Dün yani 11 Ekim 2026 Pazar günü, dünya dediğimiz gezegende kendi başına var olmayı, üretmeyi ve dik durabilmeyi başarmış iki kadının imza günlerindeydim.
Annesini anlattığı Annem Şefika adlı kitabı ile Nuriye Ortaylı ve Erken Cumhuriyet Romanlarında Aydın kitabıyla Ayşe Şule Süzük.
Nuriye Ortaylı’nın kitabı okunmaya değer nefis bir anlatıma sahip alın okuyun.
Orada da bir kadının neleri başarabildiğini ve erkek egemen topluma “rağmen” neler yaptığını görün.
Onun kızı Nuriye Ortaylı kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hekim. Rahat rahat İstanbullarda özel kliniklerde çalışabilecekken kendisini atmış Özbekistan’a, Tacikistan’a, Gürcistan’a, yetmemiş gitmiş Ortadoğu, Orta Asya, Afrika’ya uzanmış. Derdi ne bu kadının derseniz şöyle yanıtlar;
“90’lı yıllarda pek çok ülkeye göre oldukça iyi durumdaydık; eğitim oranı, refah oranı hiç fena değildi her evde elektrik ve televizyon vardı. Madem biz halletmişiz pek çok şeyi, hiçbir şeyi halledemeyen yoksunluk bölgelerine faydam olmalı.”
Kendi başına buralarda uzunca sürelerle kalıp hem onların hayatına hem kendi hayatına değer katmış.
Şule Süzük, iki kız çocuğunu en güzel şekliyle tek başına büyütürken hem hatırı sayılır nitelikte kitaplar yazmayı hem eğitmen olarak yüzlerce gence dokunmayı hem de toplumu, hak mücadelesinde yönlendirmeyi ve ezilenlerin haklarını savunmayı başarıyor. İki arada bir derede doktorasını bile tamamladı. Alın kitaplarını okuyun pişman olmazsınız.
Tanrı’ya bile erkek kimliği biçilen bir dünyada kadının yapabildikleri, mucize niteliğinde oluyor.
Bu da cinsiyetçi söylemlerle gözümüze sokulmaya devam ediyor.
Kadın yazar diye cümleye başladıklarında kitap yazabilmesi kadın olmasına “rağmen” mümkünmüş gibi bir anlam yüklüyor cümleye erkekler.
Kadın şair, kadın doktor, kadın polis, kadın mühendis ve böyle devam ediyor.
Başına kadın koyduklarında neredeyse sonuna ünlem koyacaklar, o kadar hayret edilecek bir durum!
Bunu kadınlardan da yapanlara rastladım, bunu da üzüm üzüme baka baka kararır diyerek açıklayabilirim ancak, bulaşıyor.
Geçen gün önümüzdeki bir arabanın şoförü epeyce süre park edemeyince yanımdaki kadın arkadaşım “ kadın şoför mü o “ dedi bana birden döndüm ve bağırdım “Sen de mi Brütüs!”
Bari birbirimize yapmayalım. “Kadın kadının kurdudur” dedirtmeyelim sevgili hemcinslerim.
Cinsiyet ayrımı bizim dilimizde yoktur. Feyza Hepçilingirler’in çok vurguladığı bir konudur bu. Ama dildeki cinsiyetsizlik toplum hayatına yansımıyor.
Tanrı’nın da erkek olduğu iddia edilen dünyada başkası beklenemezdi zaten.
Fakat şu üç günlük ömürlerimizle kazık kakmaya çalıştığımız; illa bir gün ya donarak ya da yanarak yok olacak, milyon yıl sonra tekrar oluşacak dünya biz üstündeyken ancak şöyle çiçeklenir;
**Mesleği yapan kişinin cinsiyeti belirtilmediğinde
**Kadın cinayeti diye bir ayrım olmadığında (Tabii mümkünse hiç cinayet olmadığında)
**Kadın hakları diye bir kavrama gerek olmadığında
**Erkek, bedensel üstünlüğünü şiddete çevirebilecek olduğu halde çevirmediğinde
**Çocukların sadece anneden değil babadan da oluştuğunu kavrayan sorumlu babalar çoğaldığında
**Öldüresiye seven erkekler ortadan kalktığında.
Ben de evlilik hayatımda 16 sene boyunca her koro çalışmasına, engellemeye karşı mücadele ederek gittim. Ud çalmak, şarkı söylemek benim için bir hayat biçimiydi. O zaman eşim olan erkeğin engellemelerine boyun eğseydim bugün kendini tanıyamayan, mutsuz bir Aylin olurdu karşınızda. Ağlaya ağlaya gittim çalışmalara hem karnım burnumdaydı hem canım! Bana rengârenk kapılar açtı bu inadım ve azmim. Önüme çıkan her kapıyı açtım ve her açılan kapıda kendimi biraz daha tanıdım, neyi isteyip neyi istemediğimi keşfettim.
Oğlum şimdi 29 yaşında ve ben evliliğimi bitirdim ama Denizli Musiki Derneği’nden hiç vaz geçmedim. 8 yıl öncesine kadar udi olarak çalıştım sekiz yıldan beridir de sunucularıyım.
Bombalar altında şarkı söyleyen çocuk, hayatı anlamış çocuktur.
Zorlukların, felaketin, dertlerin içinde sizi mutlu edecek şeyler yapmak gerektir bu zorluklara dayanabilmek, onlarla mücadele edebilmek için.
Bizim depomuzu dolduran anlardır bunları yaptığımız anlar.
Bu akşam biz yine doldurduğumuz depomuzdan size neşe, keyif yakıtı aktarmak istiyoruz.
Afişte detayları görebilirsiniz. Hadi bizimle direnin kabalığa, zorbalığa, zorluklara şarkıların inceliğinde.
