21.11.2019, Perşembe
6 °C / 22 °C Denizli Hava Durumu

50 bin dolarla başladı, milyon dolarlık ihracata ulaştı

Engin ÜNAL / D20HABER - 12 Şubat 2019 Salı - 08:00 50 bin dolarla başladı, milyon dolarlık ihracata ulaştı

Denizli’de genç kuşağın iş dünyasındaki temsilcilerinden Okan Oğuz, aile şirketinden ayrılıp kendi işini kurdu. Hedef Pazar olarak seçtiği Rusya ve Kazakistan’da mağazalar açan genç işadamı, 50 bin dolarla başladığı iş hayatında milyon dolarlık ihracat rakamlarına ulaşmayı başardı.

2012 yılıydı Okan Oğuz’u tanıdığım dönem. Konuşması, hedefleri, azmi yaşıtlarının birçoğundan farkını ortaya koyuyordu. Örneğin ailenin soyadından yarattığı marka, yurt dışında mağazalaşma onun farkını anlatan en güzel örneklerdendi.

Uzun süre görüşemedik. Bir süre önce karşılaştığımızda “Kendi işimi kurdum” dedi. “Eh öyleyse hem kahve içer hem sohbetimizi yaparız” diyerek, randevulaştık. Sahibi olduğu dış ticaret şirketi ASIES International’a hayırlı olsuna gitmişken, aşağıda okuyacağınız kahve sohbetimizi de yaptık. Henüz 37 yaşındaki gencin kendi işini kurması, hedefleri doğrultusunda yol alması ilgimi çekti. Anlattıklarının okuyucularımızın da ilgisini çekeceğini umuyoruz…

OKAN OĞUZ’UN BİYOGRAFİSİ

Okan Oğuz’u tanıyalım, okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?

1982 Denizli doğumluyum. Denizli Anadolu Lisesi’nden 2000 yılında mezun oldum. Üniversite eğitimimi İzmir’de yaptım. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimleri Fakültesi’ni 2005 yılında bitirdim. İş hayatına aile şirketlerimizde başladım. Daha sonra Rusça öğrenmek üzere Rusya’ya gittim ve Moskova Devlet Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi’nde dil eğitimi aldım. Bu eğitim sonrası aile şirketimizin Kazakistan’daki yapılanmasında görev aldım ve 6,5 yıl bu ülkede yaşadım. Yeniden Denizli’ye döndüm ve kendi işimi kurdum. Co-Founder ve ASIES International’ın sahibiyim. Rusya’da faaliyet gösteren Luxhome Textile ile Kazakistan’da faaliyet gösteren Lux Home’nin kurucu ortağıyım. Evliyim, iki çocuk babasıyım. İyi derecede İngilizce ve Rusça biliyorum.

ÖNCE RUSÇA ÖĞRENDİM, SONRA KAZAKİSTAN’A AÇILDIK

Ben, sizi ailenin soyadından marka yaratmanızla tanıdım. Bunu biraz anlatır mısınız?

2005’te üniversiteden mezun olduktan sonra, fason üretimin bir adım öteye geçilmesi gerektiğine inandığım için bir marka olunmasıyla ilgili ideallerim vardı. Bu amaçla üniversite hayatım boyunca yayın, dergi ve konferansları takip ettim. İşimizi yapabileceğimiz yerleri araştırırken Rusya coğrafyasının uygun olduğuna karar verdim. Önce lisan konusunu aşmak için Rusça eğitim aldım. Ardından Kazakistan’a açılmanın doğru bir yol olacağına karar verdik yaptığımız araştırmalar sonucunda. 2007 yılında, Kazakistan’a yerleştim. Aile şirketi olarak büyüklerimizin desteğiyle belli bir noktaya gelmiştik. Bu ülkede en bilinen ev tekstili markasını ekibimizle birlikte yarattık.

