06.11.2026, Cuma
7 °C / 15 °C Denizli Hava Durumu

Kayıp kederler üstüne

A- A+

“Demiryolunda hep insanlar olur, bariyerleri indiren işçiler, onların virane kulübeleri ve tarlalardan başka şey yoktur, geceleyin kimsecikler göremez onları ama ayakkabılarını parlatır, üniformalarını fırçalar, kapalı hemzemin geçitlerde durup asker selamı verirler, ekspres karanlıkta geçer, toz toprak içinde bırakır, üstlerine çamur sıçratır, kimse görmez onları…”

Çek yazar Bohuml Hrabal’ın kitabının adı* kadar ilginç cümleleri girişe aldıklarım gibi. Kitap 80 sayfa noktasız tek paragraftan oluşuyor. Bunu okuyan sanırım Tutunamayanlar’a tutunabilir artık. Birbirinden bağımsız gibi duran konuları, insanları tuhaf şekilde birbirine bağlamayı başarıyor noktasız cümleleriyle ve ummadığınız yerden yakalıyor okuru yani beni en azından.

Yukarıdaki cümleler içimi ezdi gözümden kalbime giderken. Trenle uzun bir yolculuktaymışım da birbirinden çok farklı şehirlerden geçerek rota çiziyormuş. Tren de ben tam peynirli böreğimi yutacağım sırada sefalet içinde bir şehirden geçiyormuşuz da lokmam boğazımda kalmış gibi. Öyle tabii, hayat hızlı tren yolculuğu; yok sandığımız ya da yok farz ettiğimiz acılıkların içinden geçince görüyoruz ama yine de görmüyoruz gözümüze takılan at gözlüklerinden yahut gözümüzün bilerek teknolojik ve politik karartılmasından belki de durup başkalarına bakmayı vakit kaybı sandığımızdan.
Fakat kara trenler vardır bir de aheste beste geçer şehirlerden; o trenler bazen bir kitap, bazen bir şarkı kimi zaman bir film çok zaman da bir şiirdir. Her dizede ya da cümlede ya da bir karede başka dünyalara başka hayatlara girer çıkarsınız. Metaforların içinde dönerken kafanıza kafanıza çarparlar gerçekleri, görünmez olanı gösterirler.

Adını hatırlamadığım bir yazarın unutmadığım tanımlaması gibi “kollektif inkârın büyülü çemberi”nden çıkarır bizi sanat eserleri. Yani bir yanlışın, sefaletin, el uzatsak belki çözebileceğimiz ama uzatmadığımız meselelerin toplumsal olarak görülmemesi, inkâr edilmesi kabul görmüş durumlar; kişide büyülü bir rahatlık, konfor çemberi oluşturur ve böylece sorumluluktan aklanırız.
Demiryolu işçileri gibi görelim diye ayakkabılarını parlatıp, olabilen en iyi giysilerini yani yüreklerini giyinen insanları görmezden geliriz. 3 yaşında çocuktan farkımız yok yaşımız nereye gelse de; gözümüzü kapatınca yumuk ellerimizle, ayakkabılarını parlatan insanları görmüyoruz, görmek canımızı acıttığı için, bencilliğimizden.

Ama bir kitabın bir cümlesi o büyülü çemberi minicik kırmaya başlıyor.
Hele şiir; o metafor yağmuru altında kalan beynimize görmemiz gerekeni damla damla işliyor.
Dünyada, kendi hayatımızda, içimizde olan biteni şiirle, kitapla, sanatla çözeriz.
Mustafam Kemalim, kalbimin efendisi, cephenin ortasında insanlığını kaybetmemek için roman okurdu, şiir yazardı strateji notları aldığı defterlerin** sayfalarına.
Ve biz bir avuç insan, insanlığımızdan çıkmamak adına 2. Uluslararası DenizliŞiir Günleri’ni hazırlarken “bunca sefalet, yardıma muhtaç insan dururken bu yaptığınız işe sponsor olmak (küçücük miktarlara rağmen) lüks değil mi” diyenler oldu. Değil!
Çünkü şiir yarayı pamukla kapatmaz, neşter atar, irini akıtır.
Ben, göz numaram değişti, ondan göremiyorum zannederken katarakt olduğumu ve %50 görme yetimi kaybettiğimi öğrendim. Ameliyat olduğumda yani gözümdeki katarakt alındığında yepyeni merceklerle %100 görmeye başladım görmem gereken her şeyi.
İşte şiir de tüm sanatlar gibi gözümüzdeki kataraktı kaldıran hekimdir. Yani lüks değil ihtiyaçtır.
Ve biz bir avuç insan bu hekimi yaşatmaya ve hakkını vermeye kararlıyız.
Bu hafta 27-28 Mart’ta kalbindeki ve aklındaki kataraktı kaldırmak isteyen herkesi bekleriz sizi inkârın büyülü çemberinden çıkaracak olan şiirin büyülü gerçekçi dünyasına.
Programı yazının bitiminde bulabilirsiniz.

 

KAYIP KEDERLER ÜSTÜNE
…
Sofalarda son telaşları kalmış
Merdivenlerde şen kahkahaları
Son kapıyı çekişleri
Son şarkıları çiçek sularken
göğüs boşluğumda yankıyıp duruyor

Bu duraktan kalkıyor
Canileri kahraman yapılmış
İnsanlığı kirletenlerin
Kanlı tören otobüsü
……..
Hidayet KARAKUŞ


*Kitabın adı: Yetişkinler ve İleri Düzeyde Öğrenciler için Dans Dersleri
**bkz: Atatürk’ün Not Defterleri: Genelkurmay Başkanlığı ATASE (Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı) arşivlerinde korunmaktadır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Enteresan zamanlarda yaşamak
26 Ekim 2026 Pazartesi
Rağmen kadın olmak
12 Ekim 2026 Pazartesi
Üstüm başım şiir
5 Ekim 2026 Pazartesi
Poseidon tatilde
28 Eylül 2026 Pazartesi
Dört işlem
21 Eylül 2026 Pazartesi
Uzun ölmek
14 Eylül 2026 Pazartesi
Konsantre hayat
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Düşmanı inşa etmek
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Arşipel’den Hierapolis’e
10 Ağustos 2026 Pazartesi
Mavi sürgün
3 Ağustos 2026 Pazartesi