Denizli Büyükşehir Belediye ‘DBB) Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Kefe Yaylası Konaklamalı Orman Parkı ile ilgili “mera” tartışmalar üzerine “Yıllardan beri ölü uykusuna yatmış hiçbir şeyi görmeyen insanlar bir anda her şeyi görür hale geldi. Bizden önce yapılan tesisin ruhsatı yok” açıklamasını yaptı.
DBB’nin Serinhisar İlçesi Yatağan Mahallesi yakınlarındaki Kefe Yaylası Konaklamalı Orman Parkı’nda ruhsat için yaptığı başvurunun ardından “eksiklikler var” diye başlayan süreç, “mera” tartışmasına dönüştü.
“HERKES TOPA GİRDİ”
Kefe Yaylası tartışmalarına ilişkin DBB Meclisi’nde açıklamalarda bulunan Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, “Şimdi yeni bir hikayemiz oldu. Şehrin yeni bir gündemi oldu. Yeni gündemimiz de Kefe Yaylası. Kefe Yaylası’nda herkes topa girdi. Yani her grup topa giriyor. Her grup topa vurma anlamında bir manevra içerisinde. Ama herkes kendi penceresinin boşluğundan, o küçücük dünyasından bakarak hikayeyi bir yere evirmeye çalışıyor. Fakat hikayenin bütününe bakarak bu sorun nasıl yaşandığını kimse anlatmıyor” dedi.
“KURUMLARIN BAKIŞINDA BİR ACAYİPLİK VAR”
Başlattıkları çalışmanın ardından bütün kurumların açıklama yapmaya başladığına işaret eden Çavuşoğlu, “Biz uzun süreden beri bütün kurumlarımızda, gerek iştiraklerimizde gerekse dairelerimizde mücadele veriyorduk. Bir doğruyu da tespit etmemiz lazım. 2024’te biz göreve gelmeden önceki kurum ve kuruluşların Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne bakışları, 2024 yılında 31 Mart’tan sonra biz göreve geldikten sonra kurum ve kuruluşların Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne bakışları arasında bir acayiplik var” diyerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Yıllardan beri ölü uykusuna yatmış hiçbir şeyi görmeyen insanlar, bir anda her şeyi görür hale geldi. Her gün sabah bir şeyi görüyorlar. Nasıl beceriyorlar ben de anlamış değilim. Demek ki biliyorlarmış diye düşünüyoruz. Yani öyle bir sürecin içerisinden geçiyoruz. 2016 yılında hizmete açılmış bir yerden bahsediyoruz ve 36 yıllık bir tahsisi var. Mera denilen yerde bizim tesislerimiz var. Fakat bu mera hani bugünün merası değil. 2016’da da mera, 2017’de da mera, 2015’te de mera. 2023’te de mera. Ama herkes bunun mera olduğunu 2024’ten sonra keşfetmiş. Burada binayı yapanlar fark etmemiş, binaya müsaade edenler fark etmemiş, Orman Genel Müdürlüğü fark etmemiş, aklınıza kim geliyorsa fark etmemiş. Ta ki ne zamana kadar? Ta ki birilerinin uyanıncaya kadar.
Şimdi buranın hikayesi şu: 2016 yılında bu haliyle hizmet alıyorlar. Orman Genel Müdürlüğü, ‘biz tesis için, verdik bizle alakası yok’ diyor. Biri diyor ki, oraya top yuvarlanmış ondan benim haberim yok. Ya arkadaşlar bu alanı ben yapsam Orman Genel Müdürlüğü 15 dakika sonra gelir yakama yapışır, ‘Hayırdır başkan, sen ne yapıyorsun burada’ der.”
