27.06.2022, Pazartesi
18 °C / 32 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAZARLAR
  4. /
  5. Havva ALAGÖZ
  6. /
  7. HER EBEVEYNİN İDEALİ

HER EBEVEYNİN İDEALİ

A- A+

D20Haber’in değerli okurları,

Sizlerle buluştuğumuz bu ilk yazımda mesleki hayatımda sıkça karşılaştığım ‘‘bebeklikten yetişkinliğe sorumluluk bilinci nasıl aşılanır’’ sorusunun cevabını paylaşmak istiyorum.

ÇOCUKLARIMIZA SORUMLULUK BİLİNCİ NASIL AŞILANIR?

Sorumluluk, karakterin en önemli ögelerinden biridir. Sorumluluk duygusu ya küçük yaşta doğal olarak va rolan çevre nedeniyle insanın içinde yer eder ya da daha sonra dışarıdan verilen eğitimle yaratılır. Sorumluluk sahibi birey ise, yapılması gereken bir işi zamanında yapabilmek için inisiyatifi ele alıp kendiliğinden harekete geçebilen insandır. İşte bu bağlamdan bakıldığı zaman bebeklikten yetişkinliğe kadar olan süre içerisinde çocukluk döneminin; psikolojik evrimsel sürecinde bu bilinci edindirmemiz açısından kritik dönem olarak gösterilmektedir.

Her ebeveynin ideali çocuklarını kendi ayakları üstünde durabilen, kendine güvenen bir birey olarak yetiştirmektir. Çocukların kendi davranışlarının sorumluluklarını alması büyüdüğünde bir anda gelişebilecek bir durum değildir. Bu bilinç yaşamın ilk anlarından başlar ve doğal bir süreç olarak ilerler. Kişilik özelliğinin yanı sıra kazandırılan bir özelliktir. Örneğin; çocuğumuzun öz bakım becerilerini yapabilmesi, ödevleri ve proje çalışmaları, sosyal çevrede arkadaşlarına ve aile içerisindeki fertlere olan sorumlulukları ilerleyen yaşlar için çok önemli kazanımlardır. Ev ortamında sorumluk alma becerilerini geliştirme fırsatı bulamayan çocuklar okul döneminde ödevlerini ve eşyalarını sıklıkla unutan, çanta ve masalarını düzenlemekte zorlanan daha da önemlisi karşılaştıkları olaylar karşısında her zaman başkalarından yardım alma ihtiyacı duyan ve bu nedenle kendilerine olan güvenleri tam olarak gelişemeyen bireyler haline gelebilirler.

Çocuklarımıza sorumluluğu ne zaman ve nasıl öğretmek gerekir?

Çocuğun gelişimsel dönemlerine göre sorumluluklar verilmelidir. Örneğin; yemek yemesi için kaslarının gelişimini tamamlayamayan çocuğa zorla kaşık tutma becerisi edindiremeyiz, kas gelişimini tamamlayan çocuktan beklememiz daha doğru olacaktır.

ANNE-BABALAR DİKKAT!

Bir şeyleri kendi başlarına yapabilmeleri için onlara fırsat tanıyın ve fırsat tanınan çocukların da özgüvenleri aynı oranda artacaktır. Yemek yedirmeye devam ettiğimiz çocuğumuzun becerisinin gelişmesini engellemeye ve yeterlilik duygusunun azalmasına neden olacağız. Çocuklar en iyi ve güçlü gözlem yeteneğine sahiptirler. Ebeveynler çocuklarında oluşturacağı sorumluluk duygusu için kendileri öncelikle model olmalıdırlar. Gözlemleyen çocuk da ebeveyninin yere düşen çöpü kaldırdığını görür ve o davranışını model alarak geliştirir. Özellikle yaptıkları davranışların sonucuna katlanmaları için fırsat verin olumlu ortam yaratmayın yaptıkları durumun olumsuz sonucuna da katlanması için fırsat tanıyın. Örneğin; 4.sınıfa kadar ödevleri çocuğunuzla yapıp 5. Sınıfta kendi başına yapmalısın dediğinizde çocuk bocalayacaktır. Çünkü bu zamana kadar böyle bir şeyle karşılaşmamıştı. Kademeli alıştırma ya da kademeli olarak sorumluluk duygusu verilmelidir.

