Yolun yarısını çoktan geçtiğini anlayınca, zamanı harcarken çok daha cimri oluyor insan...
Yaşamın hemen her dönemini güzel yapan, yaşanılır kılan nedenler var.
Hepsi ayrı bir güzel ama;
Gençlik dönemini daha ayrıcalıklı kılan zaman zengini olması...
Geleceğe yönelik planlar yapmak, yeni hobiler, yeni dostlar edinmek için bol bol zamanları var.
Hatta yanlış dostlar edinmek için bile özgürler…
Çünkü yanlışlarını düzeltmede zaman açısından zenginler.
Bence gençliği yaşamın diğer safhalarından ayrıcalıklı yapan da bu…
Geçenlerde elli yıl aradan sonra ortaokul arkadaşlarımızla bir araya geldik.
Vefat edenlerin dışında hemen herkes geldi.
Duygulu anlar yaşadık.
Zaman tünelinden elli yıl geriye savrulduk.
Hepimiz söz alıp kısaca kendimizden söz ettik.
Konuşmalarımızın ağırlık noktası çocuklarımız ve torunlarımızdı.
Hiçbirimizin kendimize ait, geleceğe yönelik bir plandan söz etmediğini fark ettim.
Hiç kimse hobilerinden söz etmedi.
Ununu eleyip eleğini asmışlık havası içindeydik.
Zaman; insanların yalnız fiziklerinde değil, önceliklerinde ve gündemlerinde de ciddi değişikliklere yol açıyor.
Azalsa da sona doğru yolumuz yaşam her zaman güzel diyelim ve sözlerimizi büyük usta Can Yücel’in güzel şiiri ile noktalayalım.
Boş ver be yaşı başı!
Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna,
ondan haber ver?
Koyma bir kenara yüreğini,
aç kapılarını, gelene geçene yol ver girsin diye içeri
ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
Ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına, yağ geç, yık geç,
kimse inanmazsa inanmasın
sen inan yüreğine
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
BÜYÜ BÜYÜ....
bak ellerin ayakların kocaman,
aklında maşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boş ver yaşı başı,
aşk var mı aşk sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki
çizgilere
o çizgilerin yüreğine neler
kazıdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk
bir kış günü
öl gitsin...
Boş ver be yaşı başı!
kim tutar seni kim?
kendi yüreğinden başka kim?
Aklını al da öyle git
ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra,
bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlarda gelir seninle
bırakmadıkça birine
o biri de gelir gerçekten istediğin oysa
seveceksen ve öleceksen uğruna..
Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen
toprağa...
yaş 70'e gelse bile hayat daha bitmemiş
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı
YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR
diyemeyecek misin?
Can Yücel
Eskiden mühendislik okullarında “iş programı” adında bir ders okutulurdu.
İşin başlayış ve bitiş süreleri arasında hangi aşamada ne ve ne kadarının yapılacağının planlanması öğretilirdi.
Sanırım bu ders müfredattan çıkarıldı.
Çünkü ;
Şehir içinde bir yerden bir yere gitmek kabusa dönüştü.
Sabah geçtiğiniz bir ana caddenin öğleyin kapatıldığını görebilirsiniz .
Uyarı levhası yok ...
Alternatif yol için yönlendirme yok...
Kapatılma için tahmini süre bilgilendirmesi yok…
Hangi firmanın işi kaça aldığını ne zaman başlayıp ne zaman bitireceğine dair bir bilgilendirme yok...
Bu yolların defalarca neden kazılıp yeniden doldurulduğu...
Önceki müteahhitten hesap sorulup sorulmadığı…
gibi konular zaten anlamsızlaştı ve önemsizleşti.
Çünkü on yıl içinde yüzlerce kez değiştirilen bir ihale yasası yüzünden, sorulacak hemen her sorunun askıda kalacağı açık.
YASALARIN OLUŞTURULAN FİİLİ DURUMLARA UYDURULMAYA ÇALIŞILDIĞI BİR ÜLKEDE, (biraz lükse kaçsa da) belediyeleri ( Merkezefendi’yi kısmen ayrı tutarak ) Denizli halkına saygıya davet ediyorum.
Lütfen (hizmet adına bile olsa) bu keyfiliklerden vazgeçin.