaklarından alır.

Beyağaç ilçe merkezindeki tarımsal sulama ihtiyacını karşılayan Akçay’ın kalan suları Kale ilçesi sınırlarına doğru dağlar arasından akarken, önüne önce hidroelektrik santralı ile daha sonra daha alt koddaki İnceğiz Kanyonu çıkışındaki Kemer Barajı tarafından kesilir. İnceğiz Kanyonu’nu besleyen ana su kaynağı da budur. Akçay; Bozdoğan bölgesinde önüne yapılan Kemer Barajı nedeniyle akışını burada noktalar. Sulama ve enerji elde etmek için kullanılan baraj günümüzde kafes balıkçılığı ve turizm için de önemli bir değerdir.

Denizli deki üç ayrı akarsu ile ilgili başlıkları paylaşmaya çalıştığım bu yazı da birçok konuya ne yazık ki değinemedim. İrili ufaklı bir çok su kaynağı, göl, gölet, barajlar ile kanyonlar bunların bazılarıdır (Göller ve göletler ayrı bir yazı konusu olarak ele alınacaktır). Denizli’nin bu alanda ciddi bir su yönetim planına ihtiyaç olduğuna vurgu yapmalıyım.

Tarihin geçmiş zamanlarından günümüze su ile anılan Denizli’nin adından da anlaşılacağı üzere bu alanda ayrıcalıklı yeri vardır.

Suyun hafızasına inanmak, ona itaat etmekte yarar vardır. Kurutulan göller, yeri değiştirilen dereler, çaylar, taşınan sular; hepsi ama hepsi doğanın kendi kanunları ile konuşlanmış değerlerdir. Fazla zorlamamak, doğa ile uyumlu olmak gerekir. Yoksa ne medeniyetleri var eden suyun yok etmek gibi bir alışkanlığı olduğunu da unutmamalıyız. Suyun hafızasına saygıyla…