Denizlili ressam Yalçın Gökçebağ, "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"ne layık görüldü. "Anadolu ressamı” ve "Anadolu düşlerinin ressamı" olarak anılan Gökçebağ, büyük ödüle layık görülmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
Bu yıl resim alanında “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”ne layık görülen Yalçın Gökçebağ, ödülünü Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.
ERDOĞAN’DAN “RENKLERİN ŞİİRE DÖNÜŞTÜĞÜ TABLOLAR” YORUMU
yarım asırlık sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Yalçın Gökçebağ’ın Cumhuriyetin ilk kuşak ressamlarından devraldığı hazineyi yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale döktüğünü vurgulayan Erdoğan, “Renkleri adeta şiire dönüştürdüğü tablolarında bu toprakların sesi duyuluyor. Çizgilerinde insanın ve tabiatın güzellikleri okunuyor. Özgün, canlı ve masalları andıran eserleriyle Türk resminde önemli bir yer tutan Yalçın Gökçebağ’ı tüm kalbimle kutluyorum” dedi.

“BÜYÜK ÖDÜLÜ ALMAK BENİ ŞAŞIRTTI”
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında “resim” alanında ödüle layık görülen ressam Yalçın Gökçebağ da aldığı ödülle ilgili “Ben şuna sevindim. Yani bana yıllarca hep ‘Anadolu ressamı’, ‘Anadolu düşlerinin ressamı’ diyorlar. Dolayısıyla yani sanki bir ‘Anadolu ressamı’ gibi nitelendiriliyorum. Bununla ilgili olarak da böyle büyük bir ödül almak beni hakikaten şaşırttı. Kendi kendime ‘Bana mı?’ diye. Ben yaptığım işlerde tabii, ‘Çok büyük ressamım’ falan hayatta demem böyle bir şey. Sanatla ilgili daha çok öğreneceğimiz şeyler var. Bir de şundan sevindim. Öğrencilerim, beni sevenler, resimlerimi evlerine asan binlerce kişi var. Onlar da sanatla gurur duydular. Ödülü sadece ben almışım gibi düşünmedim. Sanki bizim resmimiz aldı diye düşünüyorum. Ben değilim, o ödül bizim resmimize verildi. Yani o kadar önemli” ifadelerini kullandı.

ÖĞRETMENİ RESİM SANATINA YÖNLENDİRDİ
Çal-Ortaköy’de 1944 yılında dünyaya gelen Gökçebağ, ilkokulu köyde okuduktan sonra Isparta’daki Gönen Köy Enstitüsünde eğitime başladı.
Okuduğu dönemde enstitülerinin adı değişen ancak kendini “Son köy enstitülü” olarak değerlendiren Gökçebağ, arkadaşlarıyla her sabah Isparta’da gül topladı. Adı kulağa her ne kadar “romantik” gelse de gül toplamanın zorluğuyla eğitim hayatına devam eden Gökçebağ, okuldaki resim öğretmeni İsmail Gülanper’in “Sen bundan sonra gül toplamayacaksın, resim yapacaksın” demesi üzerine resme yöneldi.
Gökçebağ, öğretmeninin resimlerini İstanbul’daki Çapa İlk Öğretmen Okulu Resim Semineri’ne göndermesi üzerine kente gelerek güzel sanatlara hazırlandı, İlhami Demirci ve Malik Aksel’den eğitim aldı. Buradaki 3 yıllık eğitimin ardından Gökçebağ, Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Resim Bölümünde okumaya başladı. Eğitimini bitirdikten sonra İlköğretmen Okulunda öğretmenlik yapmaya başlayan Gökçebağ, askerlik yaptıktan sonra öğretmenliği bıraktı.
RESİM İŞİNİ AKSATIYOR DİYE EMEKLİLİĞİNİ İSTEDİLER
TRT’de sınav açılması üzerine 1971-1972 döneminde kamera asistanı olarak işe başlayan Gökçebağ, “hayatının değişmesi” olarak adlandırdığı süreci ve mesleğine olan tutkusunu da anlattı. Gökçebağ, TRT’de çalışırken, ‘resim yapıyor, işini aksatıyor’ diye emekliliğini istediklerini ve emekli olması üzerine profesyonel resim hayatına 1992’de başladığını söyledi.
Emekli olduktan sonra atölyesini açtığını ve sabahtan akşama kadar resim yaptığını anlatan Gökçebağ, “Yurdun her tarafını dolaştığım için kameramanlıkta, oralardan edindiğim intibaları, izlenimleri hep tuvale aktardım. Mesela Karadeniz’e gittim, çay bahçelerini gördüm, aşık oldum. O kadar güzeldi ki sanki senfonik müzik gibi. Adeta resmin içinden müzik fışkırır. Yaptığım resimleri çok severek, heyecan duyarak yaptım. Mesela güneyde zeytin ağaçları, portakal bahçeleri. Doğuda mesela göz alabildiğince stepler, ovalar, Ağrı Dağı… Yurt o kadar güzel ki. Bir sanatçı için en güzel yer bizim ülkemiz. Sanat için daha keşfedilmemiş hakikaten. Sanat dolu bir yer” diye konuştu.

RESİMLERİNİN BEĞENİLMLEDİĞİ DÖNEMLER
Gökçebağ, resimlerinin hiç satılmadığı, beğenilmediği, hatta ailesinin “Resim yapma, git başka şeyle uğraş” dediği dönemleri hatırladığını aktararak, şu an sanatta gelişme olduğunu ama yozlaşma tehlikesine dikkat etmek gerektiğini, bunu atlatınca “kendi resmi”ne dönülebileceğini ifade etti.
Resimle uğraşmak isteyen gençlere tavsiyelerde bulunan Gökçebağ, her mesleğin bir sürünme dönemi olduğunu ve biraz zorluk çekilmeden olmayacağını belirterek, gençlere kopya çekmemeleri, kendi resimlerini yapmak için çaba göstermeleri ve acele etmemeleri konusunda uyarılarda bulundu.

“KENDİ RESMİMİZİ OLUŞTURMAMIZ LAZIM”
Resimlerinde Anadolu’yu konu aldığına değinen Gökçebağ, “Anadolu bitmez tükenmez bir güzellik hazinesi. Bundan istifade ediyorum ve yaptığım resimleri de onun için yapıyorum. Sadece Anadolu’yu seviyorum. Mesela araba kullanırken sağa sola bakarken kaç kere şarampole düştüm. Öyle olacaksın bir ressam gözüyle. Fazla bakmışım, dalmışım ekin biçiyorlardı ‘hop’ diye şarampole düşmüştüm. Tarlanın göbeğine kadar gittik” dedi.
Gökçebağ, “Kendi resmimizi oluşturmamız lazım. Mesela çağdaş resim, çağdaş Türk sanatçısı yok daha. Ülkelerin kendilerine sanatları var ama bizim yok daha. Niye yok? Çünkü. İşte bu yüzden yok. Kendi resmimizi yapamıyoruz. Daha gelmedik oraya ama yapılıyor. Yani çok değil, az zaman sonra bizim de kendi resmimizi yaptığımızı göreceğiz inşallah” değerlendirmesinde bulundu. (AA)