Doğa ve Çevre Vakfı (DOÇEV) kuruluşunun 30’uncu yılını düzenlenen bir etkinlik ile kutladı. Etkinlikte konuşan DOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Abalıoğlu, “1996 yılından bu yana dikimini yaptığımız 600 binden fazla ağacımız var” dedi.
Kentin farklı bölgelerinde, çeşitli nedenlerle zarar gören alanlarda yaptığı ağaçlandırmanın yanı sıra doğa ve çevreye yönelik faaliyetler DOÇEV, kuruluşunun 30’uncu yılını vakıf binasında düzenlenen etkinlikle kutladı. Etkinliğe Vali Yavuz Selim Köşger, Denizli Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanvekili Ali Marım, DOÇEV Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Abalıoğlu, Abalıoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Abalıoğlu, iş insanları ve davetliler katıldı.
DOÇEV’İN ÖYKÜSÜNÜ ANLATTI
Etkinliğin açılışında konuşan İsmet Abalıoğlu, vakfın kuruluş öyküsünü paylaştı. 5 Eylül 1994’de babası Cafer Sadık Abalıoğlu’nu kaybettiğini anımsatan Abalıoğlu, “Yurt dışında uzun süre çalıştığımız bir aile babamın adına ülkesinde 5 ağaç dikmiş ve sertifikasını bize getirmişti. Bu bizi çok duygulandırdı ve biz de böyle bir oluşumu gerçekleştirebilir miyiz diye düşündük. Fikri olgunlaştırıp adım atmadan önce uzun süre geçti. Hatta bir gün ailece görüştüğümüz arkadaşlarımıza danıştık. ‘İsmet sen varsan biz de varız’ dediler ve o gün doğa ile ilgili bir oluşuma öncülük etmeye karar verdim. Çalışma arkadaşlarımızla yaptığımız toplantıda bunun bir dernek değil, vakıf olmasının daha uygun olacağını ve isminin de Denizli Orman ve Çevre Vakfı (DOÇEV) olmasını karara bağladık” dedi.
Sonraki yıllarda çalışma alanını genişletmek adına vakfın adının Doğa ve Çevre Vakfı olarak değiştirildiğini belriten İsmet Abalıoğlu, şunları söyledi:
“O zamandan bu yana da 600 bin ağacımız var. ‘Bir ağaç geleceğe yazılmış bir mektuptur’ diyen yazar ve şair Halil Cimra’nın sözünü hayata geçirerek geleceğe yatırım yaptık. Çocuklarımıza çevreyi doğayı anlatmak için eğitim çalışmaları yapıyoruz. Örneğin, Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile çocuklar atık pil topluyor. Bertaraf etmek için bize gönderiyorlar. Bir dönem atık kağıt topladık. DOÇEV atık kağıt ormanını oluşturduk. Elektronik atıkları topluyoruz. Dönüştürülerek değerlendirilmesini sağlıyoruz. Biliyoruz ki, doğa-insan ilişkisinde insan, yaşamını sürdürmek için doğal çevreye bağlı. Ama ona uyum sağlaması ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda onu değiştirirken insanlığı ve akıllı olması şart. Evet, doğa her şeyi bol bol verir ve hiçbir şey kaybetmez. İnsansa her şeyi sahiplenmeye çalışarak her şeyini kaybedebilir. Tıpkı dere yataklarına yapılan evleri, selde yıkılıp geçen suların kendine ait olan yerleri geri alması gibi. Anladım ki doğayı sevmek kuru bir söz olmamalı. Tutum ve davranışlarla hayata geçirilmeli. Ne mutlu bize ki biz DOÇEV ailesi olarak bunu elimizden geldiğince gerçekleştiriyoruz.”

