03.02.2023, Cuma
2 °C / 11 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. ÖZGÜN İÇERİK
  4. /
  5. ÇAL BAĞ YOLU
  6. /
  7. Denizli Turizm Ekonomisi Odağından Eno/Wine Turizmi...

Denizli Turizm Ekonomisi Odağından Eno/Wine Turizmi Olanakları ve Çal Bağ Yolu Projesi – IV

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 5 Ocak 2023 Perşembe - 08:00Güncelleme: 5 Ocak 2023 Perşembe - 12:07
Denizli Turizm Ekonomisi Odağından Eno/Wine Turizmi Olanakları ve Çal Bağ Yolu Projesi – IV

Üç günden bu yana devam eden mini dizimizin son bölümünün yayınına geldik. Şimdiye kadar yayınlanan kısımlar, konuya bizim bakış açımızı ortaya koymuş, çerçevesini çizmiş olmalı. Son bölümümüzü Bağ Yolu projesinin değerlendirmesi ve katılımcılarına ayırdık. Ancak bu kısma geçmeden, önceki bölüm içeriklerini başlıklara uygun şekilde kısaca özetlemek istiyoruz. Böylece anılan projenin üç gün boyunca farklı boyutlarıyla yazıya döktüğümüz kent ekonomisi ve turizm imkanlarının, Bağ Yolu projesi ile ilişkisini bir kez daha vurgulamış olacağız.

Denizli ekonomisi, Orta Anadolu’da son elli yıl içinde hızla yol alan en canlı ekonomilerin başında geliyor. 1980’ler itibarıyla “Anadolu Kaplanları” adıyla tanımlanan gelişimin aktörleri, sektörel olanaklarını 2000’lerin başlarına kadar kullandılar. Ancak bu gelişim dönemi, o tarihler itibariyle yavaşlama dönemine girdi. 2008 küresel kriziyle iktisadi değişme, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de, dolayısıyla Denizli’de de başka bir çehreye bürünerek günümüzdeki rotasını oluşturdu.

Aynı dönem, Denizli turizminin arayışları çeşitlenmeye başladı. Pamukkale travertenleri ve Hierapolis antik kentine sıkışık turizm arayışı, başka olanakların neler olabileceği üzerine yoğunlaştı. Doğa, sağlık, inanç turizmi gibi spesifik alanlar önem kazandı. Bu arada Laodikeia, Tripolis gibi antik kentlerin Lycus Vadisi yerleşmeleri olarak arkeolojiye kazandırılması, turizm algısını havza ölçeğinde genişletti. Yazılarımızda sıkça değindiğimiz, kapsama alanı oldukça geniş kültür turizmi, daha özel anlamıyla “Vadi Turizmi” düşüncesi, söz konusu arayışların neticesi olarak ortaya çıktı.

Günümüzde Pamukkale, kent turizminin merkezinde yer alan, ancak giderek sembolik hale gelen görsel bir coğrafyaya dönüşmekte. Turizmi sadece ekonomik bir trend olarak biçimlendiren Kültür Bakanlığının geleceği çok fazla hesaplamayan politikaları, Türkiye toplumundan kopuk, kültürel boyutu törpülenmiş hedeflerle sınırlı olarak sürdürülmekte. Bu durum, turizme entegre edilebilecek yerel ölçekteki çalışmaları, daha bağımsız ve özel nitelikte girişimlere dönüştürdü. Bugünkü bölümümüzde ele alacağımız “Çal Bağ Yolu” rotası projesi, işte bu türden bağımsız ve özel girişimler tarafından oluşturulan bir etkinliğin istihsal ve planlaması olarak gerçekleşmektedir.

