19.09.2026, Cumartesi
18 °C / 31 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. GÜNDEM
  4. /
  5. Öztürk: Soma Faciası basit bir ihmal...

Öztürk: Soma Faciası basit bir ihmal değil, kar hırsının sonucu

A- A+
D20HABER
Yayınlanma: 12 Mayıs 2026 Salı - 12:15Güncelleme: 12 Mayıs 2026 Salı - 12:15
Öztürk: Soma Faciası basit bir ihmal değil, kar hırsının sonucu

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Denizli İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Mehmet Öztürk, Soma’da hayatını kaybeden 301 madenciyi anarak, “Soma Faciası, basit bir ihmal değil; madencilik bilgi ve birikiminin yok sayılmasının, teknik bilgi ve altyapı yetersizliğinin, bilimin yerine keyfiliğin, emeğe ve emekçiye saygı yerine kar hırsının sonucudur” dedi.

Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te meydana gelen göçük sebebiyle 301 madenci hayatını kaybetmişti.

Denizli İKK Sekreteri Mehmet Öztürk de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Soma’da yaşananlar ne kaderle ne de tesadüfle açıklanabilir. Soma Faciası; bilimsel ve teknik gerekliliklerin yok sayılmasının, kamusal denetimin etkisizleştirilmesinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesinin sonucudur. İnsan yaşamı yerine şirketlerin kârını esas alan politikalar, 301 madencimizin yaşamına mal olmuştur” dedi.

Madenciliğin en ağır ve en riskli iş kollarından biri olduğunu belirten Öztürk, açıklamasında şunları söyledi:

“Soma’da yaşananlar ne kaderle ne de tesadüfle açıklanabilir. Soma Faciası; bilimsel ve teknik gerekliliklerin yok sayılmasının, kamusal denetimin etkisizleştirilmesinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesinin sonucudur. İnsan yaşamı yerine şirketlerin kârını esas alan politikalar, 301 madencimizin yaşamına mal olmuştur.

Soma Faciası, basit bir ihmal değil; madencilik bilgi ve birikiminin yok sayılmasının, teknik bilgi ve altyapı yetersizliğinin, bilimin yerine keyfiliğin, emeğe ve emekçiye saygı yerine kar hırsının sonucudur.
Madencilik; bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren en ağır ve en riskli iş kollarından biridir. Ancak yıllardır uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve piyasalaştırma politikaları; kamusal madencilik birikimini tasfiye etmiş, üretimi teknik altyapısı yetersiz, denetimsiz ve kuralsız çalışma koşullarına teslim etmiştir.

Emek sömürüsünün derinleştiği; esnek, güvencesiz istihdamın yaygınlaştığı, emek örgütlerinin etkisizleştirildiği 24 yıllık AKP iktidarı boyunca toplu işçi ölümleri tarihin en yüksek sayılarına ulaşmıştır. Aradan geçen on iki yıla rağmen ülkemizde iş cinayetlerinde bırakın bir azalmayı; madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda ve işyerlerinde güvencesiz çalışma koşulları altında yaşamını yitiren emekçilerin sayısı artarak devam etmiştir.

Haberin DevamıReklam




Oysa yaşanan iş cinayetlerinin ve iş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu çok iyi biliyoruz. TMMOB olarak hazırladığımız her raporda, düzenlediğimiz her konferansta, gerçekleştirdiğimiz her eylemde ısrarla altını çiziyoruz: Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda gerekli adımların atılması, etkin ve bağımsız bir denetim mekanizmasının oluşturulması, çalışma yaşamının kamu yararı ve emekçilerin yaşam hakkını esas alan bir anlayışla yeniden düzenlenmesi halinde göz göre göre gelen faciaların önüne geçmek mümkündür. Ancak siyasi iktidar ve sermaye çevreleri, insan yaşamını değil üretimi ve kârı önceleyen politikalarını sürdürmekte ısrar etmektedir.

Bugün hâlâ madenciler düşük ücretlere, güvencesiz çalışma koşullarına ve hak gasplarına karşı mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bunun en yakın örneklerinden birini, Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda ücretleri ve gasp edilen hakları için direnen, açlık greviyle seslerini duyurmaya çalışan Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinde gördük. Doruk Madencilik başta olmak üzere birçok işyerinde emekçiler en temel hakları için grev ve direnişlerini sürdürmektedir. Emekçileri işsizlik ile ölüm arasında tercih yapmaya zorlayan bu anlayış değişmediği sürece yeni Soma’ların yaşanmasının önüne geçmek mümkün değildir.

Soma Faciası yalnızca AKP iktidarının emek ve emekçi düşmanı politikalarının değil, aynı zamanda emeğe karşı sermayeyi, emekçilerin yaşamına karşı kar ve rantı koruyarak siyasi iktidara biat eden hukuk sisteminin de bir sonucudur.

Dava süreci boyunca yaşananlar ve mahkemenin verdiği kararlar, faciada kaybettiğimiz 301 madencinin acısı üzerine adaletsizlik ve haksızlık duygusunun daha da büyümesine neden olmuştur. Son olarak kamu görevlilerinin yargılandığı davada istinaf mahkemesinin zamanaşımı kararı vererek dosyayı kapatması, Soma’da yaşanan büyük iş cinayetinde kamu sorumluluğunun yargı eliyle görünmez kılındığını bir kez daha ortaya koymuştur. Gerçek sorumluları koruyan ve cezasızlığı esas alan bu anlayış, toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır.

Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin Soma’yı unutturmak isteyenlere rağmen 301 madencimizi, ailelerinin adalet mücadelesini ve bu düzenin yarattığı acıları unutmayacağız.”