Kurultay ya da kongreler...
Adına ne derseniz deyin, mahkemeye
taşındığı andan itibaren sonucu
bölünmeye kadar uzanan sürecin ilk
adımı oluyor.
Örnek için çok, uzağa gitmek gerekmiyor.
Hatırlayalım, siyasi tarihimize "Gemerek
Mahkemesi kararı" olarak geçen süreci.
1 Kasım 2015 genel seçiminde
MHP istediği sonucu alamayınca
parti için muhalefetin öncüleri
Meral Akşener, Ümit Özdağ, Koray Aydın,
Sinan Oğan, Devlet Bahçeli'ye bayrak
açıp olağanüstü kongrenin toplanması
çağrısında bulundu.
Yeterli delege sayısına ulaşılıp olağanüstü
kongrenin toplaması istenildi, ancak Bahçeli
bu talebi uygulamaya koymadı.
MHP'nin muhalifleri de hukuki yollara
başvurdu. Ankara 12. Asliye Hukuk
Mahkemesi, çağrı heyeti atayıp,
kongrenin 15 Mayıs 2016'da toplanmasına
karar verdi.
MHP yönetiminin bu karara karşı hamlesi
Gemerek ve Tosya asliye hukuk
mahkemelerinde dava açmak oldu.
Mahkemelerden ihtiyadi tedbir kararı
çıkınca olağanüstü kongre süreci durduruldu.
Son karar için Yargıtay sürecinin
beklenecek olmasıyla birlikte MHP'de
kopuş yaşandı.
Önce İYİ Parti kuruldu.
Ardından İYİ Parti'den de kopuşlar oldu.
Ümit Özdağ, Zafer Partisi'ni,
Yavuz Ağıralioğlu, Anahtar Parti'yi kurdu.
Sonuç?
MHP'de mahkemelere taşınan olağanüstü
kongre süreci bölünmeye bitti, MHP’den
3 yeni partinin doğmasına yol açtı.
Bu bölünme kimin işine yaradı?
Bir de 12 Eylül rejiminin bölüp
parçaladığı sol ve sosyal
demokratları anımsayalım...
CHP yok, yerine SODEP kuruldu,
Halkçı Parti (HP) kuruldu.
Dağa taşa "Karaoğlan" yazdıran
Bülent Ecevit'in önderliğinde de
1985 yılında DSP kuruldu.
Sonra bölünmeyi sonlandırmak için
SODEP ile HP, SHP çatısı altında
birleşti.
Bu birleşme SHP'yi 1989 yerel
seçimlerinde birinci parti yaptı.
Sonrasında CHP açıldı.
1994 yerel seçimlerine de bu tablo
ile girdi sosyal demokrat partiler.
SHP 784 bin 693,
DSP 478 bin 612,
CHP 54 bin 28 oy aldı.
Toplayın 1 milyon 11 bin 33 oy!
Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip
Erdoğan ise 973 bin 704 oyla İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
Sosyal demokratların bölünmesi
kime yaradı?
Bunu hatırlattık ki, 2024 yerel
seçimlerinin birinci partisi CHP'yi
bekleyen tehlike daha iyi anlaşılsın!
Öyle oldu, böyle oldu, mutlak butlan
kararı çıktı. İktidar desteğiyle Kemal
Kılıçdaroğlu, kaybettiği genel başkanlık
koltuğunun sunulması karşılığında CHP'yi
hançerlemekten çekinmedi.
Hala daha her adımıyla yeni bir hançer
sokuyor genel başkanı olduğu iddiasındaki
CHP’ye.
Özgür Özel ekibi delege imzalarıyla,
yanında duran milletvekilleriyle partiyi
olağanüstü kurultaya götürmek istiyor.
Ancak Kılıçdaroğlu o koltukta oturdukça,
Bunun gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.
İpe un serer gibi “kurultayı toplayacağız”
diyor, iyi de ne zaman?
Özel ve ekibinin mahkemeyle gelen butlan
kararına karşı bir başka mahkemeden
isteyeceği olağanüstü kurultay isteminden
olumlu karar çıkar mı?
Çıksa bile, MHP'de olduğu gibi mahkeme
kararı Yargıtay'a taşınırsa sonuç ne zaman alınır?
Oysa halk, mutlak butlanla enerjinin
tüketilmesini değil, tüm muhalif kesimlerin
bir arada toplanmasını istiyor.
Türkiye'deki siyasi tabloya benzeyen
Macaristan'da iktidarı yakalayan muhalifetin
lideri Péter Magyar'ın, otoriter Victor Orban'a
karşı aldığı sonucun elde edilmesini arzuluyor
CHP'ye destek verenler.
Magyar, Orban'ı iktidardan hoşnutsuz kitleleri
örgütleyerek yendi.
Özgür Özel'den beklenen de enerjisini koltuk
sevdalısı Kılıçdaroğlu ile tüketmek yerine;
işçiyi, memuru, emekliyi, esnafı, özetle geçim
derdiyle parçalanan seçmen tabanın hayal
kırıklığını siyasi katılıma dönüştürmesi.
AK Parti’yi yenecek, maaşı ev kirasına bile
yetmeyen milyonları refaha taşıyacak
politikalara yönelmesi.
Toplumsal şikayetleri geniş tabanlı bir
siyasi harekete dönüştürebilecek bir liderlik
sergilemesi.