“TESİSİN RUHSATI YOK”
Çavuşoğlu, tesisin ruhsatı olmadığını da belirterek, “Ruhsatı bile yok bu tesisin. Yani belediyenin düzenlediği ruhsat da yok. Açma, çalıştırma ruhsatı da yok biz alıncaya kadar? Öyle bir tesisten bahsediyoruz. Nasıl çalıştırmışlar? Teke nasıl çalıştırdıysa öyle çalıştırmış. Teke’ye göre her şey normal. Biz 2025’in ikinci ayında iş yeri açma ruhsatını almışız. Konaklama için de beşinci ayda ruhsat müracaatında bulunmuşuz Turizm Bakanlığı’na. Denetime geliyorlar bir çuval eksik var. O güne kadar ruhsat yok, hiç evrak yok, kayıt yok, kürek yok, herkes mutlu. Ne zaman ‘her şeyi resmiyete bağlayalım’ diyoruz oluyor. Bir çuval eksik. Hadi bir yandan başlıyoruz eksikleri giderelim. E bir bakıyoruz bizim eksikleri gidereceğimiz yer mera. Burası merayken bizim hiçbir şey yapmamız mümkün değil. Ne yapacağız? Hemen meradan burayı çıkaralım diye bir çalışmaya daha giriyoruz. 2026 Ocak ayında biz müracaatımızı yapıyoruz. İl Toprak Komisyonu’na, Mera Komisyonu’na müracaatımızı yapıyoruz. İl Mera Komisyonu karar veriliyor, bizim dosya yine unutuluyor bir yerde. Ta ki ne zaman şehir karıştı, ‘Kefe’de olay oluyor’ diyor insanlar, 8 Haziran’da onay için Tarım Orman Bakanlığı’na gönderiliyor” ifadelerini kullandı.
“MERADAN ÇIKMADAN BİR ŞEY YAPMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”
“Meradan çıkarmadan hiçbir şey yapmamız mümkün değil. Konaklatmamız mümkün değil, ruhsatımızı iptal ettiler. Ruhsat yokken sıkıntı yoktu. Biz ruhsat aldık ruhsatımızı iptal edildi” diyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bundan sonra bakanlık karar verecek. Sonra meradan çıktığı için ot parası ödeyeceğiz. Sonra Hazine’den tescil ve tahsis talebinde bulunacağız. Ondan sonra bu işler bitecek. Bundan sonra da proje çizeceğiz, onaya göndereceğiz, sonra imalatını yapacağız. ‘Hani yarın açılıverir’ diyen yarım akıllılar var, siyaset malzemesi yapanlar var; ayıptır, yazıktır, günahtır. Yatacak yeriniz yok. Yalanla siyaset yapan adamın yatacak yeri olmaz. Mezar bile kabul etmez onu. Çünkü ahlaksızı hiçbir şey kabul etmez.
Yasal olarak çalıştırmamız mümkün değil. Orada bir tane ağaç çalınsa benim adamların hepsini cezaevine atarlar. Kefe’nin hikayesi bu arkadaşlar. Kefe mera vasfı olan yere yapılan bir tesis. Proje çizilmemiş, ruhsat alınmamış. Bu tesise 2025’e kadar göz yumanlar, bizim ruhsat müracaatından sonra 50 tane eksik bulanlar, akabinde bizim ruhsatımızı iptal edenler ve sonrasında yarım ağız yürüyen işlerimiz. Geldiğimiz durum bu. Süt kadar temiziz biz. Çünkü biz her şeyi yapıyoruz, biz bugüne kadar olmayanları yapıyoruz.
Kefe’yi, oradaki tesisleri çalıştırmamız mümkün değil anlattığım gerekçelerle. Bu pazartesinden itibaren tesisi Karataş gibi, benzeri yerler gibi günü birlik açacağız. Sabah 10.00’da girilecek, akşam 20.00’de çıkılacak. Gidip konaklama yok. Gidip piknik yapabilecek vatandaş. Ama konaklama işi bakanlık evrelerinin sonuca ulaşmasından sonra olacak. İnşallah hızlı hızlı çalışırlar 2027’ye yetiştiririz.
Denizli Büyükşehir’in çalışanları ve ailesi olarak biz bir işi yapıp arkadan uydurmayacağız. Biz işi yaparken kuralına, kitabına, nizamına uyguyu yapacağız. Altı ay sonra olur, üç ay sonra olur bilmem. ‘Yaptım sonra ne olursa olsun’ diyen bir zihniyette olmayacağız. Burası bir anda şehrin gündemine oturunca Osman Başkan ‘akşamları uyumuyorum’ ben dedi. Bütün herkes Osman Başkan’ın evinin önüne çadır kurmaya kalkmış senin evin önünde oturalım biz diye. Onu kurtaralım diye anlatıverdik.”