18.05.2022, Çarşamba
16 °C / 31 °C Denizli Hava Durumu
  1. ANA SAYFA
  2. /
  3. SPOR
  4. /
  5. FUTBOL
  6. /
  7. Uygun: Denizlispor’u kaos ortamından çıkardık

Uygun: Denizlispor’u kaos ortamından çıkardık

Engin ÜNAL / D20HABER - 18 Mart 2020 Çarşamba - 15:58 Uygun: Denizlispor’u kaos ortamından çıkardık

Denizlispor Teknik Direktörü Bülent Uygun, takımın lige iyi bir başlangıç yapmasına rağmen sıkıntılı bir süreçten geçtiğini, göreve gelmelerinin ardından futbolculardaki psikolojik yıkıntıyı gidermek ve kaos kurtulmak için çalışmalar yaptıklarını, son üç maçta alınan 7 puanla takımı kaos ortamından çıkardıklarını söyledi.

A- A+

Fenerbahçe’de futbol oynadığı yıllarda attığı goller ve “asker selamı” ile zihinlerde yer edinen, teknik direktörlük kariyerinde ise Sivasyor’u şampiyonluğa oynattığı sezon ile anımsanan Bülent Uygun ile Denizlispor’u konuştuk. Kendisine puansız geçilen 7 haftanın yarattığı yıkıntıyı, futbolcular il taraftarı kopma snoktasına getiren günleri, yeniden toparlanmayı, Denizlispor’da uzun vadeli çalışmayı isteyip istemediğini ve şampiyonluk iddiasını konuştuk. İşte söyledikleri…

“MÜDAHALELER İLE TAKIMIN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRDİK”

Türk futboluna hem futbolcu hem teknik adam olarak uzun yıllar emek vermiş bir isimsiniz. Geçmiş yıllarda Sivasspor’a bu sezon yakaladığı başarıyı yaşatan isimsiniz. Daha sonra yurt dışında çalıştınız. Yurda dönüşünüzde Kayserispor’daki kısa çalışmanızın ardından Denizli’ye geldiniz. Planlarınızda Denizlispor’da çalışmak var mıydı?

Biz antrenörlere görevler teklif edilir, nasipse çalışırız. Yöneticiler, sizin başarı oranınıza, futbol vizyonunuza bakarak tekliflerde bulunabilir. Sezon başında da ismim burayla anıldı. Sonraki değişimlerde de anıldı. O zaman değil, daha sonra gelinen süreçte nasip oldu.

Denizlispor’un 9 yıl aradan sonra Süper Lige çıkmış olması, lige dikkat çeken Galatasaray galibiyetiyle başlaması, aldığı 24 puana kadar gösterdiği performans nedeniyle herkesin gıptayla baktığı bir takımdı. Ancak bizden önceki son 7 haftadaki yaşanan demoralize olma, içeride oluşan bazı kaoslar futbolcuların performansı etkileyip sonuçlara da yansımış.

Kasımpaşa maçından iki gün önce geldik. O anda hemen değiştirebileceğimiz çok şey yoktu. O maçta gösterilen performans beni hayal kırıklığına uğrattı. Takımın bu kadar tepkisiz olabileceğini düşünmemiştim. Bunun da nedeni şuydu: Bir hoca değişimi oluyor. Futbolcular olarak üzerinizdeki yükü atmanız ve performans olarak biraz daha yukarıya çıkmanız gerekiyor. O performanstan sonra takımın bir analizini yaptık. Problemin ne olduğuna, etkiye neden tepki verilmediğine baktığımızda takımın tamamen bireysel endeksli bir oyun anlayışına sahip olduğunu, iyi performansın hep birilerinden beklendiğini, bunun da takıma büyük zarar verdiğini gördük. Bunun akabinde hamleler yaparak oyun sisteminde, oyun taktiğinde ve bir mentör, bir psikolog gibi davranıp sorumluluklar dağıttık. Bu müdahaleyle takımın çehresini değiştirmiş olduk.

“RODALLEGA VE OLCAY ÜZERİNDEKİ BASKIYI KALDIRDIK”

Sizin sözünü ettiğiniz müdahale sonuçlarını verdi ve Kasımpaşa maçını ayrı tuttuğumuzda alınan 7 puan var. Mental yaklaşım konusunu biraz daha açar mısınız? Örneğin Olcay Şahan’ı, Rodallega’yı kaybetmek üzereydi bu takım…

Sapunaru ile devre arasında yaşanan süreç, sonrasında takımın oynadığı oyun ve camianın ligde kalma arzusu ile performansa gösterilen tepki, bunun da Olcay ve Rodallega üzerinde oluşturduğu baskı, bu baskıyla birlikte onların seyirciyle bağının kopması, takım kurgusundan dağılma gibi bir sonucu ortaya çıkarmış. Zaten takım kurgusu Rodallega üzerine kurulu olduğundan o sonuç ortaya çıkmış.

