Denizli’nin Çivril ilçesinde yer alan, bölgedeki Çivril, Bekilli, Çal ve Baklan ilçelerindeki tarım alanlarına hayat veren Işıklı Gölü’nü besleyen Kufi Çayı tamamen kurudu. Büyük Menderes İnisiyatifi, yaşanan bu tehlikeye yerinde gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla dikkati çekti.
Büyük Menderes İnisiyatifi’nin (BMİ) çağrısıyla çevre gönülleri ile Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği ve Murat Dağı Yok Olmasın Platformu üyeleri kuruyan Kufi Çayı’nın yatağında basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan BMİ yöneticisi Ahmet Ergun, yanlış su kullanımı, inşa edilen göletler ve HES’lerin can suyu Kufi Çayı’nı kuruttuğunu belirtti.
ACİL EYLEM PLANI ÇAĞRISI
Kufi Çayı’nın havzanın en önemli su kaynaklarından Işıklı Gölü’nü beslediğini, yaşam ile ölüm arasındaki sınırdan seslenerek büyük tehlikeyi dile getirdiklerini vurgulayan Ergun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler Işıklı Gölü yaşamdır, kararmasın derken, gözlerimizin önünde yok olmaya doğru giden bir canlı yaşamın kurtarılması için acil önlem ve eylem çağrısında bulunuyoruz. Büyük Menderes Nehri ve havzası 9.000 yıldan beri çeşitli uygarlıkların doğduğu alanları kapsamaktadır. Havzada var olan uygarlıklar ekonomide, ticarette, yapılaşmada, alışverişte derin izler bırakmışlardır. Yaratılan kentler ve kültürler gelecek nesillere miras olmuştur. Dinar’dan Ege Denizi’ne uzanan bugünkü Büyük Menderes, Batı Anadolu’nun en uzun akarsuyudur. Üzerinde Işık Gölü ile birlikte 3 ayrı baraj vardır. Işıklı Gölü yukarı havzada, Adıgüzel ve Cindere barajları orta havzada yer almaktadır. Nehir üzerindeki hidroelektrik santrallerin sayısı giderek artmaktadır Gökgöl’den itibaren aşağı havzaya kadar barajlar ile göletler, elektrik üretimi ve tarımsal sulama amaçlı kullanılmaktadır.”
“KÜFİ ÇAYI TAMAMEN KURUDU”
Kirlilik, kuraklık ve susuzluğun giderek arttığını belirten Ergun, “Daha 20-25 yıl öncesine kadar Küfi Çayı belirli bir debinin altına düşmeden akmaktaydı. Akdağ’dan ve Dinar üzerinden gelen kaynaklar Işıklı Gölü’nü beslemekteydi. Nehrin doğal akışı Adıgüzel’e doğru giderken tarımsal sulamada rahat bir şekilde yapılmaktaydı. Işıklı Gölü yeterli suyu her zaman alabilmekte, su akışı aşağı havzaya Çal’a doğru gidebilmekteydi. Bugün gelinen noktada can suyunun dahi görülememesi söz konusudur. Küfi tamamen kurumuştur. Canlı yaşamı, balıklar, kurbağalar susuzluk sonucu ekosistemin tamamen bozulmasıyla yok olmuşlardır. Işıklı gölü ise imdat çığlığını atalı hayli zaman olmuştur” dedi.

“RESMİ KURUMLARIN AÇIKLAMALARI EKSİK VE YANLIŞ”
DSİ ve resmi kurumların sorunun yalnızca kuraklık ve köylünün yanlış sulama yöntemlerinden kaynaklandığını iddia ettiğini, ancak bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığı söyleyen Ergun, Dinar sonrası Küfi Çayı güzergahında 12 farklı noktada yapılan gölet ve küçük sulama barajlarının suyu önde tuttuğunu, Büyük Menderes Havzası’nın Afyon, Uşak, Burdur, Denizli ve Aydın illerini kapsayan bütünleşik bir su yönetim planından yoksun olduğu ifade etti.
Kuraklığın bir kader olmadığını, 20. yüzyılda insan müdahalesinin yol açtığı küresel bir bozulmanın sonucu yaşandığını kaydeden Ergun, sorunun çözümü için Büyük Menderes İnisiyatifi’nin önerilerini şöyle açıkladı:
Bütünleşik havza yönetimi zorunlu hale getirilmeli. Damlama sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, kurumlar bu konuda baskı altına alınmalı. Nehrin doğal akışını engelleyen tüm gölet, baraj ve su tutucu yapıların kaldırılması sağlanmalı. Kirlilik yaratan meyve suyu fabrikası ve balık çiftliği atıklarına karşı etkin mücadele edilmeli.”