06.11.2026, Cuma
7 °C / 15 °C Denizli Hava Durumu

Çocukluğunu bilen kalmazsa

A- A+

Mayıs bereketiyle geldi, gelirken kışı kolundan tuttu da getirdi iyi etti.
İyi etti etmesine de peki bizim iki aydır fiziken aslında bir yıldır da zihnen hazırlandığımız kuzen toplantısı ne olacaktı?
Her şey açık ve güneşli bir havaya göre planlanmıştı, son 3 günde havanın değişeceği bilgisi geldi fakat geçmiş olsun. Yurtdışından ve muhtelif şehirlerden ulaşım rezervasyonları tamamlanmış, çalışanların iş izinleri alınmış, 3 günlük tatil ve toplantının bütün hazırlıkları yapılmıştı. Dile kolay 43 kişi toplamayı başarmıştık. Söylemesi ayıp; kalabalık yerli ve milli bir aile olunca 43 fazla sayılmaz. Aile büyüklerimiz toplantıya katılabilmek için kendilerine çok iyi bakmışlar ve hem akranlarıyla hem ailenin kendilerine göre gençleriyle 3 kuşak bir araya gelmeye hazırlanmışlardı. Belli bir yaştan sonra ha deyince toplaşamadıkları için mucize gibi bağırlarına basmışlardı bu toplantıyı.
O toplantı olacak nokta!
Hemen organizasyonun mimarı, mühendisi, emekçisi her bişeysi Kader kuzim acil çadır takviyesi düşündü ve ayarladı halamın yüz yıllık ama yalnız kalmayan evinin bahçesine. Halamın eski Denizli tipi iki katlı cumbalı evini, torunu olan kuzim Kadercim sade bir şekilde oturulabilir hale getirmişti sırf bir arada olalım, evdeki anıları ve oraya iz bırakmış ruhları yaşatalım diye. Halamın, annemin eşyalarıyla orayı bir ruh cemiyetine çevirmiştik zaten. Adeta gidenlerimizin ruhları orada toplaşıp kahve içiyor sohbet ediyorlardı. İçlerinin güzelliği ruhlarından bize yansıyordu o evden.
Bu sebeple toplantıyı bu evde ve evin bahçesinde yapmak istemiştik.
Memleketin her yanında kent hafızalarını yok etmeye iştahlı bu kadar çok idareci ve kurum varken biz etimiz ne budumuz ne bakmadan hafıza yaşatmaya girişmiştik.
Bunu da bütün büyük ailemiz bildiğinden, yağmur çamur demeden koştu geldi 43 kişi arabayla, otobüsle, uçakla, trenle.
Kimimiz çay, kimiz kahve kimimiz yemek servisine geçti. Büyüklerimizi aynı masada oturttuk ve kaç yıllık hasretlerini gidermeye koyuldular. Üçüncü kuşak paylaştıkları masada birbirlerini tanımaya çalıştılar.
En kıpırdak ikinci nesil yani bizler yerimizde durmadık. Kâh oynadık, kaşık darbuka çaldık kâh kaşık.
Gitarın tellerinde çocukluğumuzun şarkılarına bağlandık belki de o bahçede söylenmiş. Odalara başını uzatan herkes bir nefes anıyla çıktı çünkü illa o tahta döşemelere basmışlığı vardı hepimizin. İlla o bahçede ya bisiklete binmiş, ya saman damında fareden korkmuş ya da havuzun etrafında kovalamaca oynamıştık. Odanın birinde altı çocuk sarılıp yatmıştık yer yatağında.
Halamın lalengi kokusu dolaşıyordu aramızda, gümüş saçlarını sımsıkı topuz yapmış,toparlacık, yumuşacık ve ailenin sevgi zamkı halam sanki 46 yıl önce gencecik 57 yaşında gitmemiş de sıcacık sesiyle herkese hoş geldiniz diyor ve gülüşüyle aramıza görünmez sevgi ağları örüyordu.
Bahçedeki filbahrinin kokusunda halamla beraber zaman yolculuğuna çıktık hepimiz. Gece ayaza vurmuş kimin umurunda. Biz anıların içinde parktaki çocuğun top havuzuna daldığınca dalmış, dünyayı unutmuşuz. Çocukluğun masum itirafları uçuşuyor havada.
Herkes yaşından soyunmuş, günün telaşını, derdini tasasını, havanın ayazını bir tarafa koymuş sadece o bahçede tüm ruhuyla, geçmişiyle, anılarıyla hemhal oluyor.
İki gün kaç yılı sürükledi geldi peşinden.
Üç günün sonunda vedalaşamamalar, kapı önü bitmeyen sohbetlerle son kuzen de yolculandı.

Biz bu toplantıyı yapmayı kaç senedir her cenazede konuşurduk. Ve şöyle biterdi konuşma;
“Lütfen artık toplanmak için birinin ölmesini beklemeyelim”
En son 2 ay önce kuzenimiz Haşmetimizi 62 yaşında aniden kaybedince dedik ki;
“daha kaç kişi eksilelim toplanmak için?”
O gün bize itici güç oldu ve bu toplantıyı yapmayı başardık. Toplantı bitmeden bir sonraki yılın toplantısını belirledik. Kaç kişi katılabilirse katılır ama aksatmadan yapılmalıdır bundan böyle.
Aile candır.
Çocukluğunu hatırlayan kalmadığında ölür insan.

 

HAYAT

hanaydı evler eskiden
kapısı tüm odaların
bakardı bir sofaya
oranın adı hayattı
minicik odalara
sığdırdığımız sevgileri
toplar hayat
çoğaltırdı

şimdi
bir artı bir kutudasın
tek kendine yer var
evinde
yüreğinde

süslenip dayatılmış
yalnızlıkta
soluyor gülüşlerimiz
sessiz azalıyoruz
kahkaha çınlatmaz
dört duvar ev dediğin
adı artık
hayat değil

Aylin MÜFTÜLER

Yazarın Diğer Yazıları
Enteresan zamanlarda yaşamak
26 Ekim 2026 Pazartesi
Rağmen kadın olmak
12 Ekim 2026 Pazartesi
Üstüm başım şiir
5 Ekim 2026 Pazartesi
Poseidon tatilde
28 Eylül 2026 Pazartesi
Dört işlem
21 Eylül 2026 Pazartesi
Uzun ölmek
14 Eylül 2026 Pazartesi
Konsantre hayat
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Düşmanı inşa etmek
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Arşipel’den Hierapolis’e
10 Ağustos 2026 Pazartesi
Mavi sürgün
3 Ağustos 2026 Pazartesi