Türk resim sanatının unutulmaz isimleri arasında bir Denizlili olarak o da yer aldı. Resim sanatında “1914 Kuşağı” diye bilinen bir döneme ismini verdi. Onu en güzel anlatan yorumlardan birisinin sahibi ressam ve yazar Eşref Üren’di. Üren, “Ressam İbrahim Çallı demeye lüzum yoktu. İbrahim’i de kaldırabilirsiniz. Bir Çallı demek, aklımıza hemen ressamı getiriyordu” sözleriyle anlatıyordu resim sanatının büyük ustasını.
Atatürk ile tanışan, sofrasında yemek yiyen ve portrelerini yapan Ressam İbrahim Çallı’nın anısına “Rengin Hafızası, Fırçanın Ruhu, Renklerle Yaşanmış Tutkulu Bir Hayat: İbrahim Çallı” sergisi açıldı. Haliç Tersanesi İstanbul Sanat Müzesi’ndeki Çallı sergisi 5 Nisan’a kadar açık kalacak.
Bu sergi vesilesiyle Serfiraz Ergun, T24’te bir yazı kaleme aldı. Ressam İbrahim Çallı’dan kesitler aktarılan yazı özetle şöyle:
İbrahim Çallı Türk Sanat tarihinde 1914 kuşağı diye bilinen sanatçılardan biri, en önemlilerinden. Haliç Tersanesi’nde İstanbul Sanat Müzesi’nde bu Türk resminin üstadı İbrahim Çallı’nın kocaman, iki kata yayılan bir sergisi var.
Sergide portreler, İstanbul manzaralar, nü’ler, Çallı’nın ünlü manolyaları, çiçek ve meyve natürmortları, 1930’da yapılmış, bir koltukta smokini ile oturan ünlü Atatürk resmi, empresyonizmden etkilenerek yaptığı manzaralar, toplamda 64 yağlıboya ve karışık teknik eseri, dönemleri ile ilgili de 24 büyütülmüş fotoğrafı var.
İbrahim Çallı, Denizli’nin Çal ilçesinde 1882 yılında dünyaya geldi. Ailesi İstanbul’a askeri okula girmesi için göndermişti ama o resimle ilgilendi. Rupen Seropyan’dan resim dersleri aldı. Çallı da daha sonra şimdiki adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. Kısa sürede okulunu bitirdi.
1909’da Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Kazandığı Avrupa sınavı ile Paris’e gönderildi. 1914’te I. Dünya Savaşı’nın çıkması ile Türkiye’ye geri döndü.
Duvarlarda dönemin aydınlarından, ressamlarından Çallı ile ilgili alıntılar var. Eşref Üren’inki şöyle: “…Ressam İbrahim Çallı demeye lüzum yoktu. İbrahim’i de kaldırabilirsiniz. Bir Çallı demek, aklımıza hemen ressamı getiriyordu. Türk resminde onun kadar halka mal olmuş bir ressamımızı hatırlamıyorum.”
İbrahim Çallı, Atatürk’ü tanımış olma ayrıcalığına sahiptir. Hatta sofrasında yemek yediği, kaynaklara göre altı adet Atatürk portresi yapığı söylenir. Bunların en bilinenlerinden, İBB Atatürk Müzesi koleksiyonundan olanı da işte bu sergide. Yazılanlara göre Çallı Atatürk’e; “Türk milletinin gönlündeki Mustafa Kemal’in portresini yapmama izin verir misiniz Paşam?” diye sormuş, Atatürk de “Mademki gönüllerde yaşayan Mustafa Kemal’i çizmek istiyorsun, benim modelliğime ihtiyaç yok” diye cevap vermiş.
Nurullah Berk’ten; “Nereye hangi rengi sürse orantılı, güzel ve tatlı olmuş, en önemsiz etüdü, taslağı, boyalı krokisi renk armonileriyle gözü okşayan bir sanat eseri halini almış. Birçok eserinde gözlemlenebilen düzensizlik ve kuruluş eksikliklerine rağmen bu resimlerin çekiciliği bir anda seyredenleri saran, gözü okşayan sıcaklığı ile o yetersizlikleri unutturabilmektedir.”
Bir alıntı da gazeteci Orhan Tahsin’den; “Son günlerde Yahya Kemal’in bir portesini yapıyordu. Sağlığında şair ile arası pek iyi değildi. ‘Yahya Kemal eski zevki yaşatan mehter takımına benziyor’ derdi. Ama kader onları barıştırdı. Yahya Kemal’in portresini bitirdiği gün hastalandı. Şair’in yattığı aynı hastanede o da öldü. Son sözü de ‘Yahya Kemal’in ruhu beni çağırıyor, orada dostluğumuz devam edecek’ oldu.”
İbrahim Çallı 22 Mayıs 1960 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti.
Yazının tamamına https://t24.com.tr/yazarlar/serfiraz-ergun/1914-kusagi-sanatcilarina-ismini-veren-ressam-ibrahim-calli,54140 linkiyle ulaşabilirsiniz