22.11.2018, Perşembe
10 °C / 16 °C Denizli Hava Durumu

ODALAR

14 Ağustos 2018 Salı
15:51

Haber Merkezi

Erdoğan: İstihdam ve ihracatımızı artırmalıyız

Denizli Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, son dönemde dövizde yaşanan hareketliliği ile ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye’miz, üretim ve istihdamı teşvik eden, ihracatçısının önünü açan bir ekonomi modeliyle yol almak zorundadır. Bize düşen çalışmak, üretmek, istihdam ve ihracatımızı artırmaktır” değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan: İstihdam ve ihracatımızı artırmalıyız

DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin tüm unsurlarıyla döviz kurlarında hızla artan hareketliliği tartıştığına işaret etti. İş dünyasının temsilcileri ile işverenlerin de tüm gelişmeleri ve açıklamaları yakından izlediğini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yaşananları, ilgili kurullarımızda değerlendirmesini yapıp akıl süzgecinden geçiriyoruz. Öncelikle neredeyiz? Ne durumdayız? Yetkililer, ne yapıyorlar? Tüm bunlara bir bakmak gerekir. Hatta bir genel görünüm çizmek isterim. Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasalarının etkin, güvenilir ve şeffaf bir ortamda işleyişi için tüm tedbirlerin alındığını açıkladı. Merkez Bankası (MB), likidite yönetimine ilişkin tedbirlerini duyurdu ve bankaların ihtiyaç duyacakları likiditenin tamamının sağlanacağı belirtildi. Türk Lirası işlemler karşılığında alınan teminatların iskonto oranlarının tür ve vadelerine göre güncellenerek bankalara teminat yönetiminde esneklik tanınacağını da bildirdi. MB, ilk adım olarak piyasalara 10 milyon TL ve 6 milyar Dolar ile 3 milyar Dolar değerinde altın cinsinden likidite kaynak sağladı. TL zorunlu karşılıkları, tüm vadelerde 250 baz puan indirdi. Bankaların Türk Lirası işlemleri için kullanabilecekleri teminat döviz depo limitlerini 20 milyar Euro’ya çıkardı.”

“NE DEĞİŞTİ?”

24 Haziran seçimleri ile sonrasındaki ortamı sorgulayan Erdoğan, “Peki kısa vadede, yani 3 ay öncesine göre ya da bir başka deyişle ülkemizin geleceğine yön verecek 24 Haziran Seçimleri’nden öncesine göre ne değişti?” diye sorarak, şunları kaydetti:

“Ona da bir bakalım. Mart 2018 itibarı ile kamu net borç stoğunun milli gelire oranı yüzde 8,4 idi. AB tanımlı genel yönetim borç stoğunun milli gelire oranı da yüzde 28,4 idi. Üç ay öncesine göre hiçbir şey değişmedi. Diğerleri diyebileceğimiz çok sayıda ülke, Türkiye’ye göre çok daha kötü. Ülkemizin bankacılık ve finans sistemi, ciddi bir şekilde yabancı sermaye ile güç kazanmış, sermaye yeterlilik oranı Basel Kriterleri’ne göre dünyada en yüksek değerler arasında yer alıyor. Dünyanın her yerinde kriz dönemlerinin en büyük handikabı olarak görülen bankacılık sistemi, bu kez bizde her zamankinden çok daha güçlü. Türkiye’ye göre çok kötü durumda olan ülkelerin hiçbirinde dövize atak yok iken, Türkiye’de neden oluyor? Bunu iyi düşünüp, değerlendirmek lazım! Piyasaların manipüle edildiği çok açık bir şekilde karşımızda duran bir gerçek. Cari açığımızı en çok etkileyen dünya petrol ve doğal gaz fiyatları,3 ay öncesine göre neredeyse aynı! Buna karşın yabancı turist sayısı ve turizm gelirlerimiz ise, önceki yıllara göre oldukça yüksek. Dolayısıyla, buradan da hareketle, cari açıkta düzelme olmasını beklemeli. ‘Peki, hiç mi kötü bir veri yok?’diyebilirsiniz. Tabiki var… Bunlardan en önemlisi üç ay öncesine göre, enflasyon daha yüksek. Bütçe açığı da devam ediyor. Ancak, TCMB faiz artırımına gitti ve yeni hükümet programında özellikle bütçe açığının azaltılmasına yönelik tedbirler var. Buna göre, 2018’in sonuna kadar 35 milyar TL tasarruf sağlanacak. Bundan sonra da kurumların çalıştırılması ve zamanında önlemlerin alınmasıyla kısır döngülere mahal vermemek gerekiyor. 3 ay öncesine göre, bazı şeyler bugün de aynı. Örneğin Türkiye’nin toplam dış borç stoğu Mart 2018 itibarıyla 466,7 milyar dolardı. GSYH’ya oranı da yüzde 52,9. Net dış borcun GSYH’ya oranı ise yüzde 34,3 idi. Bugün de aynı. Türkiye, güçlü bankacılık sistemi ve dinamik ekonomisi ile her zaman dimdik ayakta olacak. En yeni açıklamalardan biri İş Bankası Genel Müdürü’nden geldi. Genel Müdür Adnan Bali, ‘Bankacılık sisteminde açık pozisyon yok. Mevduat çıkışı da bulunmuyor’ dedi.”