Önce Rodallega’yı oynatmayarak, futbolun bir takım oyunu olduğunu, bu sürecin sadece Rodallega ile değil Rodallega’nın da arkadaşlarına yardımcı olduğu ve aynı zamanda onun klas bir lider olduğunu anlattık.

Aynı şekilde Olcay’ı da oynatmadık. Ben Olcay’ın defansif ve ön libero meziyetlerini bilen biriyim. Daha 18 yaşındayken onu Türkiye’ye getirmek istemiştim. Onun da stratejisini değiştirip, taraftarımızdan ricada bulunduk. Çünkü armanın ve formanın sahibi onlardı. Onlardan futbolcu kardeşlerimizi sahiplenmelerini istedik. Bu sahiplenmeyle de başarının geleceğini anlattık. Sağ olsunlar onlar da iki futbolcuya sahip çıkarak, takımın ayağa kalkmasına etken oldular.

“LİGİ RAHAT ŞEKİLDE BİTİRECEĞİMİZE İNANIYORUM”

Ligin üst tarafında şampiyonluğa oynayan takımın çok olduğu, aynı şekilde alt sıralarda düşmeme mücadelesi veren takımın çokluğu rekabeti artırıyor. Denizlispor buradan bulunduğu yerden bundan sonrası için sıçrama tahtası nedir?

Yıllardır Türk futbolunun içindeyim. İlk defa büyük takımların bile içinde çok olmadığı bir şampiyonluk yarışı ve aynı zamanda küme düşme potasında 7-8 takımın gezdiği bir ligi ilk defa yaşıyoruz. Şampiyonluğu belirleme bizi çok ilgilendirmiyor. Ama düşme potasındaki takımların yaptığı transferler, bununla beraber yeniden oluşan takım kurgusu, şehrin takıma sahip çıkması, krizin doğru yönetilmesi… Bunlar küme düşmeyi belirleyecek unsurlar.

Sezon başında Malatya ve Konyaspor şampiyonluğun adaylarındandır deseniz, hatta Rizespor’u da katsanız; bu üçünün de şampiyonluğa oynayabilecek potansiyelinin olduğunu görürsünüz. Ancak bugün itibariyle bakıldığında düşme tehlikesini en çok yaşayan üç takım. Eğer 7 puan almasaydık bu süreci yaşayacaklardan bir tanesi de biz olurduk. Futbolcu kardeşlerimizin duruşu, karakteri, taraftarlarımızın takımı sahiplenmesi, yaptığımız etütlerde şut atma, orta yapma, ceza sahasına girme yüzdesinin en az olduğu ortamdan çıkıp bir ay içinde en yükseğine geldik. Bunda da futbolcu kardeşlerimizin çabasının çok olduğunu söylemeliyim. Bizim bu performansımız artarak devam ederse, çor zorlu maçlarımız olmasına rağmen düşme tehlikesini hissetmeden ligi rahat bir şekilde bitireceğimize inanıyorum.

“37 PUAN LİGDE BIRAKIR”

Medyayla ilk buluşmanızda söylemiştiniz, “36-37 puan ligde bırakır” demiştiniz. Hala geçerli mi? Çünkü alt sıralardaki takımlarda kıpırdanmalar var. Bu da barajı yükseltecek gibi görünüyor.

Şimdilik öyle görünse bile 37 puanın ligi kurtaracağı düşüncesindeyim ama rahat olamayız, uykusuz bırakır.

“PROFESYONEL FUTBOLCUYSANIZ SAKATLANMAMANIZ GEREKİYOR”

Denizlispor ligin ikinci yarısında sakatlıklarla boğuşuyor. Neredeyse takımın yarısı sakat.durumda. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Profesyonel futbolcuysanız sakatlanmamanız gerekiyor. Özellikle adale sakatlığını yaşamamanız gerekiyor. Çok iyi çalışmak zorundasınız. Hocalar gelir, gider. Hocalar bazen sizi oynatmaz. Ama sizin antrenmanları en iyi şekilde yapmanız, kendinizi her zaman hazır tutmanız, eksik yönlerinizi tamamlamanız gerekir. Çünkü siz profesyonel futbolcusunuz. Dolayısıyla biz bu konularda biraz sıkıntı yaşıyoruz. Recep Niyaz’ın arka adalesinin yırtıldığı, Barrow’un kasığındaki yırtıklardan sonraki sürece baktığımızda ilk 11 içinde 8 futbolcu sakat. Bu çok büyük bir rakam. Takım olarak çok zor günler geçirmemize neden oluyor.

Hocadan ziyade futbolcunun kendi düşüncesi önemli. Biz hocaların antrenman programları, metotları hemen hemen birbirine yakındır. Birimiz 10 kilometre, birimiz 11 kilometre koştururuz. Ama herkesin bir tarzı vardır. Oyun okuma, takım kurma, sistem mühendisliği yapma; bunlardır antrenörü öne çıkaran. Bu sürece baktığımızda futbolcuların profesyonelce davranıp, profesyonelce hareket etmesiyle alakalıdır bütün bu sakatlıklar diye düşünüyorum.

