15.08.2022, Pazartesi
21 °C / 34 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. YAŞAM
  4. /
  5. ASAYİŞ
  6. /
  7. İran istihbaratı adına casusluk davası başladı

İran istihbaratı adına casusluk davası başladı

Haber Merkezi - 20 Temmuz 2022 Çarşamba - 16:38 İran istihbaratı adına casusluk davası başladı

İran istihbaratının bazı muhalif isimleri Türkiye'den kaçırma planlarına yardımcı oldukları iddiasıyla tutuklanan 16 sanığın yargılanmasına başlandı.

A- A+

• İranlı muhalifleri kaçırma organizasyonunda Denizli’ye uzanan plan

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya tutuklu sanıklar ve avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan ve HSK tarafından açığa alınan tutuklu Davut Yılmaz, uzun yıllar terör ve örgütlü suçlar bürosu savcılığı yaptığını belirterek, iddianameyi saçma bulduğunu söyledi.

Yılmaz, 3 kişinin ifadesi üzerine gözaltına alındığı anlatarak, “Böyle bir olay olduğuna da inanmıyorum. Örgüt yok. 40 polisle evimi bastılar, didik didik aradılar. Casus savcıymış. Ne casusu? Boşu boşuna cezaevinde yatıyorum. İhsan Sağlam’a Denizli’ye giderken arabamı vermiştim. Keşke vermeseydim. Meğerse adam kaçırmaya girmişler” dedi.

Geçirdiği coronavirüs nedeniyle unutkanlık yaşamaya başladığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:

“Devletçi ve milliyetçi bir insanım. Hiçbir İran devlet görevlisiyle alakam yok. Terör savcılığı yaptığım dönemde şüphelilerin ifadelerinin emniyette alınmasını istemediğim için polislerle sürtüşmüştüm, bu nedenle bana kumpas kuruldu. Halen devletin savcısıyım. Açıkta da olsam devletten maaşımı alıyorum, ailem lojmanda oturuyor. Kaçma şüphem yok. Bu kumpas bir gün patlayacak. Kumpası yapanlar bir gün yargılanacak ve cezaevine girecek. Kumpasın yargı ayağı da var. Tahliyemi istiyorum.”

Savunma yapan diğer sanıklar da tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti tutuklu 3 sanığın adli kontrol şartıyla tahliyesine, diğer sanıkların ise tutukluluk hallerinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi.

HEDEF İSİMLERDEN BİRİSİ DENİZLİ’DEYDİ

İran istihbaratının kaçırılması için verdiği isimlerden birinin İran Nizami Ordusu’nda görev yapmış Albay Yaghoub Hafız olduğu, Sağlam’ın Denizli’de yaşayan muhalif isme ulaşmak için Hafız’ı Türkiye’ye getiren kaçakçıyı işkenceyle konuşturduğu ortaya çıkmıştı.

Sanjari ve Sağlam’ın, tanıştıkları Hafız’a güvenini kazanmak için İran istihbaratının peşinde olduğunu söyleyerek isterse ailesi ile başka bir ülkeye kaçırma vaadinde bulundukları, buna inanan Hafız ve ailesinin Irak üzerinden başka bir ülkeye kaçacaklarını düşünürken 17 Şubat 2019’da kaçakçılar tarafından İranlı istihbaratçılara teslim edildiği tespit edilmişti.

İDDİANAMEDEN

Haberin DevamıReklam

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, İran istihbaratının, yurt dışı operasyonlarında “makul reddedilebilirlik ilkesi” doğrultusunda hareket ettiğine vurgu yapılarak, bu kapsamda operasyonun ifşası durumunda konunun İran ile bağlantısını inkar edebilmek amacıyla çalışmalarını yerel şahıslar/kriminal gruplar üzerinden gerçekleştirdiği aktarıldı.

İddianamede, sanıklar Davut Yılmaz, İhsan Sağlam, Metin Ergün, Morteza Soltan Sanjari, Mehmet İyigün, İsmail Sağlam, Muharrem Sağlam, Hakan Sağlam, Erdal Sağlam, Hüdaiverdi Çitak, Kamil Taçşı, Tuncay Buyurgan, Tuba Eren ve Behnaz Ebrahimihajisarayi’nin organize şekilde hareket ederek, Türkiye’ye sığınan İran uyruklu uluslararası koruma altında bulunan rejim muhalifi kişileri kaçırmak amacıyla oluşturulan suç örgütü içinde bulundukları belirtildi.

İran İslam Cumhuriyeti istihbarat servisinde görevli oldukları anlaşılan ve dosyaları ayrılan bazı şüphelilerin liderliğinde, İran’dan kaçarak Türkiye’ye sığınan ve uluslararası koruma altına alınan mağdurların tespit edildiği anlatılan iddianamede, bu şahısları hile ile korkutarak veya zorbalık yaparak yasa dışı yollardan tekrar İran İslam Cumhuriyetine götürmeyi ve İran’dan kaçanlara gözdağı vermeyi amaçlayan örgütlü yapının oluşturulduğu kaydedildi.

İddianamede, bu örgütlü yapı içinde Davut Yılmaz, “By Sağlam” adlı savunma şirketi sahibi İhsan Sağlam ve Hüdaverdi Çıtak’ın suç işlemek amacı ile kurulan örgütün yöneticisi konumunda bulundukları belirtilerek, örgüt üyelerine hiyerarşik olarak yöneticilik ve organizatörlük vasfı ile talimat verdikleri ifade edildi.

Tüm sanıkların “siyasal veya askeri casusluk” suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanıklar Davut Yılmaz, Hüdaverdi Çitak ve İhsan Sağlam’ın “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçundan 4’er yıldan 8’er yıla kadar, diğer 13 sanığın ise “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçundan 2’şer yıldan 4’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Sanıklardan Davut Yılmaz’ın ayrıca “kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçundan 5 yıldan 24,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, diğer sanıkların da “birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından 2 yıldan 24,5 yıl arasında değişen sürelerde hapislerinin istendiği belirtildi.