KENDİ ŞİRKETİNİ KURDU, KAZAKİSTAN’DA 7 MAĞAZA AÇTI

Aile şirketinden ayrılıp, kendi işinizi kurmaya karar verdiniz…

Şöyle oldu. Ben hedefleri olan bir yapıdayım. İdeallerim ve hedeflerim her zaman büyük oldu. Bazen idealler ve hedefler konusunda aynı pencereden bakılamıyabiliyor. Ama ben biliyorum ki benim hayallerim ve ideallerim hep ayağı yere basan ve gerçekçiydi. Bu nedenle 2014 yılında müsaade istedik ve kendi yolumuzu çizmeye başladık. Zaman içersinde bunu kanıtladığımız düşünüyorum.

O zaman kendi şirketinizle devam edelim. Burada ne yapılır, nasıl bir faaliyet gösterilir? Üretim var mıdır ya da tamamen pazarlama üzerine mi kurulu?

Yüzde 100 ihracata yönelik bakış açımız var. Orta Asya ve Rusya coğrafyasında yaklaşık 15 yıllık bir geçmişim oluştu. Dış ticarette önemli olan İngilizce ve Rusça bilmenin de getirdiği artıyla dış ticaret firması olarak ASIES International’ı 2015 yılında kurdum Denizli’de. Bu firmamızla tamamen Denizli ve Türkiye’de üretilen ev tekstilinin pazarlamasını yapıyoruz.

Bunun dışında Kazakistan’da şirketimi kurdum. Farklı coğrafyalar her zaman farklı olabilir ama bizim için bir macerada olabilirdi. Onun için dedik ki, önce bildiğiniz coğrafyadan başlayalım. Kurduğumuz şirketle ev tekstili perakendeciliğiyle yola çıktık. 2017’nin martından bugüne baktığımızda belli bir yere geldik. Yedi perakende mağazamız var Kazakistan’da. Proje işlerde de belli bir noktaya gelmeye gayret gösteriyoruz. Ekibimiz bu coğrafyada çok güzel işler yaptı. Şimdi zamana ihtiyacımız var ve yine en iyisini yapacak kapasiteye sahibiz.

KENDİ MARKASIYLA SATIŞ

Tamamen kendi markanızla Kazakistan’dasınız öyle mi?

Lux Home bizim Kazakistan’daki markamız. Bu ülkede bu markayla faaliyet gösteren yedi mağazamız var. Bunun dışında toptan satış yaptığımız noktalar da var, marketler var, otel tekstili işlerimiz var. Sektörde Kazakistan’ın en büyük oyuncularından biri olma noktasında çabamız devam ediyor.

Başka ülkelere de ihracat var mı?

ASIES International olarak çeşitli ülkelere ihracatımız var. Bunlar daha çok Rusça konuşulan ülkeler. 2018’in sanlarında Rusya’da da bir oluşuma başladık. Luxhome olarak yine ilk mağazamızı açtık. Aynı yapı Rusya’da da kuruluyor. Böylece Rusya, Kazakistan ve Türkiye’de faaliyet gösteren üç şirketimiz oldu.

ARACIYI ARADAN ÇIKARAN SATIŞ

Üretimi Denizli’de mi yaptırıyorsunuz?

Denizli diye kısıtlamayalım… Bütün Türkiye’de diyebiliriz. Uşak var, Bursa var, İstanbul var. Yaklaşık 35 üreticiyle bu işi yapıyoruz. Hatta toplantılarda şunu söylerim; bizim yaptığımız ticaret değil, organizasyon. Bir nevi müşterilerimizin isteği doğrultusunda farklı üreticilerin farklı üretimlerini kaliteli olarak, doğru zaman ve doğru şekilde ulaştırmaya çalışıyoruz.

Son dönemde krizler nedeniyle dünyada bir daralmadan söz ediliyor. Bu sizin aktif olduğunuz ülkelerde de yaşanıyor mu?