PROJENİN KISA TARİHİ

“Çal Bağ Yolu” adıyla uygulanmaya başlanan proje, Denizli’nin Çal ilçesinde faaliyet sürdüren 4 şarap işletmesinin bir araya gelerek oluşturdukları bir tür şarap turizmi projesidir. Çal, Bekilli ve Güney ilçelerini kapsayan bağ bölgesindeki şarap üreticisi firma sayısı ile orantılandığında, sınırlı sayıda katılımcı firmayla faaliyete geçen proje düşüncesinin ilk kez ortaya çıkışı biraz geriye gidiyor.

2006 yılında Pamukkale Üniversitesi ve Çal Yöresi Derneği ortaklığında “21. Yüzyıla Girerken Geçmişten Günümüze Çal Yöresi: Baklan Çal Bekilli” konulu bir sempozyum düzenlenir. Sempozyumda pek çok konunun yanı sıra Çal üzümü ve şarapçılığına ilişkin bildiriler de sunulur. Bu sempozyumun etkisi var mıdır bilinmez ama hemen ertesi yıl, şimdi katılımcı firma temsilcilerinden olan, ancak o dönem sadece bağ yetiştiricisi konumunda bulunan Kuzubağ’ın kurucusu Salih Kuzu’nun önerisiyle 2007’de ilk toplantı gerçekleşir. Çal’da o yıllarda şarap üreten firma sayısı şimdikinden daha fazladır ve neredeyse hepsi toplantıya icabet eder. Bağ yolu projesi ilk kez burada gündeme gelir. Toplantıda anlaşılır ki öneriler henüz ham düşünceden öteye geçmemekte, fikren olgunlaşması gerekmektedir. Böylece o ilk toplantının uzunca bir zaman devamı gelmez.

Yeni bir toplantı ve daha enerjik girişim için neredeyse 15 yıl geçmesi, 2020 yılının pandemi dönemini beklemek gerekecektir. DSÖ’nün ilan ettiği pandemi dönemi ilginçtir, pek çok alanda olduğu gibi bu konuda da sektörel kesimlerin duyarlıklarını harekete geçirir ve tam 13 yıl önceki toplantının bir benzeri düzenlenir. Bu kez de, davetli katılımcıların önemli bir bölümü önerilen projeye mesafeli kalırlar; Kimisi mali sebeplerle, kimisi işletmelerinin projede yer alması için gerekli altyapıya sahip olmadığı gerekçesiyle, kimisi de projeye güvensizliği nedeniyle kenarda durmayı veya bekle-gör politikası izlemeyi seçerler. Ama bu muhtemel gerekçeler tümü için geçerli değildir. İçlerinde, sayılan olumsuzluklara prim vermeyen dört firma inançla bir araya gelir ve platform oluşturulur. Bu firmalardan en eskisi, 60 küsur yıllık geçmişiyle ve kurucusunun duayen kimliğiyle tanındığı Küp Şarapları, en yenisi 2022 yılında faaliyete geçen Kuzubağ’dır.

Projeye hararetle sahip çıkan diğer firmalardan bir başkası, Hançalar Mahallesi’nde 2005 yılında faaliyete geçen ve 17 yıllık geçmişiyle dikkati çeken Erdel Şarapları olur.

Diğer firma da yenidir. Adını ApollonLairbenos Tapınağı’ndan alan Lermonos Şarapları 2021 yılında üretime geçmiş, Dr. Hürriyet Yılmaz tarafından yönetilmektedir.

Butik üretim modeliyle dikkate değer bir mimari ve organizasyon yapısı oluşturan Kuzubağ Şarapları 2022 yılında faaliyete geçmiştir. Kapasiteleri açısından baktığımızda, içlerinde 7000 ton (7 milyon litre) üretim kapasitesiyle Küp Şarapları ilk sırada yer alır. (Küp, aynı zamanda bölge Şarap üreticileri içinde en fazla kapasiteye sahip ikinci firmadır.)

