Şiirin, dostluğun, barışın içinde iki gün yaşadık Denizli’de.
2. Uluslararası Denizli Şiir Günleriydi. Hepimiz içimizde taşıdığımız dizeleri ekmeye geldik şiirin tarlasına. Çeşit çeşit tohumduk.
Çünkü her yerden geldik. Gürcistan’dan, Macaristan’dan geldik. Kars, İstanbul, İzmir, Manisa, dağdan, bayırdan, köyden, kentten geldik, her yerden geldik. Denizli’nin vefalı evladı, şiirin mimarı, mimarinin şairi Cengiz Bektaş’ın tekil dediğini çoğul dedik;
Suya uyduk,
Bıraktık ışığa kendimizi.
Günün sonu,
Hüzünse hüzün,
Her şey parmak ucu,
Yanı başımızda
Ağırlığımız bitti,
Yere değmiyoruz.
Mora varış buluşma,
Her yerden geliyoruz.
Artık hep geliriz.
Şiir günlerini bu sözlerle başlattık evet artık hep geliriz, siz de gelin.
Şiirle ağlamak güzeldir, şiirle yıkanmak da!
Şiir, görmek istemediğimizi bize gösterir, kalbimizi oya oya;
*Üçüncü cesetten sola döneceksin
köşe başında dörtlü bir ölüler çetesi var
onları gez
beşli yoklar artık ailesinden atla
kan göleğini dolaş
karşı sokak girilmez
köpeklerin dalak yeme vakti.
Düşünmezsek yok sandığımızı gözümüzün önüne harlatır;
*Sen okuluna git
derslerini çalış yalnızca
tarihini çalış örneğin
Hammurabi’yi belle
bombalar
defterlerini yaksa da
ellerini gözlerini
kalbini sökse de yerinden
ateşin her zaman
yetişemediği bir yer vardır
sen ırmaklarını çalış
Şiirde kaçacak delik yoktur, her sözcük bir köşede sıkıştırır insanı
*Annenin sözünü dinle
ölürken
ateşten sözcüklerle
anlatmıştı sokaklara çıkmanın
ne demek olduğunu
büyümenin ne demek olduğunu
ömrünü geliştir utanma
toprağına senin ellerin gerek
göklere senin bakışların
Ve kulaklarından beyninin, kalbinin içine girer, oyar kızıl bir hançer olur da, hayatın yalnız seninkinden ibaret olmadığını yankılar içinin duvarlarında.
*Telefonun kapalı kalsın
dinamit ol evin için
mayın ol annen için
ölüm ol boynu bükük
menekşeler gibi kokan kardeşin için
arkadaşların için
savrul göklere
Belki seni bir duyan…
Sonra çığlığı gözüne dolmuş şairle sarılıp ölü çocukları yıkarsın şiirin musalla taşında.
Ve hıçkırırsın;
“Ben barış başka nasıl çağırılır bilmiyorum”
*Felluceli Çocuk şiirinden dizeler (Özel Coğrafya Dersleri/ Hidayet Karakuş)