“İŞSİZLİK TEK HANE; ÜRETİM VE İHRACAT İSE ARTTI”

İşsizlik konusuna da değinen Erdoğan, “Türkiye’de işsizlik oranı, 2016’dan bu yana ilk kez tek haneye indi. Nisan ayındaki işsizlik, geçen yılın aynı dönemine göre, 201 bin kişi azaldı ve 3 milyon 86 bin kişi oldu. İşsizlik oranı, 0,9 puanlık azalış ile yüzde 9,6 seviyesine düştü. Denizli’mize baktığımızda da mayıs ayı sonu itibarıyla, 4/a kapsamında kayıtlı istihdam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,35 oranında artışla 224 bin 363 kişi olarak kayıt altına alındı. Bu arada, teşvikler, ilk 5 aylık dönemde bir önceki yıla göre yüzde 50,25 artışla 873 kişilik istihdam oluşturdu. 2017’nin ocak-mayıs döneminde bu sayı, 581’de kalmıştı. TİM’in verilerine göre, ilk 6 aylık dönemde ilimizin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 17,51 oranında artış göstererek, 1 milyar 685 milyon 429 bin dolara ulaştı. DENİB üzerinden yapılan ihracat temmuzda yüzde 2,1 artarak, 202 milyon 156 bin 543 dolara çıktı. Denizli ihracatında ön sıralarda bulunan tekstil ve hammaddeleri ihracatı, yüzde 33,54 artışla 24 milyon 664 bin 593 dolar oldu. Ocak-Temmuz 2018 döneminde, 28 Avrupa Birliği üyesi ülkeden 27’sine yapılan ihracatta geçen yıla kıyasla yüzde 10,27 artış yaşandı. Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde, haziran ayı sonu itibarıyla tüketilen elektrik enerjisi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,64 artışla, 245 milyon 612 bin 473 KWH oldu. 2017’de 236 milyon 964 bin 190 KWH idi. Kısacası üretiyoruz, sanayimizde çarklar dönüyor, işletmelerimiz çalışıyor” dedi.

“BİZE DÜŞEN ÇALIŞMAK, ÜRETMEK, İSTİHDAM VE İHRACATIMIZI ARTIRMAK”

İçinde bulunulan durumun hassas bir dönem olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu tür konularda şu sözü asla akıldan çıkarmamalı: Şüyuu vukuundan beterdir. Yani bir şeyin dedikodusunun yapılması, onun gerçekleşmesinden daha kötüdür” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ortaya çıkacak böyle yanlış bir tavrın önünü alamayız. Hepimizin de çok iyi bildiği gibi, ülkemizde oluşabilecek bir ekonomik istikrarsızlık, hiç kimsenin işine yaramaz. Böyle bir gelişme, sadece bizim değil, bizimle iş yapan ülkelerin de yararına değildir. Türkiye’nin ekonomisine yön veren dinamikleri sağlamdır. Döviz kuru yakında makul seviyeyi görecektir. Önemli olan ise, o güne kadarki dönemi en az zararla atlatabilmek ve ortamı manipüle edecek spekülatif hareketlere meyletmemektir. Ve yine unutmamalı ki hepimiz aynı gemideyiz. Hiçbirimizin eğer varsa zor günler için hazırladığı filikası, yok yere koparılacak bir fırtınayı aşamaz. Bize düşen çalışmak, üretmek, istihdam ve ihracatımızı artırmaktır. Aklıselim davranıp, ticaretin temel esaslarını sekteye uğratmayacak şekilde günlük yaşamımızı sürdürmek ve bunu baltalamaya yönelik her türlü girişimin önünü hissedildiği andan itibaren kesmektir. Biz inanıyoruz ki iş dünyasında, içinde bulunduğu durumun hassasiyetini ve gereğini kavrayamayacak düzeyde hiç kimse yok. Herkes, elini taşın altına koymuş durumda. Ticarette zor günlerin olabileceği bilinci ve tecrübesiyle, aşmanın gereğini yapmanın derdinde. Kendince gerekli tedbirleri de aldı ve işletmesini durdurmadan işini sürdürerek, insanımızın ekmek kapısı olmaya devam ediyor. İş dünyamızın, gereksiz meşguliyetlere dalarak enerjisini boşa harcatacak, boşa kürek çektirecek spekülatif oyunlara zaman harcayacak kadar ne boş vakti vardır ne de her koşulda devleti ve milletinin çizgisinden bir adım bile ayrılmamış iş verenlerimiz, dedikodulara kulak kabartıp rotasını belirleyecek kadar işgüzardır. İş dünyası olarak, gerekli önlemlerin uygulanmasıyla, ekonomimizin yeniden dengelenerek sürdürülebilir büyüme sürecine süratle döneceğine inancımız tamdır.”

TOBB’UN AÇIKLAMASINA DİKKAT ÇEKTİ

DTO Başkanı Uğur Erdoğan, çözüm önerilerini de sıraladı ve açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:

“Çatı kuruluşumuz TOBB ve TÜSİAD’ın değerlendirmeleri sonrası yaptığı ortak açıklamada da dile getirildiği gibi, içinde bulunduğumuz durumun reel ekonomi üzerinde kalıcı bir etkiye neden olmaması için gerekli tedbirlerin gecikmeden alınması ve şu adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz: Merkez Bankası’nın likidite yönetimi için attığı olumlu adımların yanı sıra, kurun istikrara kavuşması için daha sıkı bir para politikasına geçilmeli. Sıkı para politikasını destekleyecek tasarruf tedbirlerini içeren maliye politikası, en kısa sürede açıklanmalı. Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi için güven verici somut bir yol haritası, bir an önce hazırlanmalı.En önemli ekonomik partnerimiz olan Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz, yeniden olumlu bir çerçeveye oturtulmalı.ABD ile Türkiye, mevcut sorunlarını stratejik ortaklık çerçevesinde diplomasi yoluyla ve ivedilikle çözmek için çaba göstermeye devam etmeli.”