01.10.2020, Perşembe
15 °C / 27 °C Denizli Hava Durumu

Coronavirüs alarm zilleri çaldırıyor, PAÜ Hastanesinde günlük 80-90 pozitif vaka tanısı konuluyor

Haber Merkezi - 9 Eylül 2020 Çarşamba - 10:36 Coronavirüs alarm zilleri çaldırıyor, PAÜ Hastanesinde günlük 80-90 pozitif vaka tanısı konuluyor

Denizli Tabip Odasının paylaştığı coronavirüs (COVID-19) test rakamları, salgının ilde alarm zilleri çaldırdığını ortaya koydu. Tabip odası Başkanı Prof Dr Rıza Hakan Erbay, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesinde günlük bin dolayında test yapıldığını ve 80-90 kişiye pozitif tanı konulduğunu bildirdi.

A- A+

Haziran ayında başlayan normalleşme süreciyle alınan önlemlerin gevşetilmesinin, yaz aylarında düğün, nişan, sünnet gibi törenlerin yoğun şekilde yapılmasının, sahil kentlerine gidiş-dönüşler ile bayram ve taziye ziyaretlerinin faturası eylül ayıyla birlikte çıkmaya başladı.

“ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR” DEDİRTEN TABLO

Denizli Tabip Odası Başkanı Prof Dr Rıza Hakan Erbay, gelinen noktayı özetleyen açıklamasında hem salgının boyutlarına hem sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personelin durumuna dikkat çekti. İşte o açıklama:

“Denizli’de güncel olarak COVID-19 hastalığı maalesef önceki aylara göre yüksek oranlarda seyrediyor. Pamukkale Üniversitesi Hastanemizde hastalığa yönelik boğaz ağrısı, öksürük, eklem ağrısı, halsizlik ve ishal gibi şüpheli bulguları olan günde bin civarında kişiye test yapılıyor ve yaklaşık %10 kadar pozitif test sonucu ile hastalığa yakalanmış 80-90 kişi tespit ediliyor. Bu oran geçen aylara göre daha yüksek.

“ÖNLEMLERİN GEVŞEMESİYLE ARTTI”

Belli bir düzeye kadar kontrol altına alınan hastalık 1 Haziran sonrası önlemlerin hızlı gevşemesi ve Kurban Bayramı sonrası tekrar hızla yayıldı. Yaz aylarında tatil bölgelerine hızlı akın, kalabalık bölgelerde dikkatsiz yaşam, düğünler, askere uğurlama ve törenler gibi sosyal toplantılarda önlemlere dikkat edilmemesi hastalığın yayılmasında en büyük etken. Ekonomik sebeplerle iş yaşamımın da sürmesi, hareketliliğin kısıtlanamaması izolasyonun sağlanamaması hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor.

Denizli’de yine de İç ve Güney Doğu Anadolu’daki bazı kentlerimize göre çok şükür ki daha az oranlarda hastalık mevcut şu anda. Ancak önlemlere dikkat edilmemesi durumunda hastalığın yayılması kaçınılmazdır.

“SİRENLER ÇOK YÜKSEK ÇALIYOR”

Şu anda alarm sirenleri çok yüksek düzeyde çalmaktadır. Savaşlar sırasında düşman saldırısı olduğunda acı acı yüksek sesle çalan sirenler bombalardan korunmak için nasıl sığınaklara girmeye çağırıyorsa, COVID-19 yayılım oranları da bizler için çalan alarm zilleridir. Salgın hastalıklardan korunmanın ilk temel önlemi hareketliliği kısıtlamaktır. Sığınaklar olarak kabul edebileceğimiz evlerimizde kalmak, tuzak bomba benzetmesi olarak her yerde virüs bulunabileceğinden el hijyenine dikkat etmek ve herkesten virüs bulaşabileceği düşüncesi ile sosyal ve fiziksel mesafeye dikkat etmek ve maskeyi uygun şekilde kullanmak hayati önemdedir.

