Apollon Lairbenos’ta ‘günbatımında’ testiyi kırmadan! – D20Haber
24.06.2024, Pazartesi
26 °C / 43 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAZARLAR
  4. /
  5. Yaşar TOK
  6. /
  7. Apollon Lairbenos’ta ‘günbatımında’ testiyi kırmadan!

Apollon Lairbenos’ta ‘günbatımında’ testiyi kırmadan!

A- A+

Apollon Lairbenos son yıllarda adı sıkça duyulan ören yerlerinden birisi. Yaklaşık 2000 yıllık bir pagan (çok tanrılı) tapınağı. Semavi dinlerin henüz toplum yaşamında, insan inancı üzerinde belirgin bir etkiye sahip olmadığı dönemlerden kalma. Büyük Menderes Orta Havza bölgesinin en güzel yerinde, suya, rüzgara ve güneşe selam durmuş, Çal-Bekilli-Güney ilçeleri coğrafi buluşma noktasında inşa edilmiş mermerden bir şaheser. Öyle bir yerde ki, dönemin yerel tanrısı Lairbalı Apollon, ikizi Artemis ve annesi Leto ile birlikte kartal yuvasını andıran tapınaktan, çevresinde kurulmuş olup kendisine tapınan bütün antik kentleri, o kentlerde yaşayan insanların ‘günahlarını ve sevaplarını’ tanrısal görkemiyle sanki hala gözetlemeye devam ediyor!

Bu giriş, okura belki biraz retorik kaygıyla kaleme alınmış duygusu verebilir. Yok, değil! Tapınağın kurulduğu nokta öyle harika bir manzaraya sahip ki, gidip görecek olursanız benim anlatımımın ifade etmekte yetersiz kaldığına kanaat getirirsiniz.

Bu açıklamadan sonra gelelim asıl konumuza!
***
Yerel medya son hafta yayınlanan haberlerde koro halinde ve benzer başlıklarla “Apollon Tapınağında Günbatımı Konserleri” duyurusuna yer veriyor. Haberlerin doğruluk derecesini araştırdığımızda girişimin gerçek olduğunu öğrendik. Çal Kaymakamlığı, Çal Bağ Yolu girişimcilerinin sponsorluğunda böyle bir program düzenlemiş. Programda performans müzik dinletisi vs. var, ne yapılacağını geçelim.

Uzatmadan konuya girelim ve hemen sözümüzü söyleyelim: Apollon Tapınağı’nda yapılacak bu türden etkinlikler, yarardan çok zarara yol açma potansiyeline sahip. O nedenle eğer mümkünse bu yoldan dönülmeli, değilse insan yoğunluğundan arındırılmış olarak gerekli önlemler sıkılaştırılarak titizlikle uygulanmalı.
***
Apollon Lairbenos Tapınağı, birinci derece arkeolojik alan olarak koruma altında. Sorumluluk Denizli Müze Müdürlüğü uhdesinde. O nedenle yapılacak her tür etkinlik ve faaliyet çeşitleri, Müzenin kontrolünde olmak zorunda.

Yapılmak istenen konser etkinliğine Müze tarafından nasıl bir izinle “olur” verildiğini bilemiyoruz, ancak yapılıyor olduğuna ve medyada bu kadar yaygın bir duyurusu yapıldığına göre, bilgi ve izinlerinin olduğunu varsayıyoruz.

Bu arada, kuşkulu kimi haberler Bahadınlar Mahallesi ile Tapınak arasındaki yaklaşık 4 km.lik tarlalar içinden geçen yolun asfaltlandığı bilgisini yayıyor. Haber kuşkulu çünkü, iki hafta önce tapınağa gittiğimde böyle bir faaliyetin izi yoktu. Zaten asfaltlama işlemi varsa eğer, bu Aydın Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu iznine bağlı olarak yapılabilir. Kurula başvuru, kurul izni, bu iznin müze tarafından tebliği, yüklenici şirket anlaşması vs. derken, sürecin bu kadar kısa bir zaman sığabileceğini sanmıyorum doğrusu.

