25.07.2021, Pazar
22 °C / 34 °C Denizli Hava Durumu

ÇÖZÜM NEREDE?

A- A+

İnsanlar bilerek ya da bilmeden yanlış yapabilir. Geldiği noktada tıkandığını fark eden kişi doğru bir yol bulamayınca, çıkışı yanlışta arar. Bu da başka yanlışlara kapı aralamak demektir. Hiçbir işe yaramaz. Cinayeti örtmek için, bir başka cinayet işlemek gibi ya da borcu borçla kapatmak gibi… Sorun bir süre için ertelenebilir ama sürecin sonunda daha büyümüş olarak ortaya çıkar.

Kendimizi bir anda seçim ortamında bulduk.
Gerekli miydi?
Kanımca hayır…
16 yıldır iktidarda olanlar 1,5 ay sonra yeniden geldi diyelim.
Seçimin ertesi günü ne değişecek?
Dış borçlarımız mı azalacak?
Enflasyon mu düşecek?
İşsizlik mi son bulacak?
Elbette mevcut sorunlar devam ediyor olacak. Üstelik seçimin ve seçimde vaat edilenlerin de eklenmesiyle katlanarak büyümüş olarak. Olağanüstü hâl altında, adil olmayan koşullarla yapılacak bir seçim, zaten kendisi bir sorun olarak karşımızda dikilecek.

Diyelim ki yıllar sonra mevcut iktidar değişti. Yeni yönetim devasa bir iç ve dış borç ile karşı karşıya kalacak. Çift haneli enflasyon, giderek artan işsizlik, “can suyu – nefes” adıyla verilen desteklere rağmen bunalan ve durma noktasına gelen bir ekonomi… Yeni gelenlerin elinde sihirli bir değnek olmayacak. Bu günden yarına sorunları bitirecek sihirli formülleri de olmayacak.

Üretmeden tüketmeye alışan bir toplum olduk. Borçlanarak yaşamak yani geleceği satmak, bir yaşam biçimi haline geldi.

Adalet duygusundan uzaklaştık. Bencil bir toplum olduk. Kişisel çıkarlarımız, ortak çıkarlarımızın çok önüne geçti. Minik minik çıkarlarımız için dev gibi ortak faydalarımızdan vazgeçebiliyoruz. Küçücük “benim”ler, dev gibi “bizim”leri rahatlıkla tuş edebiliyor artık.

Kabul gören ortak evrensel değerler, giderek yok oluyor. En kötüsü de kutuplaşmanın geldiği nokta. Bu aşamadan sonra bir mucize olsa ve tüm sorunlar bir anda bitse bile yan yana gelmesi çok zor olan insanlar topluluğuna dönüştük.

20-30 yıl içinde dibe vurmuş ekonomilerini düze çıkarabilen ülke örnekleri çok. Ama bırakın 20-30 yılı, birkaç kuşak sonra bile dibe vurmuş ahlaki değerlerini düze çıkarabilen ülke örneği ne yazık ki henüz yok.

Bu yüzden televizyon kanallarında karşılıklı oturup, maç kritiği yapar gibi tuttukları partiyi amansızca savunanların değil; her kesimden, her partiden, kendisiyle yüzleşebilen, gerektiğinde öz eleştiri yapmayı becerebilen, sağduyulu insanların hızla çoğalmasındadır çözüm…

Sağcısıyla, solcusuyla, dindarıyla, ateistiyle, Türk’ü ile, Kürt’ü ile bu ülke bizim ve biz birlikte yaşamayı beceremezsek, çocuklarımız işsiz kalmaya, mutsuz olmaya ve ölmeye devam edecek. Çapsızlık, basiretsizlik, kuralsızlık denizinin dalgalarında çırpınmayı yaşam sanarak birkaç kuşağımızı göz göre göre yitireceğiz.

Hiçbir zaman çok geç değildir. Birbirimizi anlamaya çalışarak, kutuplaşmadan beslenenlerin yaşam damarlarını kesebiliriz. İnsanlığın ortak evrensel değerlerini tercihlerimizin terazisi yapabiliriz. Ütopya gibi görünse de aklın, bilginin, sağduyunun, erdemin ve adaletin ölçü alındığı bir dünya hayal edebiliriz ve isteyebiliriz.

Yazarın Diğer Yazıları
DEMİRCİ ALİ VE SEÇMEN
12 Mart 2019 Salı
Görünen Köy
23 Ocak 2019 Çarşamba
MİLLET İTTİFAKI ÜZERİNE
27 Aralık 2018 Perşembe
BURAYA KADAR…
29 Kasım 2018 Perşembe
TORUNLARIMIZ BİLE…
10 Kasım 2018 Cumartesi
SEÇİM, PARTİLER, ADAYLAR
21 Mayıs 2018 Pazartesi
KİM DÜZELTSİN?
24 Nisan 2018 Salı