Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de çıkan yangında eşi Kübra ve kızı Alya’ya kaybeden Hilmi Altın, yaşadığı acıyı “Ben her sabah kahvemi mezarlıkta içiyorum. Bu acıyı hiçbir psikolog taşıyamıyor” sözleriyle dile getirdi. Gelini ve torunu için aylardır gözyaşı döken dede Ahmet Altın da “Biz her gün ölüyoruz. 'Taksir' suçu ne demek? Kasten öldürdüler. Kısasa kısas olması, İdam edilmeleri lazım” dedi.
78 kişinin hayatını kaybettiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davanın yedinci duruşması yapıldı. Aralarında otelin sahibi ve belediye yetkililerinin de bulunduğu 19’u tutuklu 32 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, yangında yakınlarını kaybedenlerin sözleri yürekleri dağladı.
AHMET ALTIN: İDAM EDİLMELERİ LAZIM
Yangında gelini Kübra ve torunu Alya’yı kaybeden Denizli Sosyal Hizmetler eski Müdürü Ahmet Altın, “Buradaki katillerin ihmalleri yüzünden, para hırsları yüzünden, benim 9 yaşındaki yavrum cayır cayır yandı. Evlatlarımız 1 defa öldü, biz her gün ölüyoruz. Ben 42 yıllık devlet memuruyum. Bunun 12 yılı il müdürlüğü ile geçti. ‘Taksir’ suçu ne demek? Kasten öldürdüler. Kısasa kısas olması, idam edilmeleri lazım” dedi.
HİLMİ ALTIN: ACIMI HİÇBİR PSİKOLOG TAŞIYAMIYOR
Yangında eşi ve kızını kaybeden Hilmi Altın da “Ben her sabah kahvemi mezarlıkta içiyorum. Bu acıyı hiçbir psikolog taşıyamıyor. Bu yaşadıklarımız taşınacak bir yük değil. Ağırlığı git gide artıyor. O gece biz dumanların içinde boğulurken kimse bize el uzatmadı. Tesadüfen çıktık biz oradan. Ben 10 metreden aşağı kendimi bırakırken eşim ve kızımı aşağıda olduklarını düşündüm. Otelden çıktığımda yapayalnız kaldım. Siz bizi diri diri yaktınız. Size son bir sözüm, artık itiraf edin” diye konuştu.
Eşi ve kızı gibi yiten canlar için sorumlulara beddua ettiğini kaydeden Altın, “Benim için bu dava ilk günden beri çok net. Bu otelin açılmasına, açık kalmasına göz yuman herkes katildir. Bu cezasızlık düzeninin sonucu olarak yandık. Başlarına hiçbir şey gelmeyeceklerini düşündükleri için pervasızca davrandılar. Bizim canlarımız yanarken, bunlar başka otellerde karınlarını doyuruyorlardı” ifadelerini kullandı.
30 EKİM’E ERTELENDİ
Sanık müdafileri de müvekkillerinin savunmalarına katıldıklarını, mahkumiyete yönelik mütalaayı kabul etmediklerini belirterek, sanıkların tahliyelerini ve beraatlerini, heyet aksi kanaatteyse lehe olan hususların kullanılmasını talep etti.
Zaman zaman müşteki ve avukatlarının, sanık ve müdafilerine tepki gösterdiği duruşmaya 30 Ekim’e kadar ara verildi.