04.03.2021, Perşembe
5 °C / 18 °C Denizli Hava Durumu

Sn. Rektör

A- A+

Pamukkale Üniversitesi Rektörü, geçtiğimiz hafta YÖK tarafından açılan soruşturma sonucunda görevden uzaklaştırıldı. Soruşturma konusu ise üniversite içerisindeki bir kadroya eşini almak, daha açık şekilde eşini tarifleyen bir ilanla bunu yapmaya çalışmak istemesi oldu. Yani etik sınırları zorlayan bir atama... Ama aslında Sn. Rektör, bu ve benzeri işlemleri daha önce de yapmış, hatta yine YÖK tarafından soruşturma başlatılmıştı. Ama nedense kendisini koruyan ''gizli bir el'' bugüne kadar soruşturmalara engel olmuş ve o koltukta oturmasını sağlamıştı. Yapmış olduğu atamalar ve görevden almalar, pek çok fakültenin dekanlığına kendini atayarak uzun süre bu şekilde görev yapması, Teknokent gibi bir kuruma kendini ataması ve maaşa bağlaması, Teknokentin paydaşları olan Sanayi Odası, Ticaret Odası ve Borsa ile yaşadığı gerilimler Sn. Rektör’ün sicilinden akılda kalanlar. Belki de bu yüzden rektörün görevden alınması Denizli kamuoyunda memnuniyetle karşılandı. Hatta bu görevden almayı kendisinin arkasında duran siyasi çevreler bile sessizce onayladılar denebilir.

Aslında bu yazının konusu Pamukkale Üniversitesi Rektörü’nün görevden alınması güzellemesi değil tabi ki. Zira üniversitelerimizin içinde bulunduğu kaotik durum daha üzüntü verici. Pamukkale Üniversitesi gibi daha pek çok üniversite -ki artık kasabalara bile üniversite açılmaya devam ediyor- rektörünün görev tanımlarını akademik anlamdaki CV’lerinden daha çok iktidara olan yakınlıkları belirliyor. Çünkü rektörlerin atamaları Cumhurbaşkanı kararnameleri ile belirlenmekte. Bu değişiklik yapılmadan önce Üniversite içerisinde bir seçim yapılır, ilk 6' e giren isimler YÖK'e gönderilir, YÖK bu 6 isimi 3'e düşürerek Cumhurbaşkanına iletirdi. Cumhurbaşkanı ise bu 3 isimden birini atardı. Genel olarak da en çok oyu alan isim atanır, ancak bazı istisnai durumlarda Cumhurbaşkanı daha az oy alan bir ismi de atayabilirdi. Bu yöntem bile; yani Cumhurbaşkanının kendisine sunulan listede değişiklik yapması bile tepki alır, demokratik kuralların tam olarak işletilmediği eleştirisi yapılırdı. Bugün geldiğimiz noktada bu yöntem bile üniversitelerimiz tarafından iç çekerek ve özlemle hatırlanıyor. Zira üniversitelerdeki akademik personel yani onlarca bilim insanı Üniversiteyi yönetecek isim hakkında söz söyleme hakkına sahip değil. Rektörlerin-ki akademik ünvanları profesör- yaptıkları bilimsel yayınlar, akademik alandaki katkıları, araştırma ve çalışmalarının saygınlığı, kısacası Liyakat denen kavramın karşılığı olan yeterliliklerinin hiçbir önemi yok. Bunu görmek için devlet üniversiteleri Rektörlerinin akademik geçmişleri ve CV lerine bakmanız yeterli. Yani sonuçta liyakat kavramı aranan bir kavram olmaktan çıktı. O zaman Pamukkale Üniversitesi Rektörü’nün ne kabahati vardı. Şimdi Sn. Rektör sormaz mı ''Siz beni atarken liyakate hiç bakmadınız, ben de kendi atamalarımda bakmıyorum'' diye...

Bugün herhangi bir araştırma ve program oluşturmadan akla gelen her yere devlet ve özel sektör tarafından üniversiteler açılmakta. Akademik personel yeterliliklerine bakmadan bölümler oluşturulmakta. Başta benim mesleğim olan mimarlık alanında, mühendislik ve hukuk alanlarında kalifiye olmayan pek çok meslek insanı akın akın mezun olmakta. Nicelik olarak bolluk ama nitelik olarak ise kısırlık içerisindeyiz. Ülkenin saygın üniversiteleri bile bu erozyondan etkilenmekte. Türkiye akademik yayınlar konusunda son 20 yılda 27. sıradan 20. sıraya yükselmesine rağmen İran bile aynı sürede 53. sıradan 16. sıraya, Güney Kore 20. sıradan 12. sıraya yükseldi. Yani İran'ın bile gerisindeyiz artık.
Sonuç olarak Pamukkale Üniversitesi Rektörü üzerinden yapılan tartışmalar bakmamız gereken asıl hedeften bizi uzaklaştırmamalı. Zira Sn. Rektör’ün eşiyle son olay ulusal medyada bu kadar haber olmasa belki değişen hiçbir şey olmayacaktı. Ancak rektör atamasından üniversite açmaya kadar ''Liyakat'' dediğimiz kavramı ön planda tutamaz isek çağı yakalayacak bilimsel ortamları oluşturamayacağız.
Demokratik yöntemler hukukun üstünlüğü ve ekonomi için ne kadar gerekli ise bilim ortamlarımız içinde bir o kadar gerekli...

Yazarın Diğer Yazıları
Pragmatizm ve reformlar
24 Kasım 2020 Salı
Trumpizm
13 Kasım 2020 Cuma
Kentin müzesi
15 Ekim 2020 Perşembe
Mış gibi…
14 Eylül 2020 Pazartesi
30 Ağustos ve çıkamayan gazlar
30 Ağustos 2020 Pazar
15 Temmuz ve Sonrası
21 Temmuz 2020 Salı