Denizli Barosu Kadın Hakları Komisyonu’nun açıklamasında, 8 Mart’ın emeğin görünmez kılınmasına karşı başkaldırı ve eşitlik mücadelesinin yol haritası olduğu belirtildi.
Denizli Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Baro Başkanı Ufuk Kök’ün de katılımıyla basın açıklaması yaptı. “Öldürülmeseydik daha kalabalık olabilirdik”, “Ayaklarımın altına sadece cenneti değil, dünyayı da istiyorum”, “sermayeye kul, erkeğe köle olmayacağız”, “Sen, ben, biz birbirimizin çaresiyiz”, “Adresimi gizli tut failimi değil” yazılı dövizlerin yer aldığı basın açıklamasında ön çıkanlar şöyle:
● 8 Mart, kadın emeğinin görünmez kılınmasına karşı yükselen büyük bir başkaldırı, eşitlik mücadelemizin yol haritasıdır.
● 8 Mart, bugün dünyanın dört bir yanındaki kadınların hak ve eşitlik mücadelesinin simgesi; emek sömürüsüne, şiddete, eşitsizliğe ve sistematik ayrımcılığa karşı kadının yükselen sesidir.
● Tarihsel mücadelemizin temelindeki yaşam hakkımız halen canice gasp edilmektedir. Her an bir kadın şiddete uğramakta, katledilmekte, ekonomik bağımsızlığından mahrum bırakılmakta, baskılarla boğulmaktadır.
● Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin kanıksandığı, kız çocuklarının eşit eğitim hakkının gasp edildiği, kız çocuklarının tarikat ve cemaat ellerinde istismara maruz kaldığı ülkemizde kadınlar halen baskıcı, gerici ve cinsiyetçi politikaların eseri olan ayrımcılık, eşitsizlik ve şiddete karşı var olma mücadelesi vermekte; yaşamak için savaşmaktadır.
● 2025 yılında 294 kadın erkek şiddetiyle katledildi, 297 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Kadınların %61’i evlerinde, %86’sı en yakınlarındaki erkek tarafından öldürüldüler.
● Kadınları kutsal ailenin reisinden kim koruyacak? Kutsadığınız sıfatlarla kamusal alandan dışlayarak içine hapsettiğiniz daha kaç kadının evi kendisine mezar olacak? Ev içi şiddet sarmalıyla büyüyen daha kaç kız çocuğu ensest ve istismara kurban gidecek?
● Kadın cinayetleri toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ilk hedefi, erkek egemen düzenin, patriyarkanın ve cezasızlık politikalarının en kanlı sonucudur. Kadın cinayetleri etkin mücadele ile önlenebilir, önlenmediği için politiktir!
●Türkiye Cumhuriyeti CEDAW ve AİHS’e taraf, İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısıdır. Tüm bu sözleşmeler devlete “önle, koru, kovuştur, politika üret” yükümlülüklerini yüklemektedir. Devlet bu Sözleşmelerin hükümlerini uygulamak; kadına yönelik, ev içi ve aile içi şiddeti önlemek, korumak, soruşturmak ve politika üretmek zorundadır.
● İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı hukuken yok hükmündedir. Sözleşme halen yürürlüktedir. İstanbul Sözleşmesi’nin feshi değil, uygulanmama ısrarı söz konusudur.