“ÇAL BAĞ YOLU” ÖNCÜ-KURUCU FİRMALARI

Son olarak 2022 yılının Mart ayında yeni bir toplantı yapılır, “Çal Bağ Yolu” projesinin ana hatları bu toplantı sonrası şekillenir, ardından kuruluş için start verilir. Çal Hançalar’da yeni faaliyete geçen Kuzubağ Şarapları ve Selcen’de Lermonos Şarapçılık, 2005’te kurulan ve fabrikası Hançalar Mahallesi’nde bulunan Erdel Şaraplarıyla en eski kuruluş tarihine sahip Küp Şarapçılık, bu projenin öncü-kurucuları olarak teşkilatlanırlar ve bir platform oluştururlar. Kuruluş bütçesini belirleyip katılım paylarını ayırırlar. Tanıtım, kuruluş çalışmaları vb. için ekip oluşturulur, fiziki ve dijital ortam dahil, bir yandan temel çalışma planlaması yapılır, diğer yandan tanıtım-duyuru-lansman için gereken adımlar atılır. Artık “Çal Bağ Yolu” kurulmuştur.

Çal Bağ Yolu kuruluş hikayesi bu kadar değil. Arka planda ticari-endüstriyel amaçlar önem teşkil eder. Ayrıca bölge bağ tarımının desteklenmesi, geliştirilmesi, korunması ve nitelikli-kaliteli üretimin teşviki gibi kapsayıcı faaliyetler doğrudan etki alanı içinde yer alır. Eski deyişle “Şaraphane”nin kapısına gelen her üreticinin benzer türden beklentileri, işin doğası gereği kaçınılmazdır.

Saydığımız hikaye ‘fragmanı’ yazdıklarımızla değil, konuya dahil olanların; Çal Bağ Yolu projesi yürütücülüğü yapan firma temsilcilerinin anlatımlarıyla daha anlaşılır ve bütünlüklü hale gelecektir.

Şimdi de en eski firmayı temsil eden, Küp Şarapları sahibi Asım Altıntaş’tan başlayarak katılımcı firma temsilcilerinin sözlerine kulak verelim.

KÜP ŞARAPLARINDAN ASIM ALTINTAŞ ANLATIYOR

1- Firmaların içinde en eskisi Küp Şarapları, kuruluş tarihi 1959. Kurucusu Hasan Altıntaş 2010 yılında vefat etti. Firmayı ikinci kuşaktan oğlu Asım Altıntaş devraldı. Halen onun yönetiminde. Geçtiğimiz pandemi döneminde önemli bir yatırım gerçekleştirdi, Bekilli ile parçalı biçimde devam eden işletmeyi Çal-Mahmutgazi’de tek çatı altında, modern bir tesise dönüştürdü.
Asım Altıntaş işletme mezunu. Mesleki kariyeri neredeyse çocukluğundan beri işin mutfağında şekil almış bir iş insanı. Yaşamı da aynı biçimde bağ, bağ evi, şaraphane ortamında şekilleniyor.Yaptığımız görüşme esnasında, Çal Bağ Yolu girişimi öncesi yapılan araştırma çalışmaları ve istişareleri anlatırken, kısaca “Çal Bağ Yolu”nu ve projenin ortaya çıkış hikayesini de bize özetlemiş oluyor.

Haberin DevamıReklam

Sözü Asım Altıntaş’a bırakıyoruz:

“Çal şarapçılarının ortak hareket etmesi ve Çal şarapçılığını geliştirme ile ilgili bir toplantı, ilkin yaklaşık 15 yıl önce falan yapıldı. Şimdiki Kuzubağ Şaraplarının sahibi Salih (Kuzu) Bey aradı beni, toplantıyı teklif etti, ben hemen kabul ettim. O dönem Salih Bey’in şarap üretim tesisi henüz yoktu ama bağları vardı. Çal’daki üreticilerle birlikte Kumral mesireliğindeki alabalık restoranında toplandık. Orada ortak laboratuvar kurma, kaliteyi arttırma, iyi bir üretim yapmak türü konuları konuştuk. Ben bu dileklerin hepsine katıldığımı beyan ettim. Ancak bunları temel bir takım kurallar çerçevesinde yapmak gerektiğini de belirttim. Ne olabilir bu kurallar? Birincisi, kayıt içinde çalışmak lazım. İkincisi, şaraplar muhakkak analizden geçmeli, insanlara sirke içirilmemesi lazım. Bu ilk toplantı konuşmalardan sonra dağıldı ve arkası gelmedi.