Çocuğunuzun becerileri ve gelişim dönemine göre sorumluluklar şöyle olmalıdır;

2-3 yaş: çocuk daha çok yeni edindiği beceriler için hevesli ve isteklidir. Hırçınlaşma ve inatlaşmaya başlayabilirler yapmak istedikleri için bu dönemde anne babaları tarafından fırsat verilmelidir. Yeterli olmamakla birlikte çatal kaşık kullanabilirler, suyu bardaktan içme gibi kas gelişimlerine uygun dönemlerde bu davranışları daha da düzelecektir.

3-4 yaş: hareket ve enerji ihtiyaçları vardır bu yaşta çocukların daha çok özbakım becerilerini yapmak için denemeler yapılabilir basit yelekleri giyme, kendi oyuncaklarını sepete koyma, hatta ayakkabılarını giyebilirler ama bağcıklarını bağlama konusunda yardım isteyebilirler sizden.

5-6 yaş; okul öncesi yaş grubudur bu yaş grubu daha çok sorumluluk almaya hazırdır ve giyinip soyunmayı kendileri yapabilir ama bu durum ebeveylerinin beklediği hızda olmayabilir. Sabırlı olunmalı ve beklenmeli, ‘‘of bu defa ben yapayım çok geç kaldık’’ demek yerine zaman yönetimi uygulayıp sorumluluğu için fırsat verilmelidir.

7-12 yaş; bu yaş dönemi çocuk için okul önemli bir yere sahiptir. Okul materyallerini unutmamak ve ev ödevlerinin takibi bu dönem için çok önemlidir. Arkadaşlık ilişkisi ve bu ilişkideki sorumluluklar. Aynı zamanda evdeki sorumlulukları da devam etmektedir; masasını düzenlemek,odasını toplamak gibi…

Evet değerli okurlar sorumlulukların çocuklarımızın hayatındaki önemini ve yaş aralıklarındaki kritik dönemleri çok önemli !!!! onlara fırsat tanımalı ve sabırlı olunmalı, bolca geribildirim vermeliyiz (yaptığı şeyi desteklemek ve olumlayıcı konuşmak ‘‘odanı çok düzenli topladığını görüyorum gibi..’’ pekiştireçleri uygun zamanda vermek ve onu önemsediğini hissettirmek önemli. Çocuklarımız sandığımızın aksine düzen ve kuralları sever.

Yazımı çok bilinen bir hikayeyle sonlandırayım:

Vaktiyle her türlü maddi imkana sahip olmasına rağmen, can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakınan bir prens vardı Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu Bir gün hükümdar ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi Bunun için bilgeye bir hafta süre verdi Bir hafta içinde bir çözüm bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı Yaşlı bilge üçbeş gün düşünüp taşındı; aklına hiçbir çözüm gelmedi Bu nedenle canını olsun kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi Üzgün ve dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla sohbet etti Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı bilgeye "Amca şu hayvanlara biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum da", dedi Bilge de zevkle kabul etti Bilge, kafası, karşılaştığı olaylarla meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken, bir koyun yavrusu kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi Aşağı inip onu çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi Bu amaçla uçurumun dibine indi Önce kuzuyu sırtına bağladı, sonra tırmanmaya başladı Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı Ama Bilge yılmadı Uğraştı, didindi, zorlandı; ama sonunda kuzuyu yukarı çıkarmayı başardı Küçük dostuna verdiği sözü tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu işe o kadar verdi ki, başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi ter etmekte oluşunu unuttu Fakat bu durum onun kafasında bir şimşek çakmasına neden oldu ve şöyle düşündü: "Bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur, bir girişimde bulunur bunu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kaplarsa, o kimse için can sıkıntısı, olayları takmak diye bir şey söz konusu olamaz" Bu gerçek, dolayısıyla hükümdarın oğlu için de geçerlidir Bilge artık kaçma fikrinden vazgeçip hemen geri döndü ve hükümdarın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu: "Hükümdarım, eğer oğlunuzun can sıkıntısından kurtulmasını hayata bağlanmasını istiyorsanız ona bir sorumluluk yükleyin, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet verin Can sıkıntısının, yaşamaktan şikayet etmenin ana sebebi başıboşluktur Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne derece ciddi, sonucu ne derece ağır olursa, kendini o derece can sıkıntısından kurtaracak, yaşama mücadelesi ve azmi o derece artacaktır "

Yazarın Diğer Yazıları
DEDİKODUNUN CİNSİYETİ YOK
29 Mayıs 2017 Pazartesi