25.07.2021, Pazar
22 °C / 37 °C Denizli Hava Durumu

ÖĞRENMEK

A- A+

Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı, bu hafta “Kız Kardeşim” projesi kapsamında gerçekleştirilen Finansal Okuryazarlık seminerine ev sahipliği yaptı. Seminerde amaç; Kadınların kişisel paralarını doğru yönetebilmelerini ve para ile ilgili hizmetleri tanımalarını sağlamak; bütçe yapmak, harcamalar, tasarruf, borçlar, banka hizmetleri, kredi kartı gibi konular hakkında kısa bilgiler vermekti.

Günümüzde teknolojik gelişmelerle hızla değişen hayatın hızına ayak uydurabilmek için kadınların temel finansal konularda bilinçlenmeleri ve girişimcilik becerilerini güçlendirmeleri gerekiyor. Aslında bunlarda yeterli değil aynı zamanda bilgisayarı bilmeleri, iletişim teknolojilerinden etkin şekilde yararlanmayı da öğrenmeleri zorunlu görünüyor.

Belki farkındasınız, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada “Kadınları Güçlendirmek” konusunu sıklıkla duyuyoruz. Peki neden kadınları güçlendirmek gerekiyor?
Konu ile ilgili yapılan araştırmalar, kadının toplumsal anlamda statü olarak doğru yerde olmasının, ülkenin gelişimi açısından son derece önemli olduğunu, bunun yolunun da ancak bilinçli ve nitelikli bir eğitim süreciyle gerçekleşebileceğini söylüyor. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan Türkiye’de Kadının Durumu Raporunda da kadın emeğine nitelik kazandırabilmek için normal eğitim ile birlikte bilgi ve beceri geliştirmeye yönelik eğitimlerede ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor. Kısaca bazı bilgileri edinmek için okul bitirmek gerekmiyor, konu ile ilgili seminer, panel veya kurslara katılarak da bilgi sahibi olmak mümkün.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Habitat Derneği, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Coca-Cola Türkiye işbirliği ile yapılan “Kızkardeşim” projesinde de, kadınların ekonomik hayata katılım konusunda gerekli bilgi ve becerilerle donatılarak toplumsal konumlarının güçlendirilmesi ve ekonomik kalkınmada aktif rol almaları için desteklenmesi hedefleniyor.


Bence böylesine bir güçlenmeyi kadınların öncelikle kendileri için istemesi gerekiyor. Çünkü artık günlük hayatımızın her an içinde olan her şey dijitalleşmeye başlıyor. Dijitalleşme en basit anlamıyla insan gücü ile yapılan her şeyin bilgisayar ortamına ya da dijital ortama aktarılması/ teknoloji ile yapılması olarak ifade edilebilir. Sonuçta hepimiz bilgisayar ortamında işlerin ne kadar hızlı ve pratik ilerlediğinin farkındayız. Dijitalleşme konusunda da yine bu pratiklikten faydalanılıyor ve hayatımız bu andan itibaren değişmeye başlıyor.

Örneğin bir market düşünün; Bir marketten alışveriş yapmanız için bilgisayar bilmenize, hatta okuma yazma bilmenize gerek yok. Alacağınızı alıyor, sepete koyup kasaya gidiyorsunuz, kasiyer size ödemeniz gereken meblağı söylüyor, ödemenizi yapıp çıkıyorsunuz. Okuma yazma bilmiyorsanız da gördüğünüz bir mağaza elemanına sorup, ürünle ilgili merak ettiklerinizi öğrenip ona gören karar verip alıyorsunuz.

Belki okumuşsunuzdur. Dünyanın en büyük online şirketlerinden biri olan Amazon şirketi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Seattle şehrinde kasa ve kasiyeri olmayan, dünyanın ilk süpermarketini açtı. Mağazada tamamen insansız bir sistemle tavana monte edilen kameralarla her bir müşteriyi takip ediliyor. Müşteriler mağazaya girmeden önce akıllı telefonundaki uygulamayı girişteki sisteme okuttuktan sonra raflardaki sensörler müşterinin seçtiği ürünleri belirliyor ve listeye ekliyor. Ürünü yerine geri koyduğunda ise söz konusu ürün alışveriş sepetinden siliniyor.Alışverişini tamamlayanlar kasadaki fatura, fiş süreci es geçerek mağazadan ayrıldıktan sonra satın aldıkları ürünler kredi kartlarına faturalandırılıyor.

Belki bu çok uç bir örnek, buralara gelinceye kadar biz zaten çoktan başka bir dünyaya göçmüş oluruz diyebilirsiniz Ancak şu an 50 li yaşlarda olanlar çok iyi bilir. Bizler bırakın interneti, evlerde elektriğin, telefonun, televizyonun bilgisayarın olmadığını yaşayan bir nesiliz. Sonra hayatımıza giren cep telefonları ile şimdi interneti, bilgisayarı cebinde taşıyan bir nesil olduk.

Ülkemizde 2015 yılı verilerine göre 25 ve daha yukarı yaşta olan ve okuma yazma bilmeyen kadınların oranı %9. Lise ve dengi okul mezunu olan, 25 ve daha yukarı yaştakilerin toplam nüfus içindeki oranı kadınlarda %15,6, yüksekokul veya fakülte mezunu olan kadınların toplam nüfusa oranı kadınlarda %13,1. Ama bu tip sistemleri öğrenmek/kullanmak için bazen sadece okuma yazma bilmenin ya da bir okul bitirmenin yetmediğini hepimiz biliyoruz, önce istemek gerekiyor.
O yüzden, bu kadar kurum/uzman bize bir şeyler öğretmek için çaba sarfederken her şey bir yana kendimiz için bu tip seminer, panel bulduğumuzda katılalım, bilgi sahibi olalım. Biliyornuz, Atalarımız “Öğrenmenin yaşı yoktur” demiş, bence de gerçekten yok.

Yazarın Diğer Yazıları
Kimseyi Geride Bırakma!
14 Mayıs 2020 Perşembe
Karantina
8 Nisan 2020 Çarşamba
Corona günleri
25 Mart 2020 Çarşamba
Göç etmek
29 Ocak 2019 Salı
YIL 2019
31 Aralık 2018 Pazartesi
MARDİN
17 Ekim 2018 Çarşamba
GÜL, LAVANTA VE ÜZÜM
18 Eylül 2018 Salı
SONBAHAR
3 Eylül 2018 Pazartesi
GELECEK DÜN GELDİ
12 Temmuz 2018 Perşembe
KADIN
28 Mayıs 2018 Pazartesi