6 Şubat gecesi gözümüze tutulan projektörler söndü. O övgü dolu böbürlenmeler, büyüklük güzellemeleri, dev projeler, reklam spotları kayboldu, perde kalktı ve ülkemizi bütün çıplaklığıyla gördük.
Kayıpların acısı,
Yapılamayanların pişmanlığı,
Çaresizliğin çırpınışları,
Bilinmezliğin korkusu oradaydı.
Ülkemin insanları bir anda ayaklandılar. Her ilden, ilçeden, köyden iyilik aktı.
Fedakarlığın yüceliği,
Cömertliğin sonsuzluğu,
İnsanlığın kalbi,
Dayanışmanın doruğu da oradaydı.
Hepimizin geleceğe olan umutları tazelendi. Ama zaman geçtikçe, sahneler ilerledikçe olayları daha derinlemesine gördük.
Fakirliğin çaresizliği de oradaydı.
Açgözlülüğün sınırsızlığı da.
Liyakatsizliğin zirvesi,
Vurdumduymazlığın kötülüğü,
Siyasi hırsların bencilliği,
Yolsuzluğun doruğu da oradaydı.
Hepsi birlikte sahnede gözümüzün önünde açığa çıktılar.
O gece vatanımızın bağrında derin bir yara açıldı. Çoğumuz bu yarayı kendi içinde hissediyor, yarayı iyileştirmek için, kişilere kurumlara yardımcı olmak için didiniyor.
Ama yaradan kan ve cerahat birlikte akıyor.
Bu cerahati tedavi etmeden bu yara kapanmaz, kangren olur.
İyiliğin birlikteliği tedavi için şarttır.