“DDH’NIN %40’I, PAÜ HASTANESİ’NİN %20’Sİ COVID-19’A AYRILDI”

Devlet Hastanemizde kapasitenin yaklaşık %40, üniversite hastanesinde de %20 civarı COVID-19 için ayrılmış durumdadır. Şimdilik sadece Devlet Hastanemizde tedaviler sürdürülüyor. Umarım artmaz ama ihtiyaca göre kapasitelerin daha yüksek oranlarda COVID-19 için kullanılması mümkün olabilir.

“ASİSTANLAR NÖBETÇİ OLARAK GÖREV YAPIYOR”

Hastalığın yüksek oranda olması nedeniyle Üniversite Hastanesinde iç hastalıkları, göğüs hastalıkları ve enfeksiyon hastalıkları branşlarında uzmanlık eğitimi alan asistanlarımız Devlet Hastanesinde nöbetçi olarak görevlendirilmişlerdir. Bunun nedeni hastalığın tekrar yayılması yanı sıra Devlet Hastanesinden emeklilik ve istifalar nedeniyle hekim kaybından kaynaklanmıştır. Ülke çapında da hekim istifaları ve emeklilik istemleri bu son süreçte çok fazla artmıştır.

“HASTALIĞA YAKALANMA ENDİŞESİ EMEKLİLİK VE İSTİFALARI ARTIRDI”

COVID-19 hastalığının kontrolüne yönelik idari hatalar, halkın yeterince önemsemesi, farkındalık düşüklüğü, önlemlerin yeterince uygulanmaması, boş vermişlik ile savsaklanması gibi nedenlerle, uzun ve zorlu eğitim süreçleri sonrası iyi yetişmiş ve halk sağlığına hizmet etmeye yemin etmiş hekimlerde yorgunluk, bitkinlik, tükenmişlik, umutsuzluk ve çaresizlik duygusuna yol açmaktadır. Önlemlere kimsenin aldırdığı pek yok, bugün olmazsa yarın ben de bu tehlikeli hastalığa yakalanabilirim endişesi istifalara ve emekliliklerin erkene çekilmesine neden olmaktadır.
Ayrıca bu tehlikeli hastalıkla her an yüz yüze çalışırken söz verilen maddi ve manevi hakları da tam olarak karşılanmamakta, hastalığa yakalanan sağlık personeli için iş kazası ve meslek hastalığı uygulaması bile sağlanmamaktadır. Şurası bilinmelidir ki, halk sağlığı ve hasta hakları, hekim hakları ve sağlık personelinin korunması ile iç içedir ve birbirine bağlıdır. Hekimlerimizi ve sağlık personelimiz korumaz ve desteklemezsek halkımızı nasıl koruyabiliriz?

Ayrıca, istifa ve emekliliklere açıklama getirirsek; Mart 2020 tarihinden bu yana Denizli’deki iki devlet hastanesinden göğüs hastalıkları, anestezi, psikiyatri, radyoloji, patoloji, ortopedi, KBB, fizik tedavi ve rehabilitasyon, enfeksiyon uzmanlarından emekli olan ve izinli olup emekliliğe ayrılacak olan ya da istifa eden 10-11 uzman hekim olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.

“EN İYİ TEDAVİ HİÇ YAKALANMAMAK”

Maske, mesafe ve el yıkama önlemlerini uygulamak önümüzdeki belki de bir iki yıl kadar yaşamsal önemdedir. Çünkü henüz bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur, aşısı yoktur ve toplumumuzun %80-90 kadar bireyi henüz bu mikrop ile karşılaşmamıştır. O nedenle diyoruz ki COVID-19 hastalığının en iyi tedavisi hiç yakalanmamaktır!

İdari olarak yapılan sosyal organizasyon kısıtlamaları, denetlemeler, maske kullanımına yönelik cezalar gibi yaptırımların da yerinde olduğunu ve bu hastalığa çare bulunana ya da tarih olana kadar önlemlerin dikkatle uygulanması gerektiğini tekrar söylemeliyiz.”