Ben yanmazsam
Sen yanmazsan
Biz yanmazsak…
Bir dakika ya neden hep biz yanıyoruz?
Neden hep bizim ormanımız, hayvanımız, çiçeğimiz, dağımız, köyümüz yanıyor?
Biz dediğim yani karanlıkları aydınlığa çıkarmak isteyenlere biz diyoruz. Karanlıkta kalmak isteyenlerle, karanlığı inşa edenlere yani bizi de karanlığa sürükleyenlere onlar diyoruz.
İşte neden hep biz cayır cayır yanıyoruz ve söndürülmüyoruz?
Neden hep onlar mahalle yanarken saçını tarıyor ve hatta patlayası göbeğini kaşıyor da biz elimizde kovayla canımızı ateşe atıyoruz?
Çakarlı jaguarlar yangın söndürebiliyor mu hacım?
İtibarımız sarayımız kaç ormanı kurtarabiliyor babacım?
İtibarımız sarayımızın bir aylık masrafıyla 10 yangın uçağı alınabildiği hiç rüyalarına giriyor mu ormana bakamayanım?
Ateşin içine korumasız, izole kıyafetsiz, don gömlek attığın 11 insancığa şehit demeye utandın mı bir an olsun devletimin ilgisiz makamları?
Askerin nerede ey devlet-i âliyenin gölgesinden korkan koltuk tutsakları?
Öyle ya askerini cehennem sıcağında talim ettirip susuzluktan öldürdüğünü unutmuşum, pardon!
Ha bir de mağaranın içine sokup zehirlenmelerine göz yumduğunu da hatırlayamadım af edersin!
Afet gönüllülerini otoyol parası almadan yangına salmayan kötü niyet üreticisi kime yarandın?
Her topu Allah’a atmaya devam ediyorsunuz bıkmadan, usanmadan, utanmadan, Allah’tan korkmadan; günah asıl budur kardeşim.
Akıl vermiş, fikir vermiş, vicdan vermiş hatta 23 yıllık iktidar da vermiş yani madem başımıza gelen herşeyin Allah’tan geldiğine inanıyorsunuz sizi tepemize diken de Allah değil mi?
E daha ne olsun; yap helvayı yedir, çöz meseleyi daha ne yapsın sana Allah? İktidara sen kendin geldin, yangını Allah söndürsün öyle mi baş danışılamayanım?
Ahh çok yorgunum…
Her sabah bir derde gözümü açmaktan yorgunum.
Her akşam yarın ne olacak diye uyuyamadığımdan yorgunum.
Okuduğum kitabın, yediğim bir lokmanın, içtiğim bir yudumun tadını alamadığımdan yorgunum.
Dağlarda duman, hapiste düşünen insan, sokakta ölen çocuk, yüzüğünde boğulan kadın görmekten yorgunum.
Böğrüme oturan öküzü atamadığımdan yorgunum.
Bağırmaktan, yırtınmaktan, yürümekten, düşünmekten yorgunum.
Kendi memleketimde yabancı sayılmaktan, devletimin üvey evladı olmaktan yorgunum.
Dost sohbeti ederken araya hep siyasi parazit girmesinden yorgunum.
Yalandan, riyadan, memleketin satılmasını görmekten yorgunum.
Barış kendi başına orada dururken, bir “gel” dememize bakarken, güya o gelsin diye icat edilen onlarca çıkar savaşından yorgunum.
Minicik bir ekrandan çoluk, çocuk katliamı izlemekten yorgunum.
Sokaktaki tüylü tüysüz bütün çocukları evlat edinmek istemekten yorgunum.
Toprağa verdiğim canlarımı özlerken utanmaktan yorgunum.
Bunca zulüm varken dünyada, kendime ağlamayı ayıp saymaktan, kendimle dertleşmeyi unutmaktan yorgunum.
Hayatı zindana çeviren bir evlilikte boğulur gibiyim ki bilirim bizzat ne olduğunu.
Halkalı köleyiz hepimiz. Görücü usulü evlendirildik eşin dostun tavsiyesiyle adam zalim çıktı.
Hayat kısa hatanın neresinden dönersen kârdır deyip bir an evvel yüzüğü atmak lazım.
Ve kadrini kıymetini bilecek biriyle huzurlu yaşamak!
Hadi kaldır başını.
YORGUNUM
Yorgunum bu gece
hem de çok
kendim bile fazlayım kendime,
gözümden sağanak
ha indi ha inecek
belki yatağında
bu beden dinlenecek
ya ruhum,
yorgun bu gece
hem de çok
Atsam kendimi
mavinin kucağına
bıraksam başımı dalgalara,
dağlar beni ayağında sallasa,
rüzgâr eğilip kulağıma
annemden kalan
bir ninni fısıldasa
yorulmayacak kadar çocuk olsam
taşı en çok ben kaydırsam,
ne çok sevinsem buna
başka derdim olmasa
dinlenirdim,
hem de çok
bu gece.
Aylin MÜFTÜLER