Bundan iki yıl önce (2020 yılı) tekrar toplandık. Bu sefer Salih Bey’in Kuzubağ adıyla şaraphane projesi vardı. Katılımcılardan Erdel Şarapları zaten 15-20 yıl önce kurulmuştu. Bir de fizik tedavi hocası Hürriyet Hanım (Lermonos Şarapları) toplantıya ilgi gösterdi. Bu yeni toplantıya bölgenin diğer şarapçılarını da çağırdık. Hemen hemen hepsi katıldı. İçlerinde butik şarapçılar da, büyük şarapçılar da vardı. Dedik ki, ‘bu artık belirli bir potansiyele ulaştı, Biz birleşip bu bölgeyi, bölgenin üzümünü, bağlarını ortak hareket ederek tanıtabilirsek, bu yörenin üzüm üreticisi ve şarapçıları için tanınmayı, tanıtmayı sağlar ve yol kat etmenin bir aracı olur.Böylece işe giriştik. Önce neler yapabileceğimizin araştırmasını yaptık, örneklerini inceledik. Nasıl örgütlenmemiz gerektiğini, örneklerine bakarak anlamaya çalıştık ve start verdik.Yine tüm şarapçılara haber saldık, başlıyoruz diye. İlk olarak tanıtım organizasyonu yapılacak, bu iş için profesyonel bir danışman bulunacak…

Bir yol haritası hazırladık. Geçen Şubat (2022) ayında start verdik. Danışman arkadaşımızla ön çalışmalara başladık, web sayfası hazırlandı, tanıtım çekimleri yapılıyor, sosyal medya mecralarında hesaplar falan açıldı. Tabelalarımız planlanıp hazırlandı. Tüm bunlar yapılırken Çal Belediye Başkanı’yla da görüşüldü, Başkan ‘size her türlü desteği sağlarım’ dedi.

Toplam 4 firma katıldı bu projeye. Ortada masraflar için belirlediğimiz bir bütçemiz var, tabi bütçe diğer firmalara biraz yüksek geldi. Kimisi de ‘biz daha sonradan katılabiliriz’ dedi. Bu da olabilir, bütçeye katıldıktan sonra rota içinde sonradan da yer alınabilir. Bölgede şarapçılık faaliyeti yürüten firmaların proje içinde yer alması bizi sadece sevindirir, hiç sorun yok. Katılım kıstaslarımız da zaten o kadar engelleyici falan değil. Tesisin büyüklüğü, küçüklüğü, teknolojisi, modernizasyonu hiç önemli değil. Önemli olan hijyenik ortamda tadım yerinin ve satış yerinin olması. Bir de hikayeyi anlatacak bir personelin bulunması. Yani o ilk toplantıda dile gelen kayıt içi çalışma, kaliteli üretim vb. artık bunları söylemeye dahi gerek yok! Bu kıstasları karşılama konusunda katılımcı firmalar da henüz hazırlıklarını sürdürüyorlar. Mesela Lermonos Şarapları bir restoran hazırladı, oraya bir pizza fırını yapılacak, pizza servisi için. Belediye kendi üzerine düşeni yaptı, katılımcı firmaların bulunduğu yerleri ‘açık içki alanı’ ilan etti. Artık fabrikalar için sorunsuz ruhsat alınabiliyor. Bunlar yapılırken, biz de zaten sıra dışı bir meyhane falan açmayacağız. Ya güzel bir restoran veya temiz bir tadım yeri… Böyle şeyler olacak. Sonuç olarak Belediye Başkanı, ‘biz belediye olarak elimizden geleni yaparız’ dedi. Lermonos’un Pizza fırını ve restoran yılbaşına kadar devreye girer. Sunum, tadım yerleri vb. hazır durumda. Buralarda ücretli tadımlar olacak, randevuyla gelinecek. Kuzubağ çok güzel bir tesis yaptı, onda da restoran var ama o şimdilik devreye girmeyecek. Proje katılımcı firmalarımızdan Erdel Şarapları da bir tadım yeri hazırladı.