Evet, daralma bütün dünyada had safhada. Talepte bir azalma, arz da ise artış var. Tabii bu ciddi anlamda herkesi etkiliyor. Ama bizim sattığımız ürün ihtiyaç malzemesi. Battaniyenin, yastığın olmadığı ev yok, havlu ihtiyaç. Bu çerçeveden bakıp yaptığımız şu: Aradan aracıları çıkarmaya çalıştık. Ne yapıyoruz? Denizli’den İstanbul’a bir toptan satış, İstanbul’dan da Moskova’ya toptan satış yerine, Denizli’den son tüketiciye ulaşacak şekilde organizasyon yapıyoruz. Yani İstanbul ve Moskova’yı aradan çıkarıp ürünü direkt pazarlayan oluyoruz ki bu bizi satabilirlik noktasında rahatlattığı için talebi bu yolla etkilemeye çalışıyoruz.

100 DOLAYINDA ÜRÜNLE PAZARDA

Ürün gamınız nedir, neler var? Sadece ev tekstili mi?

Ev tekstilinin bütün çeşitleri. Nevresim gruplarından havlu bornoza, yatak örtüsünden masa örtülerine, yastıktan yorgan ve battaniyeye geniş bir yelpaze var. Sadece yastık bile deseniz, mağazamızda şu anda 25 çeşit yastık var.

O zaman 100 dolayında bir ürünü pazarlıyorsunuz?

Fazla… 100’den fazla. Bu abartı değil. 35’den fazla üreticinin yaptığı üretimi organizasyon mantığı ve kendi markamızla tüketiciye ulaştırıyoruz. Yıllarca İtalyanın, Almanın bize yaptırdığı fason üretimini biz de ihtiyaca göre üreticilerimizden sağlıyoruz. Örneğin Bursa’da yatak örtüsü imalatçımız var, bizim markamızla üretim yapıyor, biz de onu pazarlıyoruz. Bu uzun vadeli ve engebeli bir süreç. İnişleri ve çıkışları olan zor bir yol ama biz bu zor yolu aşmaya talebiz.

“AVRUPALIYA VERİLEN HİZMETİ GÖTÜRDÜK”

Üretici ile tüketiciye ulaştırma arasında bir tarih söz konusu. Bu tür zorluklar yaşıyor musunuz?

Esas işimizin parçası o. Tabi ki zorluklar yaşıyoruz ama biz onun için varız, zorlukları aşmak adına varız. Müşterimiz de bizi bu konumumuzdan dolayı tutuyor. Bana “Kazakistan’da nasıl başarılı oldun?” diye sorarlar. Ben de derim ki; Kazakistan da insanları bir Avrupalıya, Almana, İtalyana yaptığımız gibi hizmeti götürdük. Bunu ilk defa biz yaptık.Bunun karşılığını da Kazak halkından, Rusya coğrafyasındaki bütün ülkelerden aldık. Bize hem teşekkür ettiler hem ürünümüzü satın aldılar. En iyiyi, en güzeli bu insanlara ulaştırmak için elimizden gelini yapıyoruz.

Anlattığınız organizasyonu kaç kişilik bir ekiple yapıyorsunuz?

Türkiye’de 5 kişilik bir ekiple yapıyoruz. Çok kalabalık değiliz. Bulunduğumuz ülkelerde ayrıca ekiplerimiz var. Kazakistan’da şu anda 7 mağaza ve ofislerimizle beraber yaklaşık 20 çalışanımız var. Rusya çok yeni. Orada bir genel müdürümüz var, bir de mağaza çalışanları ve depocularımız çalışıyor. Rusya’da da hedeflerimiz var. Kazakistan’daki geçmişimizden gelen mağazacılık ve ev tekstili birikimimizi Rusya’da da yansıtmayı çok istiyoruz. Eskiden beri hayalimdir Rusya’da bir marka olabilmek. İnşallah ona ulaşacağız diye düşünüyorum.

Nedir Rusya’da marka olabilmenin koşulları?