(Yazıya ara verip Denizli Müze Müdürü Nail Uyar’ı aradım. Asfaltlama işleminin koruma alanı dışında; dolayısıyla kurul kararını gerektirmeyecek sahada yapıldığını söyledi. Anlaşılan kurul sorumluluğundan uzaklaşarak asfaltlama yapılıyor veya yapılmasının yolu açılmış. Sormak gerekiyor, 2000 yıldır insanlar taş döşemeye bile gerek duymazken ve yapılacaksa, önceliğin taş döşeme gibi ören yeri karakterine uygun bir malzeme seçimine verilmesi gerekirken, neden zıpır yokuşundan sökülmüş atık asfalt kalıntısı ile kirletiliyor?)

Başka bir kuşku payını daha dile getirmek gerek. Yine 2000 yıldan bu yana (son yüz yıllık Cumhuriyet Dönemi dahil) orada hiç kimse veya hiçbir kurum bu tür etkinlik işleri yapmayı akıl edemezken, Kaymakam Bey şimdi bir anda Çal Bağbozumu Festivali’ne eklemleyip bir tür pazarlamacı esnafı mantığıyla tanıtım yapmaya kalkışıyorsa, neden asfaltlama işi gibi bir garabeti, estetiğini de hesaba katacak şekilde ince eleyip sık dokusun ki? Konuya ilgi duyanların uyanık kalmasında yarar var.
***
Tapınağın önemine değinmek gerekirse;
Her şeyden önce, orası gerçek bir Antik Dönem kalıntısı! Çok özgün bir yer. Yazımızın sonunda tapınağı özetleyen bilgilere yer vereceğiz, o yüzden değinip geçelim, Batı Anadolu’da bir örneği daha bulunmayan nadir tapınaklardan biri. Arkeoloji literatürüyle söyleyelim, “ünik” bir ören yeri. Bir kez daha yineleyelim, 2000 yıldan bu yana Roma, Bizans, Beylikler, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet rejimleri geldi, Cumhuriyet dışında hepsi asar-ı atika müzesindeki yerini alırken, Apollon Lairbenos Tapınağı yerinde kaldı. Neden biliyor musunuz? Çünkü hiçbir tarihsel dönemde, hiçbir aklı evvel yetkili çıkıp, “burada ben gösteri yapacağım, konser vereceğim” deyip orayı insan tahribatına açacak işlere soyunmadı. O nedenle her devir geldi geçti, Ama ören yeri ilelebet kaldı.
***
Gelelim tapınakta yapılacak gösteri veya dinletilerin yol açabileceği zararların neler olabileceğine.

Görüştüğüm ilgililer, tasarlanan günbatımı konserlerinin sınırlı sayıda insanı (olasılıkla protokol) geçmeyeceğini söylüyorlar.

Apollon Tapınağı’nda konser yapılacak diyerek sosyal medyada örgütlenip, otobüslerle topluca insan taşımaya kalkışan dernekler var. Eğer engellenmezlerse, orasının nasıl bir kalabalığa dönüşeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Tapınak alanında, 2000’lerin başında zamanın Denizli Müzesi sorumluları tarafından (Hasan Hüseyin Baysal, Haşim Yıldız vb.) araştırma kazısı yapıldığı biliniyor. Yazılı araştırma raporları ve makalelerle bu bilgi sabit.

İlerleyen yıllarda (2010)karşılaştığımızda, tapınak yazıtlarını doktora tezi konusu olarak seçen Dr. Esengül Akıncı Öztürk, hayli bilgilendirmişti bizi. Sonraları doktorasını yayımladı ve şimdilerde aynı doktora tezi kitapçı raflarında satın alınabiliyor.

