Onca yoksulluk varken, dert, tasa varken, füzelerin ateşi göğümüzü yalarken, içimiz kanıksanmış bir hüznün çoraklığında solarken konser bizim neyimize, sergi bizim neyimize diyorsunuz, duyuyorum.
Çoraklaşmış hüznünüz fakat; yeni bilmem kaçıncı arabalar almanıza, bilmem kaçıncı yazlık, baharlık, kışlık olarak alınıp balkonunda bir günü bile batırmadığınız evinizin bahçe düzenlemesini hangi peyzaj mimarına yaptıracağınızı düşünmenize engel olmuyor.
Görünen sanal hüzünler, bencil tüketimin görünmeyen şehvetini örtüyor.
Ruhu aç kalanların çorak hüzünleri.
Beslenmedikçe başkalarını daha da yok sayan iç dünya.
Mutluluğu bireysel tüketimine endekslemiş çorak hüzünlü sanal ruhlar.
Halbuki bir harf ne çok şeyi değiştirir kelimelerin anlamında.
Sanal, sanatla bir harf marifetiyle dönüştüğünde, insan dönüşür.
Çünkü sanat uyandırır.
Çünkü sanat tüylerinizle birlikte uyuşmuş ve kabullenmiş ruhunuzu da ayağa diker.
Çünkü sanat birleştirir.
Çünkü sanat muhaliftir kötü olan ve kötü niyet taşıyan her şeye, herkese.
Sanat dışınıza değil içinize gösteriş yapar. İç bahçenizin peyzaj mimarıdır.
Ucuzdur ama emek ister.
Gönlünüz kalkacak yerinden, hazırlanacak, sonra üstünüz ona uyacak giyinecek sonra adımlarınız keyfinizin kahyasına başkaldıracak ve bir sergiye gideceksiniz.
Mesela *PASVAK’ın ev sahipliği yaptığı iyiliğin vücut bulduğu o güzel salona gideceksiniz.
Ressamların ruhuyla yaptığı resimleri, gönlüyle oraya astığını göreceksiniz.
Kafaya atılan makarnanın rencide eden sadaka, duvara asılan bir tablonun sessiz zarif iyilik olduğunu fark edeceksiniz.
Tablolarla hemhal olurken hem ruhunuz, hem gönlünüz genişleyip, gelişecek.
Sonra bir kabak kemanenin inleyen toparlacık gövdesine yoldaş kavalın sizi en yüce dağın başına çıkardığını hissedeceksiniz üşenmeden gidip dinlediğiniz bir **konserde.
Kalbi ses tellerinde atanların âlemi sarsan âvâzesinde kırılır içinizdeki can kafes ve güvercin kurtulur.
Gazze’de Fatıma’nın kendi cenazesinde söylensin diye vasiyet ettiği sırça sesinden havalanan şarkıda kurtulur güvercin.
Çocuklar vasiyet nedir bilmesin diye vardır şarkılar.
“Çocukları küçük kurşunla mı vururlar” cümlesini bir çocuğun ağzından narince silip atan müslin bezdir sanat.
Barut kokusunu okula sokmayan, şiirin süt kokusudur.
Çorak hüzünler tıkız olur insanın içinde havalanmaz.
Oysa renkler, oysa kelimeler, oysa keskinin ucunda canlanan mermerler hüznü yeşertir içimizde.
Yeşeren hüzün ölü toprağını kaldırır yüreklerin üstündeki ve güvercin o yeşilden havalanır.
İşte bu sebeptendir konserler, sergiler, tiyatrolar, şiir dinletileri, edebiyat sohbetleri.
Her gün;
Güzel bir şey dinleyin
Güzel bir resmi seyredin
Güzel bir şiirden bir dize okuyun
Güzel bir söz söyleyin
Küçücük bir iyilik yapın
Yolda duran bir taşı kaldırıp kenara koyun misal.
İyi bir şey yapmadan ölmeyin.
Doğduğuna pişmanmış gibi yaşayan, öldüğüne de pişman olur.
*PASVAK ana binada açılan İYİLİK sergisi 31 Mayıs 2026 tarihine kadar görülebilir.
** Denizli Barosu Türk Halk Müziği Topluluğu Konseri:30 Nisan 2026 Saat: 20:00 DBB KKM: Mehmet Gazi Salonu
Sığla
Hiç bilmedim çocuktu kalbim
kaç çocuk kaç mermi eder
sorusunu sordum bin yıldır
yüzüme gözüme bulaştı ölüm
Titreyerek uyanırdım
gördüğüm rüyalara inanır
sayısını bilemediğim mermilere
sayısını bilemediğim çocukları emanet ettim
…
….
Halim YAZICI ( Ve İncir Kokusu)