ALİ ABALIOĞLU: DOĞA BİLİNCİ AŞILAMAK ALKIŞLAMAYA DEĞER
Ali Abalıoğlu da konuşmasında, çocuklara doğa bilincinin aşılanmasının kıymetli olduğunu vurguladı. Abalıoğlu, “‘Doğamız atalarımızdan devraldığımız bir şey değildir. Evlatlarımıza devredeceğimiz bir emanettir’ lafını bana göre DOÇEV çok iyi temsil ediyor. Burada ağaç dikmek, çevredeki atık pilleri, elektronik atıkları toplamak, çevre temizliğini sağlamış olmanın yanında bunları ekonomiye kazandırmış olmak ve bunlar kadar önemli olan küçücük yavrularımıza doğa bilinci aşılamak alkışlamaya değer. Türkiye’nin her yerinden değerli dostlarımız, arkadaşlarımız yerlerden kalkıp gelip, özellikle DOÇEV’i buluyor. Ağaçlandırmakla ilgili, böyle şeylerden bir destek vermekle gerçekten mutluyum. Kendilerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

MARIM: DOÇEV DENİZLİ’NİN GURURU
DBB Meclis Başkanvekili Ali Marım ise “Gerçekten DOÇEV, Denizli’nin bir gururu. Denizli’de 30 yıl önce, rahmetli Cafer Sadık Abalıoğlu vefat ettikten sonra evlatlarının, ülke genelinde yaşadığımız dünyayı, yaşadığımız çevreyi, evimizi nasıl koruyorsak, çevreyi de nasıl koruyabiliriz düşüncesiyle, bu vakıf kurdular. Bu vakıf kurultudan sonra, tabii yalnız orman dikme ağaç ağaç dikme değil, önce insanı eğitime, çocuğu eğitme, çevreyi zarar veren her türlü etkileri, koşulları yok etmek ve geri dönüşümü nasıl sağlarım düşüncesiyle, çok önemli projeleri imza attılar. Nice 30 yıllar diliyorum” dedi.

VALİ KÖŞGER’DEN TEBRİK
“Denizli’nin Kurtuluş Savaşı’nda müstesna bir yeri var” diyen Vali Köşger ise konuşmasında şunları söyledi:
“Denizli Kurtuluş Savaşı’nın cephede savaşanlara lojistik destek sağlayan şehirlerin başında geliyor. Bu binada bana verilen bilgiye göre, o dönemde Kurtuluş Savaşı’nda cephede savaşan askerlere bu tedaviyi lojistik destek sağlayan yerlerden birisiymiş. İsmet Bey konuşmasında birçok kavrama değindi. ‘Sanayi devrimi’ dedi, ‘küresel ısınma’ dedi, ‘iklim değişikliği’ dedi. Bunlar revaçta olan klişe sözler. Bunları artık herkes telaffuz ediyor ama Denizli’de bunu 1996 yılında fark ederek bir vakıf kurdu. Bununla ilgili iklim değişikliğiyle ilgili, küresel ısınmayla ilgili, çevre kirlenmesiyle ilgili, tabiatı, doğayı korumayla ilgili bir faaliyetin hem de bu faaliyetin bir özel sektör tarafından başlatılmış olması her türlü takdiri hak ediyor. Abalıoğlu ailesini tebrik ediyorum.
Türkiye net olarak son 10 yılda, 20 yılda, 30 yılda orman varlığını arttıran dünyadaki ender ülkelerden birisi. Yani birinci sırada Azerbaycan var, son birkaç yılda ikinci sıradayız. Orman varlığımızı arttırıyoruz. Bu noktada kagılanmaya endişeye gerek yok ama özel sektör, gönüllü teşekkürlerimiz bunun içinde yerinin olması dediğim gibi her türlü takdiri hak ediyor. İnsanımızın gönlünü bu işlerin içine katarsak daha başarılı olacağımızı biliyoruz.
Denizli her konuda önderlik ettiği gibi, yani Kurtuluş Savaşı’ndaki işlerine benzer yeni bir mücadele alanı bu. Yeni bir mücadele noktasında yani doğayı, çevreyi, dünyayı, küreyi koruma noktasında, üzerine düşen vazifeler, Denizli konumunu ve yerini belli ediyor. Ve oraya yangına bir bardak da olsa su dökme gayreti içinde olduğunun bir göstergesi. Bu anlamda DOÇEV’i, mütevelli heyetini ve bunu destekleyen bütün iş adamları ve Abalıoğlu ailesini tebrik ediyorum.”