Tapınak alanı ile ilgili yapılan çalışmalar bunlarla sınırlı. Yani yüzeyi kazısanız, altından tapınağın pek çok materyaline ulaşmak mümkün olabilir. Ören yerinin Büyük Menderes’e tepeden bakan ayakta kalmış tek örneği tonoz (kemer) yapı, yakın zamana kadar ahşap desteklerle korunuyordu, geçtiğimiz hafta o destekler ortadan kalkmıştı.

Sözün kısası Apollon Lairbenos Tapınağı oldukça nazik bir ören yeri. Tahribata uğramaya açık, tahrip edilmesi konusunda yeterli önlemlere sahip olmayan (sık sık ziyaret etmeme rağmen koruma olarak tayin edilen bekçiyi oraya gidip de asla göremeyenlerden biriyim) bir alan orası. Henüz 2014 yılındaki vandallık hala belleğimizde. O günlerde define avcıları çılgın bir cesaretle iş makinasıyla tapınağın bağrına kadar girip adeta girişin sembolü olan dikili katagraphe yazıtı kırmışlardı. Meraklısı o günlerin haberlerine internet sayfalarından ulaşabilir.

Sonrasında da zaman zaman toprak yüzeyinde, daha önceki topografik çizgilerin belirsizce değiştiği noktaları zar zor kestirdiğim zamanlar olmuştu. Yani kaçak kazılardan bir türlü kurtulamayan bir yerden söz ediyoruz.

Hal böyleyken insanın içini hiçbir resmi açıklama rahatlatmıyor doğrusu.
***

Konuyu günlerdir yakaladığım ilgiliye aktarmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz hafta İl Kültür Müdürü Turhan Veli Akyol’la ayaküstü konuştum. İnsanların sosyal medya kanallarında örgütlenip konsere taşınacağını duyunca şaşırdı.

Aynı gün ve yerde Denizli Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Jeopark Daire Başkanı Hüdaverdi Otaklı’ya durumu izah ettim. Gerçi onun etki alanı dışında olması nedeniyle yapabileceği bir şey yoktu, ancak bilgilenmesi bile önemliydi.

Çal Yöresi Derneği yönetiminden Prof Dr Bülent Topuz’la konuştum. Onun da kendisine ilk ağızdan aktarılanlar dışında bilgisi olmadığını gördüm. Hocayla pek çok kez gidip üzerinde belgesel çekimleri yaptığımız bir yer olduğu için, önemseyeceğini biliyordum, nitekim olaya dikkat kesildi.

Çal’dan Belediye Başkanı Fethi Akcan’la telefonda görüştük. Programın ören yerine zarar vermeden gerçekleşmesi için gerekli önlemlerin alındığını ve Çal Bağbozumu Festivali çerçevesinde protokol katılımıyla sınırlı, halka kapalı, tanıtım amaçlı çekimlerin yapılacağı bir faaliyet olacağını belirtti.

Bazı arkeolog dostların fikrini aldım. Onların pek bilgisi yoktu. Ama duyumları vardı ve resmi kanalların açıklamalarıyla sınırlıydı.

Son olarak Denizli Müze Müdürü Nail Uyar’ı aradım. Duruma ilişkin 8-10 dakikalık konuşma yaptık. Onun da Başkan Akcan gibi olaya dair kuşkusu olmadığı ve gerekli önlemlerin alındığına inandığını gördüm.

Bu görüşmeler neticesinde görünen neydi? Evet, Denizli kamuoyunda kurumları temsil eden şahıslar nezdinde pek sorun yoktu. Sorun olabileceğini varsaymak istemiyorlardı. Gerçekleşmesi tasarlanan etkinliğin tanıtım boyutuna özellikle vurgu yapıyorlardı. Katılımın protokol düzeyinde düşük olacağına dikkat çekiyorlar ama en fazla 100-200 kişiyi bulacağını, 300 kişiyi kontrol edebilecek önlemlerin alındığını, bu rakamın aşılmayacağına inandıklarını ifade ediyorlardı. Sonuçta katılım için hayli sayısal bir opsiyon öngördüklerini örtük biçimde ifade etme gereğini gizlemiyorlardı. 300 kişiyi ayakta bile sığdırmanın ne kadar zor olacağını açıklamaya çalıştım ama kimse anlamadı veya anlamak istemedi.

