25.09.2020, Cuma
19 °C / 30 °C Denizli Hava Durumu

Prosinecki sihirbaz değil, şapkadan tavşan çıkmaz

A- A+

Belki, erken...
Olsun!
Beğenmediğime bir Denizlili olarak “beğenmedim” deme hakkını kendimde buluyorum.
Kaleden başlayalım...

Cenk Gönen...
Ondan Denizlispor’a ilk geldiğinde de, sonraki yıllarda da hep dayısı Ali Altuner performansı bekledik. Fena değildi aslında. Türkiye’de az sayıda futbolcuya nasip olan büyük takımların kapısı açıldı ona. Beşiktaş’a gitti, oradan Galatasaray’a. İspanya’da Malaga’da oynadı. Döndü ülkesine; önce Alanyaspor, bu sezon da eski takımı Yukatel Denizlispor’da.
Peki bunca yıl geçti; gördünüz mü bir fark?
Sizi bilmem, peşin hükümlü olmak da istemem ama ben geriye giden bir Cenk gördüm!
“Unumu eledim eleği de astım” havasında.
Onun bu havasını sezen Tripic de jeneriklik bir golle 30 metreden topu koruduğu kalenin tavanına asıverdi.

Sağ bek Lopes...
Hem beklentilerin hem geçen sezonun gerisinde gördüm.

Defansın ortasındaki Oğuz Yılmaz...
İyi niyetli, gücü oranında katkı koyuyor.
Attığı gol de takım arkadaşlarına isyanı gibiydi.

Mustafa Yumlu...
Hep aynı.
Ama rakipler aynı değil. O da bunu anlamalı.

Solda Zakarya Bergdich...
Bildiğimiz futbolundan çok uzaktaydı.
Aklı yapamadığı yaz tatilinde miydi ne?

Ismail Aissati...
Hollanda futbolunun ekol takımlarından PSV Eindhoven’in altyapısından yetişen, Ajax forması giyen Faslı, Süper Lig’de Denizlispor’un beklediği 10 numaranın çok uzağında. Israrla “Süper Lig bana fazla” diyenlerden.

Polonyalı Rodaslaw Murawski...
Denizlispor ondan çok şey bekliyor da o takımına ne verebilecek?
Geçen sezon Kayserispor’a uzaktan attığı golün dışında ondan anımsadığınız ne var?

Marvin Dirk Bakalorz...
En son oynadığı takım Almanya Bundesliga 2’de Hannover.
Bir şey katar mı takıma?
“Bekleyip görelim” diyeceklerimizden

Hadi Sacko...
Her atılan topa koştu.
Koştu da ne oldu?
Elde var sıfır.

Muris Mesanovic...
Belli ki torpili teknik direktör Robert Prosinecki’den.
Denizlispor’un gol yükünü kaldırmaktan uzak görüntüsü var.
Dilerim biz yanılırız.

Hugo Rodallega...
Herkes ondan Trabzonspor’daki performansını bekliyor.
Mümkün mü?
O istemezse değil.
Denizli, onun tatil rotalarından sanki!
Böyle devam ettiği sürece Oscar Estupinan ile kıyaslanmaya...
“O kalsaydı, Rodallega gitseydi” dedirtmeye devam edecektir.

Sonradan oyuna girenler mi?
Bir tek Recep Niyaz çırpındı.
Özgür Çek de...
Şilili Sagal da ışık yakan oyun sergilemedi.

Ve Robert Prosinecki...
Herkes onu Kayserispor’un ikinci yarı mucizesiyle anımsıyor.
Doğal olarak Denizlispor’a da sihirli bir dokunuş yapması, şapkadan tavşan çıkarması beklendi.
Peki o beklenen performansı gördünüz mü?
Ya da bu takımın yükünü kaldırabilecek mi?

Sormaya devam:
Örneğin takım ilk 45 dakikada 3-0 geride. İkinci yarıda ne değişti?
Tabelayı değiştirecek bir oyun planı, daha doğrusu takımın bir oyun planı var mıydı?
Niye mi sordum...
Bu takım TFF 1 Lig’den beri uzun toplarla, kontralarla rakip kaleye gitmeye çalışıyor.
Yücel İldiz’le böyleydi.
Mehmet Özdilek ile böyleydi.
Bülent Uygun ile böyleydi.
Bu takımın “hızlı ve doğru pas” tercihleriyle oynanan oyun modeli olan “geçiş oyununu” sahaya yansıttığını gördünüz mü?
Ya da şöyle soralım: Denizlispor, Süper Lig'de oynadığının ne zaman farkına varacak?