Biraz önce söylediğim gibi, nasıl bir Avrupalıya kaliteli ürünü şartsız sunabiliyorsak, bu ülkelerde de müşteri talep etmese bile talep ediyormuş gibi, en doğruyu, en güzeli, en uygun fiyatla; onların istediği renk, desen, tasarım ve ambalajla sunabilmek. Bu konuda da bir tecrübemiz var. Bu bizi diğer oyunculardan farklı bir yere koyuyor.

Rusların Laleli Pazarı düşkünlüğü bilinir. Siz bunun farklı bir versiyonunu mu Rusya’ya taşıyorsunuz?

Hiç laleli ile karşılaştırmayalım. Bambaşka bir bakış açısı bizimkisi. Bir Avrupalı nasıl yapıyorsa bu işi, yani mağazacılığı; müşteriden talep gelmese dahi en yeni ve orijinali vermeye çalışıyoruz. Yaptığımız bu… Onların isteklerini, onlar düşünmeden sunmaya çalışıyoruz.

TEDARİKÇİLERİN SONSUZ KREDİSİ

Yaptığınız iş bir sermaye birikimini gerektiriyor. Alıyorsunuz, ulaştırıyorsunuz… Bu döngüyü sağlayan çark yurt dışı pazarlarda arızaya uğradığında nasıl bir önlem alıyorsunuz?

Bizim yaptığımız işte büyük sermayeler ile hızlı hareket eden bir yapıya kavuşursunuz. Biz gücümüz nispetinde yol alıyoruz. Çok hızlı hareketler yapamıyoruz. Malum piyasaların durumu da ortada. Tedarikçimiz olan firmaların bize olan inançlarıyla ayrı bir yerimiz var. En büyük destekçilerimiz tedarikçilerimiz. Sonsuz krediler bize açıldı. Onların destekleri sayesinde biz çok büyük sermayeler olmadan devam ediyoruz. Bizim sermayemiz ekibimizin vizyonu, geçmişi, tecrübesi ve iş bilgisidir. Bu çok önemli bir sermaye. Hepsinden daha önemli, daha değerli.

TEŞVİKLERİ AKTİF KULLANDI

Yurt dışında marka olabilmek çok zor. Yurt dışında karşılaştığınız engeller, zorluklar neler?

Marka olma sürecinde insanlara bunu anlatabilmek çok ciddi zaman gerektiriyor, sabır gerektiriyor. Devletimiz marka olma yolunda ilerleyenler için çok ciddi destekler veriyor. Mağaza kira destekleri, reklam destekleri var. Bunları etkin şekilde kullanabilen bir şirket ciddi yol katedebilir. Bu konuda da mütevazi olmayacağım. Denizli’de bu teşvikleri en etkin kullanan sayılı kişilerden biriyim.

Marka ciddi bir süreç ama hedef biliniyorsa, tam anlamıyla yerine konduysa ulaşamamak için hiçbir sebep yok bence. İnsanların hedefleri olmalı, çabaları olmalı. Gerisi de nasip kısmet işi. Çalışıp gereğini yapmamız lazım. Arzulu, istekli olmak lazım. Projemize başladığımız ilk günden beri çalışıyoruz. Sadece projenin ismi değişti. Biz yine birinciliğe oynuyoruz. Bulunduğumuz ülkelerde hep bir numara olmayı hedefliyoruz.

“FASONCULUK KÜLTÜRÜNDEN SIYRILMAK LAZIM”

Türk tekstilinin yurt dışında bir karşılığı var. Ama bunu birkaç tık daha ileriye taşıyabilmek için neler yapılmalı?