Tüm bu görüşmelerden anladım ki, Çal Kaymakamı’nın tanıtım faraziyesi olarak başlayan Apollon’da günbatımında müzik dinletisi serüveni, aslında pek çok kurumun tedirgin ve ‘iyi olur inşallah’ mealinden bastırılmış kaygılarıyla gerçekleşmeyi bekliyor.

***

Biz yazdıklarımızla, yıllardır bu konuda kendini sorumlu hisseden bir gazeteci yurttaşlığı uyarısı yapalım dedik. Umuyoruz ki her şey tasarlandığı gibi gelişir ve hiçbir olumsuzluğa meydan verilmez. Yeter ki, olan biten emsal teşkil edip, bazı uyanık kasaba organizatörlerince ileriki dönemlerde yapılacak “Apollon Şenlikleri” türünden bir garabete dönüşmesin. Malum dönem özel girişimcinin bütün girişimlerine çanak tutmanın marifet sayıldığı bir dönem!

Nokta koymadan önce Çal Kaymakamı’na dönelim. Adıyaman Kahta’dan Çal ilçesine tayin olduğu biliniyor. Günlerdir çevrede fotoğraf çeken grubun Kahta’dan davet edildiği söyleniyor. Temennimiz odur ki, gelecek yıllardaki başka bir festival etkinliğini gerekçe yapıp, tıpkı fotoğrafçı ekibi gibi, Kahtalı Mıçı’yı da günbatımında konsere davet etmeye kalkışmaz!

Fotoğraf; Yaşar Tok 2015

APOLLON LAİRBENOS TAPINAĞI

“Işığın, güneşin, şifanın, gizemin, mücadelenin, hukukun, özgürlüğün, korku ve çarenin temsilcisi işlevleriyle Phrygia Bölgesi’nin yerel kültleri arasında ayrıcalıklı öneme sahip olan bir tanrıdır Apollon Lairbenos.” Tapınak Geç Helenistik Dönemden itibaren inanç kültüne hizmet etmiş bir kefaret merkezi. Günahtan arınma, günahların bedelini ödeme temalı bir tapınak. “Anadolu’da insan adama şeklindeki bir ibadetin varlığını kanıtlayan tek alan Apollon Lairbenos’a aittir.” (Akıncı Öztürk) Helenistik Dönemden itibaren tüm Pagan inanç kültürü boyunca (MS 450 civarına kadar) varlığını sürdürmüş. Çevre antik kentlerden gelip adaklarla kefaret ödeyenler, yazıtların epigrafik çözümlerinde yer alıyor. Frigya bölgesinde, Zeus kadar güçlü, yerel bir Tanrı olan Apollon Lairbenos (Lairbalı Apollon) adına inşa edilmiş. İlk olarak 2005 yılında Denizli Müzesi tarafından araştırma kazısı yapıldı. Adıgüzel Barajı üzerinde adeta çekim merkezi! Aşağıda Menderes, batı ufkunda Babadağ dağ silsilesi görünüyor. Bölgesel turizm güzergahı için olağanüstü bir durak potansiyeline sahip. Ayrıca antik çağ tarih yazıcılarının adını sıkça zikrettikleri ve Çal-Ortaköy civarında olduğu varsayılan, şimdilerde pek kalıntısı görünmese de yazıtlarda adı geçen ve başkaca materyal izlerine rastlanan Şarap Tanrısı Dionysos adına kurulmuş Helenistik Dionysopolis kentiyle aynı yol üzerinde bulunuyor. Nehrin karşısında, şimdiki adı Yeşiloba, önceleri medele adıyla anılan, antik dönemdeki adı Motellapolis olan kentin kutsal alanı.

(Bilgiler Dr. Esengül Akıncı Öztürk’ün “Apollon Lairbenos Kültü” başlıklı doktora tezine dayanarak özetlenmiştir.)