20.09.2021, Pazartesi
20 °C / 36 °C Denizli Hava Durumu

Ah be Denizli!

A- A+

28 Temmuz’da başlayan orman yangınlarında alevler ciğerlerimizi dağladı. Can kayıpları yaşandı, birçok canlı diri diri yandı ve binlerce hektar orman örtüsü küle döndü.
Yeşil rengiyle aşina olunan yerler şimdi simsiyah.
Örneğin Antalya’ya bağlı Manavgat’ta yanan ormanlık alanlardaki vahşi yaşamın sona erdiği açıklandı.
Belki Denizli’de besin zinciri kırılıp, vahşi yaşam sona ermedi ama Buldan-Türlübey ile Tavas-Pınarlık’taki yangınlar herkesi üzdü.

Peki üzülmek yeterli mi?
Ya da şöyle sormalı bu soruyu:
Üzülmeye hakkımız var mı?

Alevlerle mücadele edenlere değil sözümüz.
Onların fedakarlıkları hep hatırlanacak, ilelebet minnettar kalınacak.
O zaman laf kime?
Doların yeşilini, doğanın yeşiline tercih edenlere.
Ağaçları kesip ev, apartman dikenlere.
Banka hesaplarındaki sayılara kıyamayıp, nehirleri kirleten fabrika sahiplerine.
Hoyratlığa.

Bu düzen öyle bir düzen ki, doğa bile daha fazla dayanamadı.
Ne mi oldu?
Büyük Menderes hızla “ölü nehre” dönüştü.
Kentte ağaçlardan evler görünmezken, tersi düzenle beton yığınlarından ağaçlar görünmez oldu. Daha doğrusu çeşit çeşit ağaçlar katledildi.
Cadde düzenlemesi adı altında uydudan bile görülebilen ağaçlar birer birer köklendi.
Evlerin önünden, bahçelerin içinden geçip giden temiz suların aktığı arklar yok edildi.
Değirmen çeviren su kaynakları kaybedildi.
Bir, 1,5 metreden suya ulaşılan, zemin suyu nedeniyle bina temelleri kazmakta zorlanılan topraklarda şimdi metrelerce sondajla su bulunamıyor.
Tüm bunların sonunda ne mi oldu?
Adı Denizli olan kent, günümüzde hızla susuzluğa mahkum kente dönüşüyor.

Her bahçenin içinde bir ev olan kentten, plansız yapılaşmanın en tipik örneğinin yaşandığı bir Denizli yarattık el birliğiyle.
1970’li, 1980’li yıllarda Kınıklı’nın geniş bir alanını kaplayan, sonraları ranta kurban edilip, dikilen villalarla dar bir alana hapsedilen ve günümüzde “en büyük yeşil alan” diye övünülen Çamlık kaldı elimizde.
Peki, bir mahalleye adını veren kavaklar nerede?

Geldiğimiz nokta; kent içinde ağaç bitti, şimdi çevreleyen ormanlar yanıyor.
Her yangın sonrası da klişeleşen “ağaçlandıracağız” açıklamaları patlatılıyor.
Hadi diyelim yanan çam ağaçlarının yerine yenisini diktiniz.
Kaç yılda yetişecek?
Ve çölleşen Türkiye’de tarih, insanoğlunun doğaya ihanetini yazacak.
Hep birlikte “bir damla su” yalvarışı içinde olacağız.

Son söz:
Hani dillere pelesenk olmuş bir söz vardır, “eski bayramlar” diye.
Buna bir de “eski kentim nerede"yi ekledik hep birlikte.
Hadi yine iyisiniz. Bugünleri de arayacağınızı unutmayıp, tadını çıkarın!