Denizli özelinde konuşursak yapabileceklerimiz var, yapamayacaklarımız var. Fasonculuk kültüründen sıyrılmamız lazım. Bunu nasıl yapabiliriz: Bana göre iki yolu var. Bir tanesi üretimde inovasyon ya da satışta markalaşmak. İnovasyondan kastım şu: Kimsenin yapmadığını, düşünmediğini bir Ar-Ge çalışmasıyla bulup, yeni bir ürün olarak sunmak. Ar-Ge ve inovasyon hemen her toplantıda, konferansta geçiyor. Ancak bununla ilgili çaba sarf eden firma sayısı çok az. Biz işin kolayına kaçıyoruz, günü kurtarıyoruz, düşük marjlarla fasonculuğu tercih ediyoruz. O düşük marjlar da krizlerde, kurların yükselişe geçtiği zamanlarda, hemmadde fiyatlarının hızlı hareket ettiği zamanlarda kaybolabiliyor. Hep riskli konumda oluyoruz. Bundan kurtulmak için zoru tercih etmemiz lazım. İşin zoru da marka ya da inovatif üretim.

HEDEF KAZAKİSTAN’DA 20-25 MAĞAZA
Yola çıkarken ne kadar sermayeniz vardı ve 4,5 yılın sonunda nasıl bir ciroya ulaştı şirketiniz?

Hiç sayılabilecek bir sermayeyle başladım. Çok komik gelebilir ama sadece 50 bin dolarla başladım…

Küçük rakamlarla başlayıp, büyüyüp gitmeler çok önemli. O nedenle soruyorum…

Satış olarak milyon dolarlar sınırlarını aştık. Birkaç milyon dolar sınırını geçtik. Rakamlardan ziyade çizdiğimiz bir yol var, ona ulaşmamız lazım. Nedir o? İlk 3 yılımızda istediğimiz ölçeğe gelmeyi hedeflemiştik, 7-8 mağaza açmamız gerektiğine inanmıştık, o noktaya geldik. Bir sonraki planımıza geçme vakti geliyor. O da büyüme, yer edinmedir.

Bundan sonraki hedef nedir?

Bulunduğumuz ülkelerin sayılı markası olmak. Ancak bunun belli bir süreci var. Kazakistan için en az 20 mağaza. Ama bu her yıl güncellenecek bir hedef. 2019 için soruyorsanız bu yıl en az 5 mağaza daha açmamız gerekiyor. Nihai hedef nedir diye sorarsanız, o da 20-25 mağazadır Kazakistan için. Bu 18 milyonluk bir ülke için. 140 milyonluk Rusya’dan söz edersek çok daha ilerilere gidecektir. Dediğim gibi Rusya yeni olduğndan konuşmak için çok erken. Ama 2019’u en az 5-6 mağaza açarak kapatmak zorundayız. Sadece mağaza olarak da bakılmamalı. Biz orada etkin rol oynayan bir şirket olma hedefimiz var. Yoğurt yiyiş noktasında farklı olmaya çalışıyoruz.

“MARKA OLMAK İSTEYENLER DESTEKLENMELİ”

Sohbetimizi bundan sonraki hedeflerinizi özetleyerek bitirelim isterseniz?

37 yaşındayım. İş hayatımın da en verimli yıllarındayım bana göre. Tabi tecrübe edinme ve öğrenme hiçbir zaman bitmeyecek ama belli bir aşamadan sonra öğrenmenin de kalitesi artmaya başlıyor. İki yabancı dili çok etkin kullanan, dış ticarette iyi bir yurt dışı tecrübesi bulunan birisi olarak söyleyebilirim ki, Denizli’nin ve Türkiye’nin geleceği ihracat. Ama artık bu konuda zoru tercih etmeliyiz. Marka olma yolunda ilerlemeliyiz. İlla ki herkes bu konuda çaba gösterecek değil, gösterenlere destek olunabilir. Şehrimizin gündemini değiştiren, marka çıkaran, başka markalara üretimi bir birkaç tık yukarıya taşımanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Firmalarda ikinci, üçüncü nesile yol verilmesinde yarar var. Bu konuda tipik aile şirketi sorunlarının aşılması gerektiğine inanıyorum.