19.11.2018, Pazartesi
11 °C / 18 °C Denizli Hava Durumu

ÖZGÜN İÇERİK

22 Aralık 2017 Cuma
08:09

Haber Merkezi

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

Tarım arazisine çevirmek için sular çekildi. Ama ortaya çıkan verimli tarım arazisi değil, çorak bir alan oldu. Çünkü yüksek tuz oranı, sazlık bölgeyi tarım arazisine dönüştürme planlarını akamete uğrattı. Bu da sazlıkları yaşam ve üreme alanı olarak seçen kuşları etkiledi, onların başka yerlere savrulmasına yol açtı.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

Acıgöl ve çevresindeki gezimize bu hafta Çaltı Sazlıkları ile devam ediyoruz. Çardak Havalimanı’nı geçip Beylerli yol kavşağından sağa devam ettiğinizde öne sazlıklara ismini veren Çaltı’ya ulaşırsınız. Yerleşim yerini geçtikten sonra ise sizi 1981’de “Yaban Hayatı Koruma Sahası” ilan edilen ve 1.100 hektarlık alana yayılan Çaltı Sazlıkları karşılar.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

GÜNEŞİN DOĞUŞU VE BATIŞININ SUNDUĞU GÖRSEL GÜZELLİK

Yazımızın girişinde de belirttiğimiz gibi, tarım arazisi elde etme amacıyla yola çıkılsa da sonuçsuz kalan bu çalışma yaban hayatına insan eliyle yapılan müdahalenin tipik bir örneğidir. Doğa müdahaleyi reddetmiş, geriye sazlıkların bir bölümü, biraz sulak ama daha çok da tahrip edilmiş sazlıklar kalmıştır. Yaşanan onca olumsuzluğa, kalan suyu da kanallar ile Acıgöl’e taşıma çabalarına rağmen Çaltı Sazlığı hala direniyor, güneşin doğuşu ve batışında görsel zenginlik sunmayı sürdürüyor. Ayrıca Beylerli Gölü’nün de suyu kesilince alan tam bir bozkıra dönüşmüş ve suları kesildikçe ilk Kuru Göl ortadan kalkmıştır.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

BAŞPINAR SULARIYLA ARA ARA CANLANIYOR

Çaltı Sazlıkları, Başpınar suları ile ara ara canlansa da yaz aylarında çok küçük su çipillerinden öteye gidememektedir. Oysa bir dönem burası kuş türlerinin vazgeçemediği yaşam alanı ve üreme bölgesiydi. Hala daha buranın bir dönem Denizli’nin en önemli sulak av sahası, kazları ve ördekleriyle tam bir kuş cenneti olduğu anlatılır durur sohbetlerde. Milli Parklar yönetiminin “sürekli ava kapalı saha” şeklinde genelge yayınlaması bile, alanın önemini anlatmaya yeter diye düşünüyoruz.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

KÜÇÜK BİR DOKUNUŞ YETECEK

Alanı etkileyen bir başka neden bölgedeki tarım arazilerinin sulanabilmesi için Değirmendere suyu üzerine Beylerli Göleti’nin yapılması, göletin tepe kenarından çıkan pınarların özel betonlarla tıkanmaya çalışılmasıdır. Jeolojik hareketlilik sayesinde 2010’lu yıllarda Beylerli Çaltı arasındaki pınarlar ile yeniden 5-6 kilometrekare sulak alan oluşsa da yaşanan kuraklı burayı yeniden etkilemiştir. Oysa buraya Beylerli Göleti için kesilen yukarılardaki kaynaklardan can suyu verilse sazlıklar yeniden canlanacaktır.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

1969’DA 134 BİN KUŞ SAYILMIŞ

1969’daki sayımda, Beylerli Gölü ve çevresinde 134 bin kuş kayıtlara geçmiştir. 2009-2010’da sulak alan biraz canlandığında 100 civarı flamingo uzun süre burada kalmıştır. Hatta dağdan taşıma can suyu getirilen İnceler göllerinde de flamingolar konaklamaya başlamıştı.

200-300 civarı sakarmeke sürekli alanda yaşamaya devam etmiş, bir göç sayımında 5 bine yakın çamurcun, yeşilbaş ördeklerin alanı göç sonuna kadar kullandığını Trakuş.org gözlem sistemlerine veri olarak girmiştik. Geçen seneye kadar angıt, yeşilbaş, çamurcun ve diğer ördek türlerinden kıyı su kuşlarından alanda üreyenler olmuştur. Aynı yıllarda kuş göçü sırasında envanter kayıtlarımız için yüzlerce döğüşken kuş, düdükçünler ve kervan çulluklarını Beylerli’de, gölde, su çipillerinde videoya aldırmıştık.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

SULAK ALANLARIN KURUMASI ÜZÜCÜ

Maalesef geçen seneki kuraklık yüzünden yeraltı su seviyesi düşünce ülke genelinde onlarca göl şu an kurumuş gözükmektedir ve Çaltı Sazlıkları ile Beylerli Gölü de bunlara eklenmiştir. Yaşan olumsuzluk biz sulak saha sevdalılarını çok üzmektedir. Amik Gölü’nün Hatay ‘da havaalanı adına kurutulmasına nasıl çok üzüldüysek, kendi sulak sahalarımızın kuruması da bizleri üzmektedir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile ona bağlı DSİ, her yere gölet yapmakta. Bu kuruyan göllere de inşallah can suyu adı altında yeniden oluşmalarına destek olacak atılımlar yapılır ve bizler de doğamızın, ilimizin bu güzelliklerini görmeye devam ederiz. Çocuklarımız, torunlarımız doğayla iç içe mutlu yaşamaya devam eder. Böylece bu alanlarda balıkçılık da gelişir, saz kamışı ve diğer kazanç kapıları etkinlikler adına köylüye gelir kapısı aralanmış olur.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

BALIKÇILIK GELİŞTİRİLEBİLİRDİ

Sadece göl kurutup tarıma alan düzenlenmemeli. Göllerin canlı tutulmasıyla korunacak yaban hayatı doğa turizmini geliştirecektir. Hayvancılık, arıcılık gibi yöre insanına gelir kapısı açacaktır. Bu alanları kurutulup tarıma kazandırılmak için harcanan para ve emek tam tersi yapılarak balıkçılık ve başka projelere yönelinseydi belki de daha güzel sonuçlar alınabilirdi.

Çaltı Sazlığından tarım arazisi yaratma hayali çorak toprakla bitti

YABAN HAYATSIZ ŞEHİR KALMAYACAK SÖZÜ UMUTLANDIRIYOR

Göller, sulak alanlar, sazlıklar kurutuldukça sadece kuşlar kaçmıyor, bölgenin iklimi de değişiyor, kemirgenler çoğalıyor, toz artıyor insanlar hastalanıyor. Yaban hayatsız bir ekosistem içinde yaşamak çok üzücü. Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’nun “yaban hayatsız bir şehir kalmayacak” sözü bizleri umutlandırıyor. Diliyoruz yıllar önce kuş sesleriyle cıvıl cıvıl olan göllerimiz, sulak alanlarımız eski canlılığına kavuşur. Yine diliyoruz ki, kanalizasyonsuz ve arıtma tesisi olmayan yerleşim birimi kalmaz, atıklar nehirlere, derelere ve göllere bırakılmaz. Tertemiz bir doğa dilekleriyle hoşça kalın…