06.07.2022, Çarşamba
22 °C / 38 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAZARLAR
  4. /
  5. Engin ÜNAL
  6. /
  7. CHP’li babanın kızı Çiller, CHP’ye karşı

CHP’li babanın kızı Çiller, CHP’ye karşı

A- A+

Tansu Çiller yeniden siyaset sahnesine çıkmak istiyor, çıkarılmaya çalışılıyor ya…
Çiller’li yılları bi anımsamak istedim.
Hafızam tembellik edince, raftaki "Tansu Çiller’in Siyaset Romanı" isimli kitaba uzandı elim.

Bakanlığı döneminde Çiller’e danışmanlık yapan meslektaşlarımız Nursun Erel ve Ali Bilge imzalı 272 sayfalı bu kitap, bir zamanlar "sarışın ve güzel kadın" olarak anılan siyasi figürü, bilinmeyenleriyle anlatıyor.

Kısaca Çiler…

Siyahi lider Martin Luther King'in Washington'da Lincoln Anıtı önünde yüzbinlerce kişiye seslenirken "I have a dream" demişti.

Muğla-Milaslı "Telgrafçılar’ın Nuri Efendiler Ailesi"nden Hüseyin Necati Çiller’in kızı Tansu Hanım da siyasi arenaya ilk çıktığı yer olan DYP Kongresi’nde, 24 Kasım 1990’da kürsüde siyahi liderin o çarpıcı sözünü kullandı, "Hayallerim var benim" dedi.

Çünkü, Türkiye’nin çok partili siyasi hayata evrildiği 1954 seçiminde CHP’den Muğla milletvekili adayı olan, ancak kazanamayan babası gibi başarısız bir siyasi denemeye tahammülü yoktu.

Flaşa çıkarılan ve İngilizce olarak "I have a dream" olarak tercüme edilen "Hayallerim var benim" sözü, o gün hem yabancı delegasyonun dikkatini çekti hem de kongre dersine iyi çalıştığını gösterdi.

Partililer de beyazlar içindeki sarışın ve güzel kadına ilk jestini yapıp, en yüksek oyla genel idare kurulana seçti.

20 Ekim 1991’de erken seçime gidilirken açıkladığı "Ulusal Denge Dinamik Modeli" (UDİDEM) ile herkese mavi boncuk dağıttı; hızını alamayıp her haneye biri ev, biri otomobil olmak üzere" iki anahtar" vaat etti.

Seçim sonrası kurulan 49. Hükümet’in ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı oldu. 1991-1993 yılları arasında bulunduğu bu görevde kırdığı potların hesabı tutulamadı.

Bir örnek:
Toplantı yaptığı yabancı konuklar, kolay para kazanmalarının önünde engel gördükleri Savunma Sanayi Müsteşarlığından şikayet ederken kısaltma ile "SMS” ifadesini kullanır.
Çiller, SMS’nin ne anlama geldiğini çözemez ama "Bu SMS’de kim oluyormuş? Kimmiş o?" diye zılgıt geçer.
Salonda bulunanlar ise şaşkındır, çünkü karşılarındaki kadın bakanın SMS’den bihaber olduğunu fark etmişlerdi.

Ama DYP’liler, kapalı kapılar ardında yaşanan bu ve benzerlerinden habersizdi.
Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına terfi eden Süleyman Demirel sonrası partinin başında onu görmek istedikleri kısa sürede anlaşıldı.

Ancak “Kadından lider olur mu?” diyenler de vardı partide.
O da Erzurum Milletvekili İsmail Köse’nin, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Nuri Yılmaz’dan aldığı fetva ile çözüldü.

Rakip olarak gördüğü Hüsamettin Cindoruk kenara çekilince, "İsmet Abi formülü" işlerlik kazanmayınca, Köksal Toptan tutmayınca da Çankaya’ya çıkan Demirel sonrasında DYP Genel Başkanlığı ve başbakanlığın kapıları ardına kadar açılmıştı Çiller’e.

13 Haziran 1993’te yapılan kongreyle rakiplerini geride bırakmıştı. DYP’nin dümeninde o vardı artık.

Fakat siyaseti henüz öğrenmeden partinin genel idare kurulundan politikaya giriş yapması, bakan, başbakan olması; Türkiye’nin ve dünyanın yakın tarihinden bile ne kadar uzak olduğunu gösteren örneklerle dolu.

Bir tanesi:
-Bana Elçibey’i çağırın!
-Efendim davet mi edelim?
-Beni anlamadınız. Bakü’deki büyükelçimizi istiyorum.
Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Ebulfeyz Elçibey’in Azerbaycan Cumhurbaşkanı olduğunu anlatıncaya kadar akla karayı seçtiği anlatılır durur.

Bir tane daha:
Yakın tarihimizdeki kara lekelerdendir Sivas Madımak Oteli katliamı.
Çiller ise, bir başka oteldeki yangınla karıştırıp, "Oteli, sahibinin sigortadan para almak için yaktırdığı anlaşılmıştır" sözleriyle anlatmaya çalışmıştır bu acı olayı.

Çiller için sonun başlangıcı kamuoyunda "5 Nisan kararları" olarak bilinen 1994'deki ekonomik kriz oldu.

Devamında devlet-mafya-siyaset üçgenini gözler önüne seren 1996’daki Susurluk kazası…
28 Şubat süreciyle sonuçlanan Refahyol koalisyonu…
1999 seçiminde DYP oylarının yüzde 12’ye gerilemesi…
Bu seçimde CHP’nin baraja takılmasıyla milletvekili seçilebilmesi art arda geldi.
3 Kasım 2002’de DYP barajı geçemeyince 12 yıllık siyaset yolculuğunu noktaladı.

Şimdilerde programlar, kapsamlı hazırlıklar yaptığını söyleyip, yenilgilerle sonlanan siyasete yeniden dönme çabasında.
Ama millet unutkan değil.
5 Nisan’da nasıl fakirleştiğini,
Susurluk kazasıyla ortaya saçılanları,
Beyaz torosları,
Fos çıkan iki anahtar vaadini unutmuyor.

Kendisine genç politikacılık yıllarında altın tepside sunulan Türkiye’yi yönetme şansını hoyratça yok edip, ülkeyi ekonomik krizlere sürükleyen Çiller, artık 76 yaşında (1944 doğumlu olduğu da iddia ediliyor).
Ne şapkadan tavşan çıkarabilir ne de bu millet ona sandıkta siyasi vize verir.
Bi de CHP’li babası, şu son teşebbüsü için ne derdi acaba?