06.11.2026, Cuma
7 °C / 15 °C Denizli Hava Durumu

Bilmiyorum yine de varım

A- A+

“Yirminci yüz yılın sözde enformasyon toplumu, belki de önceki yüzyılların tüm toplumlarından daha zayıf bir belleğe ve tarih bilgisine sahip. Sansür ya da bilgi manipülasyonu yüzünden değil; işittiklerimizi, gördüklerimizi ve okuduklarımızı seçmemize izin vermeyen bir
haber bombardımanıyla karşı karşıya bırakıldığımız için. Tıpkı hızlı besin (fast food), hızlı seks, hızlı kültür gibi hızlı haber de totaliter nitelikte. Çünkü insanları artık ayrım yapamayan, duyarsız toplum olmaya yöneltiyor.”

Cehenneme Övgü kitabında Enformanyaklık başlığı altındaki bölümde yazıyor bu cümleleri Gündüz Vassaf!
Bir süredir sadece bir iki gazetenin manşet başlıklarını ve haber altlarını bazen de bir iki köşe yazarının ilgimi çeken yazılarını okumakla yetiniyorum haber olarak. Hiçbir tartışma programını izlemiyorum zaten televizyonum yok. Sadece bir ekranım var orada da bir internet çubuğu marifetiyle arada bir film veya kaliteli bir platform dizisi izliyorum ki çok sık değil. Daha çok kitap okumayı tercih ediyorum.
Artık daha sık “bilmiyorum” diyorum ve bilmiyorum demekten utanmıyorum.
Vassaf’ın bahsettiği gibi daha bir haberi hazmetmeden ötekiler ardı ardına atılan tenis topları gibi önüme diziliyor ki hangisini anlayacağım, değerlendireceğim, üzerinde düşüneceğim; bunu bile düşünemeden miadı doluyor. Çok büyük bir kısmının; içi boş ve magazinden hallice fast food gibi fast news yani hızlı haber olduğu ve bilhassa ardı ardına servis edildiği böylece düşünmeden haber adını verdikleri dedikodularla insanların kafaları meşgul edilerek, zihin israfıyla gerçek gündemden uzaklaştırıldığı fikrindeyim.
“Bak şunu duydun mu?” sorularına kısaca “hayır” demekten sıkılmıyorum artık.
Mümkün olduğunca temeli olduğuna inandığım bir haber üzerinde biraz fikir yürütüp önünü sonunu düşünmeye çalışıyorum ve hayatı yavaşlattığım gibi haber alma özgürlüğümün de esaret haline gelmemesine çabalıyorum.
O kadar kirli bilginin içinde yüzmeye zorlanıyoruz ki bu da bilinçli yapılıyor. Vassaf’ın dediğince bugünün kirli haber trafiği içinde tarihimizi siliyoruz. Her şey hap gibi veriliyor, sanki uzay çağındayız;
İki dizeyi paylaşınca kendimizi iyi şiir okuyucusu,
İki uyaklı cümlecik yazınca kendimizi şair,
X’tir, TikTok’tur pek çok sosyal medya platformunda her geçilen haberimsileri bilmekle kendimizi siyaset bilimci, ekonomist,
Her kitaptan bir cümle paylaşarak kendimizi entelektüel,
Birbirinin aynısı son çıkan şarkıları ayırt edebiliyorsak kendimizi müzisyen,
Üç beş mantra titreştirince guru,
Duyduğumuz iki aforizmayı paylaşınca kendimizi psikolog,
Reklam arasına sıkışmış iki dizi izleyince kendimizi yönetmen sanıyoruz.
Bütün bunlar; her şeyi hap gibi aldığımızda kendimizi “bişey” olacağımıza inandırmamızın neticesi. Bu da plansız değil tabii ki.
“Çünkü rafine totaliter toplumlarda; kendisine bilgi verildiği zannına kapılan bir halk, iktidar yapısının devamlılığı için elzemdir” diyor Gündüz Vassaf.
Yani gerçek bilgi verilmiyor da bilgi verilmiş zannına kaptırılıyor halk. Yani bilgi vermiş gibi yapılıyor.
Hani; hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu dediğinizde; halka her şeyi söyleyip hiçbir şey anlatmamış olursunuz ya işte öyle bir şey.
Oysa ki “ bişey” değil “birey” olmamız gereklidir.
Bu sebeple bilgimsilerin hızla kirlenen ve üst üste biriken çamurunda debelenmek yerine, az ve gerçek bilginin peşinde sakin ve düşünerek takipçi olmak, belli bir anlam bütünlüğünde bilgileri bir araya getirerek, yönetimin ve olayların okumalarını gerçekleştirmek gereklidir. Bu da; dingin bir zihinde sükûnetle mümkündür.
Bize sunulan her hızlı haberi yemek, yutmak ve zihnimizi bulandırmak zorunda değiliz.
Vassaf’ın önerisiyle bitirelim;
“Özgürlük savaşı; elimizde olanları koruma ve saflığı bozulmamış deneyimlerimizi gelecek kuşaklara aktarma çabası olacaktır. Yazmak, kaydetmek ve yazdıklarımız üzerinde düşünmek önemli. Bilgi ve haber selinin tutsaklığından ancak kendi haber ve düşüncelerimizi yazmakla, paylaşmakla kurtulabiliriz. Özel olaylara ilişkin günceler, hatıra defterleri tutabilir, bant kayıtları yapabiliriz. Bu yalnız olup bitenler üzerinde düşünme olanağını bize sağlamakla kalmayacak aynı zamanda; gelecek kuşaklara bizler tarafından hazırlanmış bir açıklama niteliği taşıyacaktır.
Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır.”

HATIRLATMA: 14-15-16 ve 20-21 HAZİRAN 2026 tarihlerinde 6. Uluslararası Denizli Caz Festivali gerçekleşecek. Programınızı buna göre yapınız, kaçmaz. Konser programını aşağıda bulabilirsiniz. Naçizane, sunuculuğunu yapmaktan onur duyacağım. Koltuğunuzu, içeceğinizi kapıp geliniz çoluk çocuk. Kaliteli müzikle ruhunuz yıkansın, çocuğunuzun kulağı alışsın, ortamın muğlaklığından bir sıyrılın ha ne dersiniz?

HERŞEY GEÇER

her şey kalır
ama bizim işimiz geçmek
çizerek geçmek yolları
denizin üzerindeki yolları
yolcu, yol senin adımlarının izidir
hepsi bu; yolcu, yol yok,
yol yürürken oluşur
yol yürürken oluşur
arkana dönüp baktığında
gördüğün patika,
asla yeniden ayak basmayacağın yoldur yolcu!
yol yok denizin üzerindeki izlerden başka

Antonio Machado

Yazarın Diğer Yazıları
Enteresan zamanlarda yaşamak
26 Ekim 2026 Pazartesi
Rağmen kadın olmak
12 Ekim 2026 Pazartesi
Üstüm başım şiir
5 Ekim 2026 Pazartesi
Poseidon tatilde
28 Eylül 2026 Pazartesi
Dört işlem
21 Eylül 2026 Pazartesi
Uzun ölmek
14 Eylül 2026 Pazartesi
Konsantre hayat
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Düşmanı inşa etmek
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Arşipel’den Hierapolis’e
10 Ağustos 2026 Pazartesi
Mavi sürgün
3 Ağustos 2026 Pazartesi