25.07.2021, Pazar
22 °C / 34 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAZARLAR
  4. /
  5. İbrahim AKMAN
  6. /
  7. ALLAH’IN YERYÜZÜNDEKİ GÖLGESİ

ALLAH’IN YERYÜZÜNDEKİ GÖLGESİ

A- A+

Kanuni Sultan Süleyman, Fransa’ya, Fransız kralına yazmış olduğu fermanda, “Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ( zıllullahifi’lard )” ifadesini kullanmıştır. Osmanlı hükümdarları ve tebası, yeryüzüne kendilerinin tanrı tarafından özel olarak gönderildiğine inanmaktadırlar.

Türk devletlerindeki “kut” kavramının İslamiyet sonrası ifade edilmiş şeklidir Allah’ın yeryüzündeki gölgesi( zıllullahifi’lard ). İslamiyet öncesinde Orhun Yazıtlarında Bilge Kağan şöyle der: “Tanrı Türk halkı yok olmasın diye, halk olsun diye, babam İlteriş hakanı, annem İlbilge hatunu iki gök arasında yarattı.”

Her iki dönemde de gerek İslamiyet öncesi, gerekse İslamiyet sonrası Türk halkı tarafından hükümdarın ve ailesinin özel kişiler olduğuna, tanrı tarafından gönderildiğine inanılmaktadır. Yani bu ailelerin kutlu olduğu inancı bulunmaktadır.

Türk devletlerinin veraset sisteminde ülke hükümdar ve ailesinin ortak malıdır. Hanedan üyesinin her bir bireyi, sonucuna katlanmak şartıyla tahtta hak iddia edebilirdi. Bu yüzden tarih boyunca kurulan Türk devletlerinin yıkılış nedenlerinin en başında yaşanan taht mücadelesi gelmektedir.

Osmanlı devletinde Fatih Sultan Mehmet dönemi ile birlikte, devletin merkezileşme çabaları ve akabinde kardeş katline kanunnamelerle izin vermesi ile uzun bir süre Osmanlı devletinde taht mücadelesi yaşanmamıştır.
III. Mehmet döneminde padişahın çok sayıda kardeşinin katledilmesi üzerine, l. Ahmet dönemi ile birlikte sistem değişikliğine gidilmiştir. l. Ahmet veraset sisteminde yaptığı düzenleme ile saltanat boşalırsa, hanedanın en büyüğü (Ekber) ve en olgunu (Erşed) padişah olur hükmünü getirmiştir. Böylece şehzadelerin sancağa gönderilme geleneğinden vazgeçildi.
Yeni sistemle beraber şehzadeler devlet yönetimi konusunda bilgi, beceri ve tecrübe edinememişlerdir. Kafes usulü uygulanmaya başlamıştır. Bu sistemden dolayı Osmanlı’da kaht-ı rical ortaya çıkmıştır. Yani “adam kıtlığı” “adam yokluğu” demektir.

Devletin başına ve diğer önemli makamlara geçenlerin kalitesindeki ve liyakatındaki düşüşü, ciddi devlet adamının ve idarecinin yokluğunun ortaya çıktığını görüyoruz. Osmanlı devletinde kardeş katlinin sona ermesi olumlu sonuçlanmış, fakat bunun devlet nezdinde yansıması yetenekli, dirayetli devlet adamlarının başa geçmesine, yeni rekabet ortamının ortadan kalkmasına neden olmuştur.

Türkiye içinde bulunmuş olduğumuz şu günlerde hızlı değişim ve dönüşüm içerisinde bulunmaktadır. 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili seçimleri için sandığa gidecektir. Bu süreçte seçilecek olan milletvekili adaylarımızın ülke ve millet adına faydalı işler yapacak kişilerden oluşmasını temenni ediyoruz. Tabi ki gönlümüzden geçen yerli ve milli hassasiyetleri olan vatan ve millet sevdalısı kişilerin işbaşına gelmesi temennisidir. “Devlet-i ebedmüddet”tir.
Bir Filistin atasözünde şöyle der: “Aslanlarına sahip çıkmayanlar, köpeklere yem olur.”
Aslanlarımıza sahip çıkalım.
Selam ve muhabbetle…

Yazarın Diğer Yazıları
PABUCUN DAMA ATILMASI
13 Haziran 2018 Çarşamba
AHFEŞ’İN KEÇİSİ
30 Mayıs 2018 Çarşamba
SAATİN ÇARKLARI
16 Mayıs 2018 Çarşamba
GALİP OLAN ALLAH’TIR
18 Nisan 2018 Çarşamba
TARİH ŞUURU 2
21 Mart 2018 Çarşamba
TARİH ŞUURU
7 Mart 2018 Çarşamba
ORHAN ABİMİZ
7 Şubat 2018 Çarşamba
ÜST AKIL NE KADAR AKILLI?
24 Ocak 2018 Çarşamba