19.09.2026, Cumartesi
18 °C / 31 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. GÜNDEM
  4. /
  5. TBB Başkanı Sağkan: Denizli Barosu’nda arama...

TBB Başkanı Sağkan: Denizli Barosu’nda arama itibarsızlaştırmadır

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 18 Haziran 2026 Perşembe - 12:43Güncelleme: 18 Haziran 2026 Perşembe - 12:44
TBB Başkanı Sağkan: Denizli Barosu’nda arama itibarsızlaştırmadır

Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök ile birlikte 12 avukatın uyuşturucu iddiasıyla yürütülen soruşturmada gözaltına alınmasının ardından baro binasında köpekle arama yapılması gündemdeki yerini koruyor. Denizli’ye gelen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, “Denizli Barosu’nun hizmet binasında köpeklerle birlikte yapılan arama ve o görüntüler maalesef arama uygulamasının delile ulaşma aracı olmaktan çıkıp, bir baroyu itibarsızlaştırma aracı haline getirilmesinin çok somut örneğidir” açıklamasını yaptı. Denizli Barosu Başkanı Ufuk kök de gerçekleştirilen operasyonla ilgili “Bu avukatlık mesleğini itibarsızlaştırmak için yapılmış bir organize harekettir” ifadesini kullandı.

Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök ile birlikte 12 avukatın, uyuşturucuyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dün jandarmanın gerçekleştirdiği operasyonla gözaltına alınması, daha sonra serbest bırakılması gündemdeki yerini koruyor.

Denizli’ye gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Denizli Barosu önünde çok sayıda avukatın da katılımıyla açıklamada bulundu. Türkiye Barolar Birliği olarak cezasızlık algısıyla mücadeleyi, cezasızlıkla mücadeleyi en temel vazifelerden birisi olarak gördüklerini belirten Sağkan, yürütülen soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin iç hukuka, ulusal ve uluslararası mevzuata, evrensel hukuk kurallarına uygun yürütülmesini talep etmenin bir ayrıcalık istemek değil, aksine hukuk devleti olmanın gereği olduğunu söyledi.

“ÇOK SAYIDA HUKUKA AYKIRILIK BULUNUYOR”

Lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gibi insan onurunu temel alan unsurların göz önünde bulundurulması zorunluluğunu hatırlatmanın temel görevlerinden olduğunu kaydeden Sağkan, “Maalesef dünkü soruşturma yöntemiyle ilgili olarak çok sayıda hukuka aykırılıkların bulunduğunu sizlerle paylaşmak durumundayım. Çünkü soruşturma yürütülen uygulamaların hukuka aykırılığı o soruşturmaları en başta adil yargılanma ilkesine aykırı hale getirmektedir ve dün bu yaşanmıştır” dedi.

“KİMSE HUKUKUN ÜSTÜNDE DEĞİL”

Sağkan, 12 avukatın gözaltısıyla başlayan sürecin kişisel nitelikli bir suç isnadıyla yürütüldüğünü ifade eden Sağkan, “Ancak bu kişisel nitelikli suç isnadına rağmen, kişilerin meslek faaliyetleri, yani avukat oldukları kişisel nitelikli bu suç isnadına rağmen kişilerin barodaki görevlerinin öne çıkartılarak bazı basın yayın organlarına sızdırıldığına şahit olduk. Tabi ki kimsenin layüsel olmadığını, kimsenin hukukun üstünde olmadığını altını çizerek vurgulamakla birlikte şu soruyu sormanın da hakkınız olduğunu düşünüyoruz. Soruşturma dosyasındaki suç isnadına baktığımızda kişilerin özellikle avukat olduğunun vurgulanması bu soruşturmaya nasıl bir anlam katmaktadır? Ne kazandırmaktadır? Kişilerin barodaki görevlerinin ısrarla vurgulanmasının bu soruşturmanın etkinliğine nasıl bir faydası bulunmaktadır? Bunların cevaplanması gerektiği kanaatindeyiz” diye konuştu.

“KISITLAMA KARARINA RAĞMEN GÖRÜNTÜLER BASINA SIZDIRILDI”

“Bu soruşturmada bir kısıtlı kararı olduğunu öğrendik. Soruşturmada kısıtlı kararları tabi ki alınabilir. Soruşturmanın daha etkin yürümesi ve bu anlamda hem soruşturmanın sonucuna dair delillerin karartılmasının engellenmesi hem de şüphelilerin haklarının savunulması bakımından bu kısıtlılık kararları dönem dönem doğru şekilde uygulanabilir. Ancak baktığımızda buradaki suç isnadı ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde kısıtlılık kararının alınmasına dair hiçbir hukuki gerekçenin bulunmadığını önemli ifade etmek istiyorum” diyen Sağkan, şöyle devam etti:

“Dosyadaki kısıtlılık kararına rağmen arama esnasındaki görüntülerin basına sızdırıldığı, arama esnasında bulunduğu iddia edilen bazı materyallerin basına sızdırıldığı, sosyal medya ve basın yayın organları tarafından da paylaşıldığına şahitlik ediyoruz. Yani kısıtlılık kararında bırakın şüphelilerin lekelenmeme hakkının, masumiyet karinesinin gözetildiğini; tam aksine soruşturma sürecinde elde edildiği iddia edilen bazı materyallerin basın üzerinden kamuoyuna servis edildiğine şahitlik ediyoruz. Avukatlar dosyada ne olduğunu göremezken, sosyal medya üzerinden kamuoyunun dosyayla ilgili bazı iddialara vakıf olduğunu görüyoruz. Ve böyle bir dosyada adil yargılanma hakkından bahsedeceğiz öyle mi? Böyle bir dosyada şüphelilerin insan onurunun korunduğundan bahsedeceğiz öyle mi?”

