Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim dalı Başkanı Prof Dr Fazıl Necdet Ardıç, biyonik kulak uygulamasının işitme engeline kalıcı çözüm sağladığını belirtti.
Prof Dr Fazıl Necdet Ardıç, İşitme Engelliler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, hem görme hem işitme engelli olan aktivist Helen Keller’ın “Körlük insanları eşyalardan, sağırlık insanları diğer insanlardan ayırır” sözüyle işitme kaybının ne kadar önemli bir sosyal problem olduğunu vurguladığını ifade etti.
Dünya nüfusunun yüzde 5’inin rehabilitasyon gerektirecek kadar işitme sorunu bulunduğunu, bunlardan yüzde 80’inin düşük veya orta gelirli ülkelerde yaşadığını, işitme kaybının doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebileceğini kaydeden Prof Dr Ardıç, sözlerine şöyle devam etti:
“Bebeklerin konuşmasında gecikme, anlamsız sesler çıkarması, çocukların televizyon sesini çok açması, erişkinlerin yavaş yavaş insanlardan uzaklaşması, beklenmeyen sinirlilik göstermesi, konuşma yapısında bozulmalar olması işitme kaybının belirtisi olabilir. Bu tip işitme kaybı olan hastaların ilk grubu doğuştan işitme kaybı olan hastalardır. Çoğunlukla genetik nedenlidir. Yenidoğan bebeklerin hastaneden ayrılmadan işitme testi yapılmasını sağlayan uygulama bu alanda önemli bir gelişme yaratmıştır. Bu çocuklar hiç konuşma geliştirmedikleri için erken tanı ve tedavi çok önemlidir. İkinci grup hastalar ise konuşmayı öğrendikten sonra işitme kaybı olanlardır. Her yaşta olabilirler. Sinirsel tip işitme kaybı, genetik, çevresel, hastalık veya yaşlılığa bağlı olabilir. Bu iki grup hastalardan işitme cihazından faydalanamayacak olanlar biyonik kulak adayıdır.”
Biyonik Kulağın işitme problemine kalıcı çözüm sağladığını vurgulayan Prof Dr Ardıç, “Bir işitme cihazı sesi mikrofonu ile yakaladıktan sonra çeşitli işlemlerden geçirerek bir hoparlör vasıtasıyla yine ses uyarısı olarak kulağa aktarır. Biyonik Kulak ise sesi alıp işledikten sonra ameliyatla iç kulağın içine yerleştirilen bir elektrod vasıtasıyla uyarıyı elektriksel uyarı olarak iletir. Bu iletinin beynin işitme merkezinde işlenmesi ve anlamlı sözcüklere dönüşmesi yani cihaza alışılması biraz zaman almaktadır. Doğuştan işitme kaybı olanlarda alışma süresi yokken, yaşlı hastalarda bu bir yıla kadar uzayabilir. Bu yüzden işitme rehabilitasyonu hem ameliyat öncesi hem de ameliyat sonrası çok önemlidir. Cihaza uyum sağlayan çocuklar normal okullarda okumakta, erişkinler ise tekrar sosyal ortamlara dönmekte ve hayatlarına devam edebilmektedir. Hastanemizde bugüne kadar 300’ün üstünde hastaya koklearimplant takılmıştır. En küçük hasta 1, en büyük hasta 85 yaşındadır. Günümüz tıbbi teknolojisi sayesinde işitme engelliliği tarihe karışmak üzeredir” dedi.