Çalışmalarımızın başka bir boyutu duyuru ve tanıtım konusunda yoğunlaşıyor. İşe bakan danışman arkadaşımız çalışmalarını sürdürüyor. Ama şarap gibi alkollü içecek söz konusu olunca, yasal kısıtlamalara uymak zorundayız. Şarap markası, ismi gibi şeyleri görsel olarak kullanamıyoruz. Yürürlükteki mevzuata uygun şekilde çalışmamız lazım, buna azami dikkat ediyoruz. Örneğin bizim firmanın bir şarap şişesinin resmi web sayfasına sehven konulmuş, onu kaldıracağız şimdi.

Bu arada belirtelim, Pamukkale Şaraplarını da aradık ve toplantıya davet ettik. Onlar da ‘siz devam edin, gelecek dönem bu konuda bir karar veririz’ dediler. Sanırım bu bölgeyle arasında biraz coğrafi mesafe bulunması onların katılımını etkiledi.

Projenin ortaya çıkmasına neden olan şey, ekonomik nedenler. Bu bizim sadece işimiz değil, yaşam biçimimiz. Şarapçılık, bağcılık kendiliğinden ve durup dururken ortaya çıkmış değil. Burada bin yılların yüzyılların birikimi var. İşte bu mirasın değerlendirilmesine dayanan bölge şarapçılığının, ekonomik olarak hem istihdamı, hem sektörel gelişimi hedefine koyması lazım. Ama bunun için en temel olan şey bölgeyi tanıtmaktır. Bölge şarabının değeri, birim satış miktarı ve ederi böyle artacaktır. Bunun için de insanların gelmesi, görmesi, öğrenmesi, etkilenmesi ve etkileşim içinde olması gerek. Çünkü şarap içen insanların ayrı bir kültürel birikimi var.

Burada fiziki olarak yaşadığımız eksiklikler bizi de etkiliyor. Mesela herkesin bağımsız olarak gidebileceği bir restoran olması lazım ama yok. Şimdilik konaklama yeri ikinci planda. Yani en azından Pamukkale’ye yakın oluşumuz bir avantaj. Ama ileriye dönük olarak bu tür yatırımlar da yapılmak zorunda.

Özetlemek gerekirse, biz daha fazla gecikmeden bu işe girişelim dedik. Eğer insanlar çok lüks bir ortam istiyorsa, o yok şimdilik. Randevulu olarak grupla gelecekse, belirlediğimiz asgari-sembolik bedeller var, onu öder gelir.

Önceden bilenler, yeni öğrenenler, internet yoluyla ulaşanlar vb. ile ziyaretçilerimiz yoğunlaştı. Bu arada projeye katılan herkesin bir birikimi var. Birisi sağlık sektöründe, diğeri inşaat sektöründe veya bağ-tarım sektöründe… Yani olumlu, pozitif gelişmeler olacak diye öngörüyoruz hep birlikte.”

Çal Bağ Yolu proje katılımcılarından Asım Altıntaş’ın görüşleri böyle. Girişte değinmiştik, sektöre çocukluğundan beri aşina birinin deneyimleri ışığında dile gelen görüşler bunlar. O nedenle her bir sekansı dikkate değer.

Peki, projenin diğer katılımcıları ne düşünüyor, onların bakış açıları konuya nasıl bir açıklık getiriyor?Bugünlük bize ayrılan sayfaların sonuna geldik, devamını sonraki bölümde okuyalım.

DEVAM EDECEK