“KONUŞURUZ, ANLAŞIRSAK DEVAM EDERİZ”

Bildiğimiz kadarıyla sözleşmeniz sezon sonuna kadar ama yöneticilerle konuştunuz mu? Uzun vadeli planlamalar var mı?

Öncelikli hedefimiz Denizlispor’u bulunduğu kaos ortamından çıkarmaktı. Gelirken biraz uzun vadeli konuşmuştuk ama sonradan Ali Fırat başkanın sonrada “Birbirimizi tanıyalım, görelim, ondan sonrasına bakarız” demesiyle öyle bir süreç yaşadık. Ben de saygı duydum. Başarı için ne gerekiyorsa onu yapacağımı söyledim. Sonrası için otururuz, konuşuruz, anlaşırsak devam ederiz. Mühim olan planlar, programlar, hedeflerdir. Ben anlaşma yapmış olmak için anlaşma yapanlardan değilim. Bir şehre geleyim, 3-5 milyon lira alayım, ondan sonra da “haydi bana eyvallah” diyerek çekip gideyim mantığıyla hareket eden birisi değilim. Benim için paranın çok önemi yok ama planlar, projeler, sistemler, kurumsallık ve bu doğrultuda hedeflerin bulunduğu kulüpte olmak istiyorum.

Ben, 10 sene içinde Anadolu’dan 2-3 takımın şampiyon olacağına inanan teknik direktörüm. Bunun akımını da Sivasspor ile başlatmıştık. Şampiyonlar Ligi ve UEFA’yı yaşamamız engellense de Bursaspor bunu başardı, şampiyon oldu ligde. Bunu 2-3 takımın daha başaracağına inanıyorum. Bunlardan bir tanesi de Denizlispor neden olmasın?

“BEN, TEK BAŞINA BİRİLERİNE DİKLENEN ADAMIM”

Gelirken insanlar sizi yanlış tanımıştır, bu doğaldır. Türkiye’de maalesef tanımadan sosyal medya üzerinden insanları yanlış tanıtma gibi bir eğilim var. Bizim dünümüz aynıydı, bugünümüz de aynı, yarınlarımız da aynı olacak. Duruşumuzdan hiçbir zaman taviz vermedik. Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı seven, bulunduğumuz yere hizmet eden kendine münasır bir adamım. Benim arkamda bir camia yoktur. Bir camiayı arkama alıp gider yapayım diyenlerden değilim. Ben tek başına birilerine diklenebilen, yanlışa yanlış diyebilen yapıda olduğum için eleştiriye, hatta hakarete maruz kalabiliyorum.

“DENİZLİSPOR ŞAMPİYON OLABİLİR”

Şampiyonluk için sözünü ettiğiniz üç Anadolu takımından bir tanesi Denizlispor olabilir mi? Bu kentte o potansiyeli görüyor musunuz?

Fazlasıyla var. Seyirci anlamında var, şehir zaten güzel. Tarihi kent olması yabancı futbolcunun keyif almasını sağlar. Dolayısıyla şampiyonluk neden yaşanmasın? Yeter ki o sistemi, o kurumsallığı kuralım.

“CORONAVİRÜS HEPİMİZİ ETKİLİYOR”

Coronavirüs toplumun her kesimin etkiliyor. Bir yandan da ligler devam ediyor. Futbolcular ve teknik adamlar olarak birçok psikolojik sorunla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu konuda neler söylersiniz?

Öncelikle Allah devletimizden razı olsun. Tedbirler alınıyor. Tedbirlerin alındığı ortamda devlet bize neyi uygun görüyorsa ona uyarız. Coronavirüsün dünyayı saran bir illet olduğunu hep beraber görüyoruz. Zararını en aza indirmemiz gerekiyor. Bu kaos ortamında sevginin olması gerektiğini düşünüyorum. Şu anda futbolculara, bizlere bir görev düşmüş. Panik için olan, tedirginlik içinde olan insanımıza evlerinde televizyonları başında bizleri izleyerek vakit geçirmelerini sağlayacak bir görev olduğunu düşünüyorum.

Futbolcular etkileniyor tabiki… Biz onların önlemlerini alıyoruz. Etkilenmeyen insan var mı? Yok… Demorolize olanlar var. Biz bir görevimiz olduğunu ve onu yerine getirmemiz gerektiğini anlatıyoruz. Ancak yabancılara bazı şeyleri anlatmak zor oluyor. İster istemez etkileniyorlar. Biz de etkilenmemeleri yönünde telkinlerde bulunuyoruz. Keyif alıyor musunuz? Hayır! Ortada büyük bir problem var, etkilenmeden yolumuza devam etmeye çalışıyoruz.

Liglerin ertelenmesi konusunda söyleyecekleriniz var mı?

Federasyonumuz ve devletimizde bu işi yapanların doğru karar verebileceğini düşünüyoruz, onlara biat ettik ve onların vereceği kararı bekliyoruz.