19.09.2026, Cumartesi
18 °C / 31 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. GÜNDEM
  4. /
  5. Denizli Barosu: Hukuk siyasal tartışmaların aracı...

Denizli Barosu: Hukuk siyasal tartışmaların aracı değildir

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 22 Mayıs 2026 Cuma - 10:16Güncelleme: 22 Mayıs 2026 Cuma - 10:17
Denizli Barosu: Hukuk siyasal tartışmaların aracı değildir

Denizli Barosu, CHP hakkında verilen mutlak butlan kararıyla ilgili “Demokratik rejimlerde siyasal rekabetin asli zemini mahkeme salonları değil, millet iradesidir” denilerek, hukukun siyasal tartışmaların aracı olmadığı belirtildi.

Denizli Barosu, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başına dönmesini içeren CHP hakkındaki mutlak butlan kararıyla ilgili açıklama yaptı.

DEMOKRATİK HUKUK DÜZENİNİ DOĞRUDAN İLGİLENDİRİYOR”

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararı ve bu kararın siyasal hayata yansıyan sonuçları; yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi olarak değerlendirilemeyecek kadar önemli, demokratik hukuk düzenini doğrudan ilgilendiren bir süreçtir” ifadeleriyle başlayan açıklama şöyle:

“Demokratik toplumlarda siyasal partiler, halk iradesinin kurumsal taşıyıcılarıdır. Siyasi partilerin kongre ve kurultayları ise yalnızca parti içi organizasyonlar değil; seçme ve seçilme hakkının, siyasal temsilin ve demokratik meşruiyetin bir parçasıdır. Bu nedenle siyasal iradeye ilişkin yargısal müdahalelerde; hukuk güvenliği, anayasal denge ve demokratik istikrar ilkelerinin azami hassasiyetle korunması gerekir.

KURULTAY İRADESİ HUKUK GÜVENLİĞİ İÇİNDE KORUNMALIDIR”

Demokratik hukuk devletinin temel güvencelerinden biri; siyasal temsilin, seçim ve kurultay süreçlerinde ortaya çıkan iradenin hukuk güvenliği içerisinde korunmasıdır. Anayasa’nın 67. ve 68. maddeleri uyarınca seçme, seçilme ve siyasal faaliyette bulunma hakları ile siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.

Bu çerçevede, siyasi partilerin kurultay süreçlerine ilişkin olarak yürütülen yargısal tartışmaların; hukuk devleti ilkesi, seçim hukukunun temel esasları, demokratik temsil hakkı ve halk iradesinin korunması bakımından son derece hassas değerlendirilmesi gerekmektedir.

“YALNIZCA SİYASİ YAPIYI DEĞİL SİYASAL DÜZENİN BÜTÜNÜNÜ ETKİLER”

Seçim hukukunun evrensel ilkeleri; seçimle oluşan iradenin istikrarını, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini esas almaktadır. Demokratik süreçler sonucunda ortaya çıkan temsil iradesinin, aradan uzun süre geçtikten sonra ‘mutlak butlan’ gibi istisnai hukuki kurumlar üzerinden tartışmaya açılması; yalnızca ilgili siyasi yapıyı değil, demokratik siyasal düzenin bütününü etkileyebilecek sonuçlar doğurma riski taşımaktadır.

Haberin DevamıReklam




Hukuk devleti; öngörülebilirliği, kurumsal güveni ve anayasal sınırlar içerisinde işleyen bir demokratik düzeni zorunlu kılar. Siyasal rekabetin yargısal süreçler üzerinden şekillendiği yönündeki toplumsal kanaatin güçlenmesi ise, yargıya duyulan güven kadar demokratik kurumların meşruiyetini de zedelemektedir.

“MAHKEMELERİN GÖREVİ SİYASAL ALANI DİZAYN ETMEK DEĞİL”

Mahkemelerin görevi; siyasal alanı belirlemek veya yeniden dizayn etmek değil, anayasal düzen içerisinde hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve hukuk güvenliğini korumaktır. Demokratik toplum düzenlerinde siyasal meşruiyetin asli kaynağı, millet iradesidir.

Öte yandan seçimlerin yönetimi ve denetimi konusunda Anayasa ve ilgili mevzuat ile belirlenmiş görev ve yetki sınırlarının korunması; hukuk devleti ilkesinin ve kuvvetler ayrılığının doğal sonucudur. Demokratik süreçlere ilişkin yargısal müdahalelerde, anayasal kurumların görev alanlarına ve seçim hukukunun temel prensiplerine azami hassasiyet gösterilmesi zorunludur.

“SİYASİ REKABETİN ZEMİNİ MAHKEME SALONLARI DEĞİL, MİLLET İRADESİDİR”

Unutulmamalıdır ki; demokratik rejimlerde siyasal rekabetin asli zemini mahkeme salonları değil, millet iradesidir. Hukuk, siyasal alanı dizayn eden değil; hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir denetim mekanizması olarak varlık kazanır.

Denizli Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmanın, hukuk kurumlarının tarihsel ve anayasal sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.

Hukukun; siyasal tartışmaların aracı değil, adaletin ve demokratik düzenin güvencesi olması gerektiğini vurguluyor; hukuk güvenliğini ve demokratik toplum düzenini zedeleyebilecek her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.”