CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan sorunların nedenlerinin, su kaynaklarının kullanım planlamasının ve HES projelerinin tarımsal sulamaya etkilerinin araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.
Özellikle yaz aylarında yaşanan tarımsal sulama problemine dikkati çeken CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin suya erişim, adil tahsis ve etkin sulama altyapısına bağlı olduğunu vurgulayarak, iklim kriziyle birlikte derinleşen kuraklık riskinin artık yalnızca meteorolojik bir başlık değil, doğrudan kamu yönetimi, üretim güvenliği ve kırsal yaşam meselesi haline geldiğini belirtti.
Araştırma önergesinin gerekçesinde, Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ilde toplam tarım alanının 376 bin 738 hektar olduğu, sulanır ve sulanabilir alanın 194 bin 158 hektara ulaştığı, toplam sulanan alanın 167 bin 477 hektar, sulamaya açılacak alanın ise 26 bin 681 hektar olarak belirtildiği ifade edildi.
Bu büyüklüğün sulama altyapısındaki her aksamanın üretimden çiftçi gelirine, gıda fiyatlarından kırsal istihdama kadar geniş bir etki alanı yarattığını vurgulayan Karaca,“Denizli’de mesele yalnızca yağışın azlığı değildir. Mesele suyun nasıl planlandığı, nasıl tahsis edildiği, altyapının ne kadar verimli çalıştığı ve üreticinin bu sürecin neresinde bırakıldığıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“KURAKLIK VE SU YÖNETİMİ AYNI MASADA ELE ALINMALI”
Sulama sorununun bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini dile getiren Karaca, iklim krizi ve kuraklık riskinin sulama planlamasını daha kırılgan hale getirdiğini, bu nedenle depolama, tahsis ve kullanım kararlarının şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir bir çerçevede yürütülmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.
Denizli’de su kaynaklarının yalnızca bugünün değil, gelecek üretim sezonlarının da güvencesi olduğunu anlatan Karaca, kamu yararı odaklı su yönetimi anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
HES PROJELERİ İÇİN KÜMÜLATİF ETKİ VURGUSU
Araştırma önergesinde, Denizli’de tarımsal sulamayı etkileyen bir diğer başlığın da su rejimi üzerinde etkili enerji projeleri olduğu belirtildi. HES projelerinin sulamaya etkisinin tek tek tesisler üzerinden değil, havza ölçeğinde ve kümülatif etki yaklaşımıyla incelenmesi gerektiğini aktaran Karaca, bu kapsamda DSİ’nin yayımladığı proje listelerinde Denizli’ye ilişkin farklı kayıtlar bulunduğuna işaret etti.
Bir tabloda Denizli için 12 kayıt yer aldığını, proje adları esas alındığında bunun 11 benzersiz projeye karşılık geldiğini, bir başka tabloda ise Denizli için 18 kayıt bulunduğunu belirten Karaca, Denizli’deki HES envanterinin tek bir şeffaf çerçevede toplanması ve tarımsal sulamaya gerçek etkisinin bilimsel ölçütlerle ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
“SUYU TARIM-ENERJİ-EKOSİSTEM DENGESİYLE YÖNETMEK ZORUNDAYIZ”
Meclis araştırması kapsamında DSİ’nin havza bazlı su tahsis süreçlerinden sulama altyapısındaki kayıp-kaçaklara, sulama birliklerinin işletme kapasitesinden kuraklık risk yönetimine, yeraltı suyu baskısından HES projelerinde çevresel akış ve su kullanım hakkı uygulamalarına kadar çok boyutlu bir inceleme yapılması gerektiğini anlatan karaca, sözlerine şunları ilave etti:
“Denizli gibi sulamaya bağımlılığı yüksek bir ilde suyu tarım, enerji ve ekosistem dengesi içinde kamu yararı temelinde yönetmek zorundayız. Üreticinin toprağında kalması, gıda arz güvenliği ve doğal varlıklarımızın korunması için günü kurtaran değil, veriye dayalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Bu nedenle verdiğimiz Meclis Araştırması önergesi, yalnızca bugünün sulama sorunlarını değil, Denizli’nin tarımsal geleceğini ilgilendiren stratejik bir adımdır.”