Hayırlı ülke – D20Haber
22.06.2024, Cumartesi
25 °C / 42 °C Denizli Hava Durumu

Hayırlı ülke

A- A+

Hayallerimin toprağını eşele
Ahşap kalbimi tırmala, kımıldasın her şey
Çünkü bir kedi kadar gövdesi var kırılmış ve yorgun heveslerin
Evler kedisiz yetim
Sokaklar kedisiz üvey sayılır
Ben budalasıyım aşkın
Beni de boynu ıssız kedilerden sayın
Nasılsa ağzım var dilim yok
Kedilerimin kardeşiyim
İnceliği ve mahcubiyeti onlardan öğrendim
Beni turnasız türkülerin
Beni solgun bir kedinin kalbinde unuttular.

Haydar ERGÜLEN

“Bir ulusun büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara nasıl davrandıklarına bakarak anlaşılabilir”
Mahatma GANDHI

“Sokaklar kedisiz üvey sayılır” diyor Haydar Ergülen ve evler kedisiz yetim!
Çocukluğumda bütün evlerin kedisi vardı. Ninelerimiz sakız kokulu başörtüleri ve kucaklarında mırıldanan kedileriyle gelir gözümün önüne hep evin hayatında divanda otururken. Hepsinin adı vardı, rengine ya da karakterine uygun. Füme koymuştu adını Zeliha babaanne mesela söyleyemese bile. Duman dese olurdu ya Hüme derdi belli ki çocuklar zamane, modern isim koymuşlardı akıllarınca. Pek yakışırdı Hüme adı o duman rengi kediye. Evin kedisi idi evin insanından farksız! Emine babaannenin de Pamuk kedisi vardı yine hep kucağında severken hatırladığım. Evler kedisiz yetim kalırdı hakikaten.

O evlerde tek bir fare olmazdı bahçede tuvalet ve ambarlar, kilerler bulunmasına rağmen.
Sokaklarda da gezerdi kediler, köpekler. Ama hep bir doğal ortam sağlanırdı. Evcilleşme tam anlamıyla buydu ev yaşamına uyumlanmışlardı.
Nerde çokluk orda …kluk misali insan, ev, apartman, şehir, beton çoğaldıkça kedi ve köpek popülasyonu da feci şekilde arttı. Sanki çiftleşmeleri de hormona batırılmış gibi eskiden mart kedisi kavramı varken, şimdi her mevsim yavru kedi görür olduk. Yeşil katliamı ormandaki, bağlardaki, dağlardaki canları da şehrin kasvetine tıktı, sıkış tıkış bir hayatta birbirimize tahammül edemez olduk.
Ellerinden aldık tüm yaşam alanlarını ve yerine yenisini koymadan sokaklarda aç, sefil, sağlıksız çoğalmalarını izledik. Kedi, köpek severler alabildikleri kadarını evlerine aldılar, gerisi sokaklarda kaldı.
Tekmeyle kedi köpek öldüren caniler de böylece caniliklerini sergileyebilecekleri bedava malzeme buldular nasılsa cezası da yok!
Sonra birilerinin fikri geldi çıktı “çok çoğaldı bunlar, uyutalım yani öldürelim” buyurdular.
Sebep “ insanların sağlığı için”!
Sen kimsin de bir canı hakkınmış gibi almaya kalkışıyorsun? Bunun adı cinayet, var mı ötesi?
2004 yılında kabul edilmiş 5199 numaralı kanunda diyor ki;
“Madde 6- Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır”
(Bu maddelerin bir kısmını aşağı aldım dileyen okuyabilir ayrıca internetten tamamına da ulaşabilir ve ulaşınız mutlaka!)
Beni de sokakta bir köpek ısırdı geçen sene ve kuduz aşısı oldum beş tane ve tetanos. Bana olmasa iyiydi arkadaş bu kadar hayvan severken demedim mi dedim. Ama gidip köpeği vurmadım. Bulabilseydim kuduz takibi yapılacaktı, kuduzsa tabii ki uyutulacaktı. Bu da zaten kanun maddelerinde belirlenmiş. Ve beni bir köpek ısırdı diye hayvanları sevmekten vaz geçmedim.

Dönelim kanuna tekrar, diyor ki;
“Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.
Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları ile burada çalışan personelin niteliğine ilişkin hususlar ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazine’ye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.”

Tüm yaratılanlar bir arada yaşamakla mükellefiz. Kimse kimsenin kralı değil, hiçbir canlı diğerinin üstünde ve hizmetinde değil. Öyle insan da kendine böbürlenerek taktığı isim gibi “eşref-i mahlukat”, yani yaratılanların en şereflisi falan da değil. Hatta en acımasızı, hatta en kötüsü, hatta en vahşisi.
Şimdi madem meselemiz üzüm yemektir, bağcı dövmek değildir, yapılacak şeyler kanun ışığında şunlardır fikrimce;
- Bütün ilçelerin (Denizli için) yani 19 ilçenin belediyeleri, geniş araziler içinde sağlıklı, veteriner hizmetlerine, donanımlı klinik ünitelerine sahip, hayvanların serbestçe dolaşıp, sağlıklı yaşayabilecekleri bakımevlerini aciliyetle kurmalıdırlar (Büyükşehirin kurduğu gibi).
Zaten bu kanunla mecburidir fakat cezai işlem yapılmadığı için belediyeler hala kulak şapırdatıyorlar bu konuda. Cezai müeyyideler acilen devreye sokulmalıdır.
- Bu bakımevleri aynı zamanda veteriner hekimliği ve sağlık çalışanı istihdamına da fayda sağlayacaktır.
- Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar sağlıklı ve kontrollü şekilde alınıp kısırlaştırılarak bu alanlarda yaşamaları sağlanmalıdır.
- Bakımevleri gerçek anlamda bakımevi olmalı ve her an ziyaretçilere açık olmalıdır.
- Çipleme ve kısırlaştırma işlemleri disiplin ve ciddiyetle yapılmalıdır
- Kısırlaştırılmış ve aşılanmış kedi ve köpekler (sağlıklı olanlar ve saldırgan olmayanlar) alındıkları bölgelere bırakılabilir.

