04.03.2021, Perşembe
5 °C / 18 °C Denizli Hava Durumu

Nefret

A- A+

Gündelik mücadelenin arasında başımı kaldırıp etrafımızda dönen dünyaya baktığımda, o kargaşanın arasında nefret duygusunun yoğunluğunu hissetmek çok büyük bir karamsarlık yaratıyor.
Kısır bir döngünün içinde debeleniyoruz. Hangi olay, hangi fikir, hangi proje olursa olsun muhalif bir görüş tartışılmaya başlandığında, en ufak bir gerçek arayışı olmadan büyük bir saldırı başlıyor. Her mecradan yayılan sahte deliller, temelsiz suçlamalar, esrarengiz komplo teorileri ortalığı geriyor. Televizyon yorumları, yazılı veya sosyal medyada geçen haberlerin altına düşülen notlar, korkunç, insanı ürkütüyor. Her seferinde aynı şey.
Buna toksik kutuplaşma deniyormuş. Trump sonrası Amerika’da doğan bir deyim bu. Ne söylerseniz söyleyin, ne kanıt gösterirseniz gösterin sizi dinlemeyen, sizinle iletişimi tamamen koparmış kapalı toplulukları ifade ediyor. Amerika’da seçim sonrasındaki en büyük kaygı, bu kutuplaşmanın nasıl çözüleceği. Bu durum bizim ülkemizde de giderek belirginleşiyor. Artık alternatif bir fikir üretmek, çözüm önermek, bir konuyu tartışmaya açmak imkansız, hatta tehlikeli.

Boğaziçi Üniversitesindeki olaylar bunun en son örneği. Bu üniversite, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri. En zeki öğrencileri alıyor, çok kaliteli bir öğretim üyesi kadrosu var. Bu üniversiteye artıkalışıla geldiği gibi liyakata bakmadan bir aday rektör olarak atandı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve öğretim elemanları ise buna karşı çıktı ve yine bir nefret fırtınası oluştu. Neden?
Liyakatli bir rektör istemek suç mu?
Ülkemizin en zeki öğrencilerinin, en kaliteli bilim adamlarının yapılanın yanlış olduğunu söylemeye ve bunun düzeltilmesini istemeye hakları yok mu?
Bir şeyin yasal olması uygulamanın doğru olması anlamına gelir mi?
Peki bu gençler haklı mı haksız mı diye düşünmeden, ne dediğine kulak vermeden, nefret dili ile onları damgalamanın, karşıt görüşleri kışkırtmanın, şiddet uygulamanın, fırsat bekleyen yasadışı örgütlere oyun alanı açmanın kime ne yararı var?

Tarihte nefretin hakim olduğu toplumların hiçbirinin sonu iyi olmadı. Nefretin olduğu yerde bilim olmaz, adalet olmaz, toplumsal huzur olmaz. Nefretin olduğu yerde azınlıklar, fakirler, idealistler, düşünen insanlar ezilir.
Bir ülkeyi geleceğe taşıyan duygu umuttur. Umut da gençlik demektir. Gençlik harekettir, açık zihindir, isyandır, heyecandır, idealdir. Gençliğin önünü açmak yerine, onları terörist diye damgalamak, köhne, durağan, korku dolu, umuda yer olmayan, karanlık bir dünyanın kapısını açmaktır.

Not: Boğaziçi Üniversitesine 2 yeni fakülte kurulmasını öngören yeni bir kararname yayınlandı. Yeni rektör, bu boş fakülteleri artık istediği kadar öğretim üyesi ile doldurabilir. Üniversiteyi hızlıca kendi kalite düzeyine getirecektir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Hergün 200 kişi
8 Aralık 2020 Salı
10 Kasım
10 Kasım 2020 Salı
Cumhuriyet
29 Ekim 2020 Perşembe
Hasta mısın, vaka mısın?
26 Ekim 2020 Pazartesi
Pik
21 Eylül 2020 Pazartesi