Şimdilik 2023 yılında yapılması planlanan genel seçimlerde, tüm politikacıların şirin görünmeye çalıştığı bir kitle var.
Adına “Z Kuşağı” deniyor.
1997 ve 2012 seneleri arasında doğan insanları kapsayan bir tanım.
En önemli özellikleri, teknolojiye boğulmuş bir dünyaya doğmaları.
Bilgisayar, cep telefonu, internet ve sosyal medya.
Tüm bunlara sahip bireyler olarak büyüdüler.
Birçoğu da AK Parti’den başka iktidar görmedi.
İşte bu yazı Z kuşağına.
Amacım; önemli tarihler, olaylar ve kişiler üzerinden durumu özetlemek.
Hadi başlayalım.
Tarih 28 Mayıs 1999...
Demokratik Sol Parti (DSP), Anavatan Partisi (ANAP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) oluşan koalisyon hükümeti göreve başlar. Başbakanlığı DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit üstlenirken, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Başbakan Yardımcılığı yapacaktır.
Bu hükümet döneminin unutulmaz olayları arasında 17 Ağustos, diğer adıyla, 1999 Gölcük depremi meydana gelir.
Resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybeder.
Deprem, Marmara Bölgesi’ni yıkıp geçmiş, Türkiye’nin depreme ne kadar hazır olduğunu acı bir gerçek olarak ortaya koymuştur.
Zaman ilerler. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in görev süresi biter.
5 Mayıs 2000’de Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 330 oyla 10. Cumhurbaşkanı seçilir.
Devlet protokolü böylece son halini alır.
21 Şubat 2001 Çarşamba günü Cumhurbaşkanı, hükümet ve askerler Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı için bir araya gelir.
İşte ülkenin kaderinin değiştiği gün o gündür.
Toplantı sırasında Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatır. Ecevit toplantıyı terk ederek, basın mensuplarına olayı, “Bu bir devlet krizidir” sözleriyle aktarır.
Bu tek cümle ülkeyi adeta uçuruma sürükler.
TL yüzde 40 değer kaybeder. Para piyasasında gecelik faiz %6200’e fırlar. Bu süreçte 24 banka batar. Dövizin yükselmesiyle devlet borçları Türk Lirası cinsinden artış gösterir.
Tam bir milyon kişi işsiz kalır.
Türk Lirası'nın değer kaybetmesi, artan işsizlik, alım gücünün düşmesi ve hayat pahalılığı...
İşte AK Parti bu süreçte ortaya çıktı.
Peki!..
AK Parti’nin 2002 Seçim beyannamesinde neler vaat ediliyordu?
Özetlemek gerekirse, “Temel hak ve özgürlüklerin kağıt üzerinde kalmaması için çalışılacağı, kamuda yapılan harcamaların toplumun bilgisine sunularak şeffaf devlet anlayışı getirileceği, vergi sayısının azaltılacağı, KDV, Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi gibi vergilerin oranlarının düşürüleceği, yolsuzluk ve rüşvetle mücadele edileceği ve personel alımında objektif kriterler getirilerek, terfilerde liyakat ve fırsat eşitliğinin esas alınacağı” ndan söz ediliyordu.
Ekonomik krizin çaresizliğe sürüklediği Türkiye, 3 Kasım 2002’de erken seçime gitti.
Seçmen, ağır ekonomik krizin faturasını keserek, koalisyon hükümetleriyle geçen 90’lı yılların ardından AK Parti’yi tek başına iktidara getirdi.
İlk AK Parti Hükümeti, 28 Kasım 2002’de güvenoyu alarak göreve başladı.
O gün saat 15:30’daki dolar kuru eski parayla 1.560.113 TL idi.
Peki aradan geçen koskoca 19 yılın ardından neredeyiz?
Bu yazının yazıldığı sırada dolar 9,45 TL.
Vergiler azaltılacaktı.
Uygulama öyle mi?
KDV, ÖTV, MTV, ÖİV, Damga Vergisi, TRT Bandrol Ücreti, Kültür ve Turizm Bakanlığı kesintisi...
Tüm bunlar dolaylı vergi. Yani tüketici aldığı her üründe vergi ödemeyi sürdürüyor.
Kamu alımlarında liyakata önem verilmediğine dair şikayetler artarak sürüyor.
Adam kayırma, torpil, iltimas şikayetleri devam ediyor.
Dolar veya euro üzerinden Hazine garantili projeler inşa edilirken,
Üniversite öğrencilerinin KYK borçları silinmiyor.
Binaların depreme dayanıklılığı tartışılmaya devam ediliyor.
Velhasıl kelam sevgili Z kuşağı.
22 yıllık bir sürecin kaba taslak öyküsüydü okuduğunuz.
Ülke nereden nereye geldi biliniz.
Hangi sözlerin verildiğini hatırınızda tutunuz.
Hem ne diyordu AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Temmuz’da Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türkiye Gençlik Zirvesi'nde?
“Gençlik geleceğin tohumudur.”
Sonrasında da gençliğin bir ülke ve milletin aydınlık yarınlarının teminatı olduğunu belirtiyordu.
Bu sebeple.
Korkmadan hesap sorunuz.
Çünkü geleceğin tohumlarısınız.