Haberin DevamıReklam




“BARO BİNASINA GİRİLMESİNE GEREKÇE OLAN DELİLLERİN ORTAYA KONULMASINI BEKLİYORUZ”

Arama ve el koymanın soruşturma süreçlerinin en önemli unsurları olduğunu, delillere ulaşma aracı olarak kullanıldığını söyleyen Sağkan, “Tabiki suçun niteliğine göre de kişilerin evlerinde, iş yerlerinde, araçlarında aramalar yapılabilir. Son derece doğaldır. Kimse de buna karşı çıkmaz. Tabi ki ceza muhakemesi usulüne ve evrensel kurallara uygun şekilde yürütülmesi kaydıyla. Arkamızda gördüğünüz bina Denizli Baromuzun hizmet binasıdır. Binlerce avukatın kurumsal kimliğini temsil eden bu şehirde savunmayı temsil eden meslek örgütümüzün kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütümüzün hizmet binasıdır. Bu hizmet binasına eğer girilmek isteniyorsa o zaman tabii ki elinizde sadece bir iki ihbarla değil, çok daha somut verilere sahip olmanız gerekir. Eğer baronun kurumsal makamında bir arama yapmaya niyetleniyorsanız sadece beyanla yetinemezsiniz. Bu beyanın çok daha ötesine geçen kesin somut ve inandırıcı delillerinizin elinde bulunması gerekir. Biz şimdi Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Denizli Barosu’nun hizmet binasına girilmesine gerekçe oluşturan delillerin neler olduğunun ortaya konulmasını bekliyoruz. Merakla bekliyoruz bunu” ifadelerini kullandı.

“UYGULAMA HUKUKA AYKIRI YÜRÜTÜLEN BİR SORUŞTURMA SÜRECİDİR”

Denizli Barosu ile ilgili uygulamanın birçok yönüyle hukuka aykırı olduğunu savunan TBB Başkanı Erinç Sağkan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu aşamada şunu çok açıklıkla ifade edeyim. Denizli Barosu’nun hizmet binasındaki köpeklerle birlikte yapılan arama ve o görüntüler maalesef arama uygulamasının delil, delile ulaşma aracı olmaktan çıkıp bir baroyu itibarsızlaştırma aracı haline getirilmesinin çok somut örneğidir. Denizli Barosu’nun hizmet binasında bir şey arıyorsanız orada adil yargılanma hakkına saygıyı bulursunuz. Bu baronun hizmet binasında bir arayış içerisindeyseniz orada 86 milyonun adalete erişim hakkı için mücadele kararlılığını, Denizli Barosunun hizmet binasının içerisinde bir şey arıyorsanız orada mağdurun yanında hukuksuzlukların karşısında dimdik duran bir meslek örgütü bulursunuz. Başka da hiçbir şey bulamazsınız. Maalesef dünkü soruşturma uygulaması birçok yönüyle hukuka aykırı yürütülen bir soruşturma sürecidir. En başta tekrar söyleyerek sözlerimi sonlandıracağım. Barolar ve hukukatlar olarak kimsenin layüsel olmadığını hukukun üstünde olmadığının altını çiziyoruz. Ancak soruşturma süreçlerinin ve yeterli şüphe elde edilirse yürütülecek olan kovuşturma süreçlerinin adil yargılanma ilkeleri esas alınarak yürütülmesini talep etmenin bir ayrıcalık değil, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu tekrar hatırlatır, bu sürecin hukuka uygun yürütülmesinin takipçisi olacağımızı da buradan tekrar ifade etmek isterim.”

 

KÖK: AVUKATLIK MESLEĞİNİ İTİBARSIZLAŞTIRMA İÇİN YAPILAN ORGANİZE HAREKETTİR

Gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Denizli Barosu Başkanı Ufuk kök de “Bu avukatlık mesleğine yapılmış bir saldırıdır. Bu avukatlık mesleğini itibarsızlaştırmak için yapılmış bir organize harekettir. Denizli Barosu yalnız değildir. Denizli Barosu’na yapılmış olan, bu şahsınla ilgili olan bir meseleyle ilgili yapılan arama aslında tüm avukatlara ve savunmaya yapılmış bir hamledir. Hepinize yanımda olduğunuz için mesleğimize sahip çıktığınız için çok teşekkür ederim” dedi.