Chp Pamukkale İlçe Başkanı Uğur Coşkun, Denizli Barosu Başkanı ve 11 avukata yönelik operasyonla ilgili “Bir kişi veya kişiler hakkında yürütülen soruşturma üzerinden bir meslek örgütünü, mesleğini icra eden avukatları ve savunma makamını töhmet altında bırakmak hukuka da adalete de hizmet etmez” açıklamasını yaptı.
Denizli Barosu Başkanı ve 11 avukata yönelik bu sabah saatlerinde jandarma tarafından gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonuyla ilgili açıklama yapan CHP Pamukkale İlçe Başkanı Uğur Coşkun, suçun şahsiliğine dikkati çekerek, “Bir ceza soruşturması maddi gerçeğe ulaşmak saikiyle değil Denizli Barosu’nun şimdiye kadar verdiği bu mücadelenin rövanşını almak amacıyla yapılırsa kamu vicdanında telafisi olmayan zararlar doğacağı çok açıktır” ifadelerini kullandı.
Kişi veya kişiler hakkında yürütülen soruşturma üzerinden bir meslek örgütünü, mesleğini icra eden avukatları ve savunma makamını töhmet altında bırakmanın hukuka da adalete de hizmet etmeyeceğini belirten Coşkun, şunları kaydetti:
“Denizli Barosu Başkanlığı makamında gerçekleştirilen arama, soruşturmanın içeriğinden bağımsız olarak, savunmanın kurumsal itibarını hedef alan ve kamu vicdanında derin soru işaretleri yaratan bir uygulama olmuştur. Denizli Barosu 100 yıla dayanan tarihinde her türlü hukuksuzluğun karşısında durmuş, adil yargılanma hakkı ve hukuk devleti ilkesinin tarafı olmuştur. Bir ceza soruşturması maddi gerçeğe ulaşmak saikiyle değil Denizli Barosu’nun şimdiye kadar verdiği bu mücadelenin rövanşını almak amacıyla yapılırsa kamu vicdanında telafisi olmayan zararlar doğacağı çok açıktır.
Ceza sorumluluğu şahsidir. Hiç kimse başkasının fiilinden dolayı suçlanamayacağı gibi, hiçbir kurum da bireysel iddialar gerekçe gösterilerek zan altında bırakılamaz.
Avukatlar, yurttaşların hak ve özgürlüklerinin güvencesidir. Barolar ise hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez kurumlarıdır. Bu nedenle savunma makamına yönelik her müdahale, yalnızca avukatları değil, hak arama özgürlüğünü kullanan milyonlarca yurttaşı da ilgilendirir.
Hukuk devleti; gözdağıyla, algı operasyonlarıyla ve kurumsal itibarı zedeleyen yöntemlerle değil, evrensel hukuk kurallarıyla ayakta kalır. Soruşturmalar elbette yürütülmelidir; ancak masumiyet karinesi, suçun şahsiliği ilkesi ve savunmanın bağımsızlığı gözetilmeden atılan her adım, adalete olan güveni zedeler.
Bugün savunma makamının yanında durmak, yalnızca avukatların değil, hukuk devletine inanan herkesin sorumluluğudur.”