Bu memleket Hayırsızada katliamını gördü 1910’da. Seksen bin köpek aç susuz ıssız bir ada olan Sivri Ada’ya sürgün edildi ve burada aç susuz ölmeleri izlendi. Halk yemek ve su taşıyabildiği kadar taşıdı ama yetemediler. Adanın adı Hayırsızada olarak kaldı. O zamandan bu yana farklı şekillerde topluca kaç on binlerce can öldürüldü bilmiyoruz. Doğasını elinden aldıysan, yaşama alanı yaratmak zorundasın tüm canlara.
Sağlığını tehdit etme ihtimali var diye, ya ısırırsa korkusuyla günahsız on binlerce canı öldürmek hangi akla hizmettir.
Buyrun daha 15 saat önce bir cani erkek daha eski eşini, kayınvalidesini ve kayınbiraderini öldürdü. Şimdi öldürme ihtimali var diye tüm erkekleri uyutalım mı?

Aklımızı başımıza toplayalım ve tüm yaratılanların birlikte yaşama hakkını teslim edelim, ortam yaratalım ve ilçe belediyelerimizi Denizli özelinde barınaklar için zorlayalım. Diğer illerin de öncüsü olalım dilerim. Büyükşehirin barınağı bence tüm ülkeye örnek olabilecek büyüklükte ve kalitede hep yazıyorum biliyorsunuz, gidiniz, görünüz. Özellikle veterinerleri, idarecileri ve sağlık ekibi, bakım ekibi hepsi özveri ile çalışıyorlar. Bunu önce ilçelere sonra da tüm ülkeye yaymak için hepimiz az çok elimizden geleni yapmalıyız.
Hayırsızada’yı hayırlı ülkeye çevirmek çok zor değil.
Kedisiz, köpeksiz bu coğrafya neşesiz, cansız!

*****KANUN NUMARASI: 5199 HAYVANLARI KORUMA KANUNU
Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması
Madde 6- Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır.
Güçten düşmüş hayvanlar ticarî ve gösteri amaçlı veya herhangi bir şekilde binicilik ve taşımacılık amacıyla çalıştırılamaz.
Sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
****Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.
Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları ile burada çalışan personelin niteliğine ilişkin hususlar ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.
Hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. Tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca uygun tesisler ilgili Bakanlığın/İdarenin izni ile yapılır.
Yasaklar
Madde 14- Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır:
a) Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, (…)8 dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.
b) Hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak.
c) Hayvan bakımı eğitimi almamış kişilerce ev (…)8 hayvanı satmak.
d) Ev (…)8 hayvanlarını onaltı yaşından küçüklere satmak.
e) Hayvanların kesin olarak öldüğü anlaşılmadan, vücutlarına tedavi maksatlı olmayan müdahalelerde bulunmak.8
f) Kesim hayvanları ve 4915 sayılı Kanun çerçevesinde avlanmasına ve özel üretim çiftliklerinde kesim hayvanı olarak üretimine izin verilen av hayvanları ile ticarete konu yabani hayvanlar dışındaki hayvanları, et ihtiyacı amacıyla kesip ya da öldürüp piyasaya sürmek.
g) Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak.
h) Tıbbî gerekçeler hariç hayvanlara ya da onların ana karnındaki yavrularına veya havyar üretimi hariç yumurtalarına zarar verebilecek sunî müdahaleler yapmak, yabancı maddeler vermek.
ı) Hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmak, uygun olmayan koşullarda barındırmak.
j) (Değişik:9/7/2021-7332/5 md.) Hayvanlara cinsel saldırıda bulunmak veya tecavüz etmek.
k) Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek.
l) (Değişik:9/7/2021-7332/5 md.) Bakanlıkça belirlenen tehlike arz eden hayvanları üretmek, sahiplenmek, sahiplendirmek, barındırmak, beslemek, takas etmek, sergilemek, hediye etmek ve bunların ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak.
m) (Ek:9/7/2021-7332/5 md.) Hayvanlara işkence yapmak veya acımasız ve zalimce muamelede bulunmak.
n) (Ek:9/7/2021-7332/5 md.) Ev hayvanını terk etmek.

Yazarın Diğer Yazıları
Bayram kime geldi?
17 Haziran 2024 Pazartesi
Rant kuyusu
11 Haziran 2024 Salı
Mutluluğun resmi
3 Haziran 2024 Pazartesi
Asker oldum piyade
20 Mayıs 2024 Pazartesi
Etimoloji
13 Mayıs 2024 Pazartesi
Belki yine
6 Mayıs 2024 Pazartesi
Ölüm gibi bir şey
29 Nisan 2024 Pazartesi
Apolitik kuşak
15 Nisan 2024 Pazartesi
Eflatun saçlı kız
8 Nisan 2024 Pazartesi
Günaydın Türkiyem
1 Nisan 2024 Pazartesi