Ölümden çaldığım son yılda kendime yazdıklarımdı bunlar, dünyaya ruh bastığım gün olan mayıs ayının yirmi birinci günü.
Bugün yani herhangi bir gün yaz dedi kalem, yazdım buraya da.
GÜNLERDEN BENSEM
Yaş almak, yıllanmak yahut ömrün ölümden çaldığı zaman.
Doğumun temaşası ve ölümün trajedisi arasında hayat dediğimiz gölge oyunu, çok zaman ıskaladığımız.
Ben iyi bir hayat okçusuyum kendime göre. Hüznü de neşeyi de geldiği anda içimden geldiğince yaşadım saklamadan, ıskalamadan!
Duygularım, heveslerim, niyetlerim kursağımda kalmadı.
Olanı oldurdum, olmayanı denedim.
Olmayanla mutsuz olmadım, olanla şımarmadım.
Çok, fazla, aşırı olan hiçbir şeye meyletmedim her şey kararında iyidir bana göre.
Sadece kendi hayatımla ilgilendim.
Ama bütün dünya ve evren, bütün yaratılanlar hep umurumda oldu.
Kendimle beraber başkaları için de çabaladım çünkü güzellik içinde beraber olursak her şey güzel olurdu.
Doğanın hep içindeydim çünkü o benim içimdeydi.
Çocukları, çiçekleri, ağaçları, bulutları, hayvanları en çok da kedileri sevdim.
Çok düştüm, çok kalktım.
İstediğim her şey olmadı diye üzülmedim.
Bana gereken verilmiştir diye sevindim.
Doğum ve ölüm geliş ve gidişin yolları sadece, abartmaya gerek yok.
Sevmek hep içimde yaşarken büyüdü.
Her şeyde sevecek bir taraf buldum.
Bana zarar verenden uzak durdum, bana iyi gelene yakın.
Kendimle olmaktan keyif aldım.
Yaşımın genci oldum ve öyle olmaya devam edeceğim.
Bütün yüzümle, yüreğimle güldüm içimden her geldiğinde.
Gözüm taşıyorsa da ağladım omuzlarım sarsılarak hıçkıra hıçkıra.
Hüznümü de neşemi de içime gömmedim.
Eller ne der diye bir organ vardı bende de, onu aldırdım artık yok.
Kimin ne dediği umurumda olmadı.
Başkasına göre değil yüreğime göre yaşadım.
Gölge oyununda perde kapandıktan sonra da adımı hatırlayan oldukça yaşayacağım.
Adı hatırlanmak…
Yaptıklarınla hatırlanır adın. Olanı oldurmanla, olmayanı denemenle!
22 Kasım akşamı da biz olmayanı denedik, olanı oldurduk. Biz kim?
Denizli Musiki Derneği Korosuve Tahir Aydoğdu İnternet Korosu.
Ankara Rüzgârı esti, Denizli’nin tozu, kızı, horozu üzerinden geçerek, gönüllere ulaştı.
Denizli nire, Ankara nire, Kıbrıs nire, Eskişehir nire, Maraş nire?
Türkiye’nin dört bir yanından sesler, sazlar Tahir Aydoğdu İnternet Korosu’nun sanal toplantı odalarında minicik ekranlardan repertuvardaki eserleri aylarca çalışıp sonra farklı kentlerden Denizli’ye ulaşıp, Denizli Musiki Derneği ev sahipliğindeyüz yüze buluştular. Biz,Denizli Musiki Derneği Korosu da aynı repertuvarı aylarca çalışarak hazırlandık ortak konsere.Bir gecelik provayla sanki yıllardır birlikte çalışıyor gibi kaynaştık kim hangi korodan kimse bilemedi konserde. Yani BİZ olduk.
En çok lazım olan; ötekilikten sıyrılıp BİZ, HEPİMİZ, BİRLİKTE olmanın hazzını yaşadık ve salonu son koltuğa kadar dolduran ve konsere içtenlikle dahil olan konuklarla da tek yürek olduk.
Kimse kusur bulmakla vakit kaybetmedi. Hepimiz daha iyi nasıl olurun derdine düştük, ilk kez gördüğümüz bir koristin kravatını düzelttik bazen, bazen saçındaki tokayı, biri diğerine su getirdi, kimi çay servisi yaptı, biri tanımadığı solistin solosunu beğendi, moral verdi.
Bir ipte iki canbaz yürümeyebilir ama bir konseri iki şef pek güzel yönetti.
Birbirinden kıymetli şeflerimiz Özkan Akgül ve Tahir Aydoğdu yönetimlerinde iki koronun sahnedeki ihtişamı ve samimiyeti umudu kış uykusundan uyandırdı.
Umut asla ölmez bazen kış uykusuna yatar, çünkükış, soğuk ve karanlık bastırır.
Olmayanı denemekle gözünü açar, olanı oldurmakla uyanır.
Ayırmak isteyene inat, birleşmektir, biz olmaktır insanca, milletçe güzel vatanda bir arada yaşamanın ve adımızı yaşatmanın iksiri ve Atamıza verdiğimiz sözümüz, boynumuzun borcudur.
ŞEFTALİ AĞACI
Göçtüğümde fani dünyadan
toplayın gülen resimlerimi
asın tek tek dallarına
başucuma diktiğiniz şeftali ağacının
gelen geçenin içi açılsın
benim gibi yaşayası
benim gibi ölesi gelsin
taşım olmasın
başım ağaca yaslansın
kuşlar konsun dalına
segâh nameler şakısın
dostlar gelip
dokununca ağacıma
bir tebessüm
dudak kenarlarına otursun
ne ölmekten korksunlar
ne de yaşamaktan
Aylin MÜFTÜLER